Eril yansımalarda ‘suskun’ kadınlar

Yeni yıla yeni başlangıç ve umutlarla merhaba. Yeni demişken, umut demişken, yeni yılın ilk yazımın konusu da kadınlar olsun istedim çünkü biliriz ki kadın hayattır. Biliriz ki kadın yaşamın mayasıdır. O maya ki özü neyse kendisine dönüşen, olan, doğurandır, anadır. O nedenle ‘kadını’ yok saymak, yaşamın denklemini yok saymak demektir. O nedenle ‘kadının temsil’ sorunsalına dikkat çekelim istedim.


Eril tahakküm altında gölgede kalan kalan ıssız kalan kadınları konuşalım istedim. Biliriz ki kadını yok sayan eril tahakkümün hoyratlığı insanlık tarihi kadar eski olsa, yıllara meydan okurcasına kendini yenilemeye devam ediyor. Öyle bir tahakkümdür ki kendini tekrar edecek bir araç bulmakta ise sorun yaşamaz. Kadını ötekileştiren toplumsal önyargılar, cinsiyetçi kalıplar; modern çağın hediyesi olan kitle iletişim araçlarıyla defalarca üretilir, dolaşıma girerek yinelenir. Dolayısıyla bu noktada medyanın sorumluluğunu hatırlatalım istedim. Peki, kitle iletişim araçları ne yapar eril yansımalarda gölgede kalan kadınlara? ‘Medya, cinsiyetçi mitlerin’, eril dilin yeniden üretiminde ‘özeleştiri’ yapmalı mıdır? Oysa ki görevi; gerçek, güncel, doğrulanmış enformasyonu objektif ve tarafsız olarak kamuoyuna aktarmada atakerkil söylemin dolaşıma girmesinde sorumlu değil midir?


Sorunsala ilişkin örnekler sonsuz. Diziler… Fark etmişsinizdir, dizilerde, kadın karakterin mutlaka ve mutlaka güzel, alımlı, ekonomik gücü olmayan, üretmeyen, edilgen, mağdur; erkek karakterin ise güçlü, zengin, yakışıklı, kadını koruyan kollayan profil üzerinden tanımlanması sizce tesadüf mü?


Hatırlayın lütfen. Eski Yeşilçam filmlerinde bir erkeğin kadına tokat atmasının ‘sevmek, kıskanmak’ olduğu stereotipleri ya da; TV programlarında, haber bültenlerinde uzman olarak görüşüne başvurulanlar neden rakamsal olarak erkekler? Kadınlar, neden hala haber bültenlerinde, hatta kadın temalı kadın programlarında mağdur, ezilen, hak arayan profilde ‘eksik’ temsil ediliyor?


Ve sinema. Eski melodram nitelikli Yeşilçam filmlerini dönemi kapandı. Yıllar geçti. Çağlar kapandı. Eril tahakküm devam ediyor hala. Sinema ve dizilerde benzer muadili kareler. Namusu için öldürülen kadınlar, şiddete uğrayan kadınlar, öldüresiye fiziksel şiddete maruz kalan, yakaran kadınlar. Hatta erkeğin şiddet gerekçesi izleyiciye romantik bir aşk hikâyesi olarak sunulur zaman zaman.


Genelleme yapmamaya özen göstermekle birlikte bazı TV programında, haber bültenleri, reklam, dizi ve sinemada neden kadın güzel, alımlı, çekici, baştan çıkartıcı, entrika, intikam, aşk, nefret üçgenin bir parçası olarak ‘tanımlanıyor’ hala? Öyleyse neden kadınlar; hala ‘edilgen’, ‘tüketim nesnesi’, ‘cinsel obje’, ‘mağdur’ ya da , ‘ezilen’ vs. kalıplarıyla temsil ediliyor?


-Otobüs, metrobüs, minibüs, kamyon, tren şoförleri neden çoğunlukla erkekler?

-Vinç operatörü kadın sayısı kaç tanedir?

Sizce onlara bu işi yalnızca erkeklerin yapmaları gerektiği ne zaman ve nasıl öğretilmişti?

-Erkek çocuklar neden mavi rengi, kızlar neden pembe rengini seçer?

- Reklamlarda neden kadınlar mutfakta yemek yapan, banyoda temizlik yapan profilde temsil edilir?


Bu örneklerin nedeni olarak tanımlanan ‘toplumsal cinsiyetçi’ söylemlere ilişkin multidisiplinler yaklaşımlar, araştırmalar, rakamlar ne diyor? Biliyoruz ki; toplumsal cinsiyetçi söylem; kadına yönelik ayrımcı, ötekileştiren eril dilin ta kendisi. Öyle ki, kadın; eril yaklaşımlarla, anlamsız mitlerle sıkıştırılmış mekânlarla tanımlanırken, kamusal alanda yok sayılmıştır adeta. Hal böyle olunca da; kadınlar hak ihlallerinin birer mağduru, öznesine dönüşmüş. Oysaki eril tahakküm altında kadınlar ‘öteki’ olmamalı, suskunluklarına son vermeli.


Farkındalık için önce eğitim. Kitle ileşitim araçları için özdenetim diyorum. Peki nasıl? Bir sonraki yazımda bu konuyu tartışmaya devam etmek üzere…


Huzurla kalın her zaman.

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.