Dağlar ve ağaçlar…

Hayat hepimizi sürekleyip götürüyor. Bir gün sonra ne olacağını bilemediğimiz zor zamanlardan geçiyoruz. Hiç bir konuda ahkam kesecek durumda değiliz. Çocukların haliyse perişan… Anne babalarına bakıp bakıp daha da endişeleniyorlar, görüyorum. Yeni bir şey söylecek halde değilim. Hayatımda hiç bu kadar üzülmemiştim. Biraz durmak, biraz bakmak, düşünmek gerekiyor. O yüzden yeni bir yazı yazmak yerine eskilerden birini paylaşmak istedim. Umarım dağlarla ve ağaçlarla tez zamanda buluşur, çocuklarımızı karanlık bir geleceğe sürüklemek yerine onlardan yayılan tertemiz sevginin ve ışığın ardına düşme cesaretine kavuşuruz.

 

 

Dağ ve ağaç

 

Düşündüm de. Otizmle tanışalı iki buçuk yıl geçmiş. Bana bazen iki buçuk asır gibi bazen iki buçuk gün gibi gelen bir zaman dilimi.

 

Zaman ne kadar göreceli. İnsanın biyoritmi ile dünyanın dönüşü arasında nasıl da garip bir paralellik ve ayrılık var aslında. Bir gün bazen bir ömür gibi gelir insana, bazen bir ömür bir an kadar kısa.

 

Otizmle tanışalı beri gözümün bakışı, kulağımın duyuşu, vücudumun işleyişi de değişti sanki. Beynimdeki kimyam değişti. Bakıp görmezmişim, duyup anlamazmışım meğer bazı şeyleri. Bedenimin içine yeniden girmeye çalışıyorum şimdilerde.

 

Oğlumla okul yoluna çıkıyoruz, giderken de dönerken de çocuklar ve anneler her yerde. Babasının elinden tutmuş yürüyen çocuk az nedense bizim memlekette.

Babalar genelde çok yoğun, çok ciddi meseleler peşinde.

 

Beden dili gerçekten çok şey anlatır ya bazen. Gözüm yoldaki annelerin bedenlerine takılıyor. Tüm sevgileriyle yavrularının ellerini avuçlarının içinde sarmalayan şefkatli anneler. Bedenlerinde hayatın telaşı, zihinlerinde belki de hiç bitmeyecek her gün yeni ilaveleriyle büyüyen bir yapılacaklar listesiyle yol alan anneler.

 

İki kişilik bir yürüyüş aslında birlikte yapılır ya. Birlikte yürümenin de ortak bir ritmi vardır ya. Olmalıdır ya. Bunu düşünüyorum. Miniklerin bedenleri onlara yetecek büyüklükte. Adımları ancak bacaklarının boyu kadar. İsteseler de bizim gibi koşamıyorlar. Annelerinse acelesi var. Menzil belli, zaman az. Resme böyle bakınca hızlı hızlı yürüyen, hatta koşuşturan annelerin, minik ellerini tutmuş çekiştirdikleri pek çok minik insan takılıyor gözüme. Biz mi onları götürüyoruz bir yerden bir yere? Yoksa peşlerine mi takılmalıyız aslında?

 

Elime bakıyorum, hızıma bakıyorum, oğluma bakıyorum. Ve duruyorum. Yalnızca o andayım. Zamanı durduruyorum.

 

Elini bırakıyorum, hadi git diyorum, ne yöne gitmek istediğine sen karar ver. Ne yapmak istediğine de. Birkaç adım özgürce yürüyor. Asfalt yolun kenarında betondan kendisine kalan minicik bir dairenin içinde yaşayan bir ağacın yanında aniden duruyor.

 

Toprağa bakıyor. “Dağ” diyor.

 

Sonra bir kelime daha çıkıyor az ama öz söyleyen dilinden. “Ağaç.” Elini yeniden tutuyorum. İkimiz birlikte kollarımızın arasına alıyoruz ağacı. Birlikte ona sarılıyoruz.

 

“Cici ağaç” diyoruz. “Tatlı ağaç.”

Şehrin en kalabalık yerinde, koskocaman bir kalabalığın ortasında yalnızız.

 

Kornalar çalıyor. İnsanlar telaşla evlerine yetişmeye çalışıyor. Etrafımıza bakmıyoruz bile. Aldırmıyoruz bize bakan şaşkın gözlere. Ağacımıza sarılıyoruz. Birbirimize.

 

Ve aklımdan geçen dilimden dökülüyor. “Seni seviyorum. Sen hep özgürce yürü, seni izlemeyi ve götüreceğin yere gitmeyi kabul ediyorum.”

 

( Sedef Erken 2010 )

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 16540

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 4281

  • Uykusuzluğa basit çözümler!
    Uykusuzluğa basit çözümler!

    Süresi : 05:25 İzlenme : 6792

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8419

  • İlişkilerde bağlanma çeşitleri
    İlişkilerde bağlanma çeşitleri

    Süresi : 27:40 İzlenme : 1415

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön