Yuvaya dönüş: Öz…

Sadece akmasına izin vermek bazen… İçimizdekinin varoluşuna tanıklık etmek. Hiçbir duygu barındırmadan dışarıdan izleyebilmek… Her varlığın içindeki o Tanrısallığı görebilmek. Ben Tanrısallık ya da Allah’ın hikmeti dediğimde bu kelimelere takılmayan, her ikisinin de anlamındaki ÖZ’de buluşabilen bir dünya… Sadece kalpten bir anlayışın hâkim olduğu, kelimelerin ötesine geçebilen bir üslup ve dünya anlayışı düşlüyorum kardeşim.


Mümkün olacak mı? Karşındaki kişinin kalbine güvenebilme imkânı… Çok zor değil aslında. Hepimiz bir zamanlar buna sahiptik. Yavaş yavaş dünya oyununda değiştik, dönüştük. ÖZ’ümüzden uzaklaştık.


Ama şimdi?

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde belki de tam ŞİMDİ yuvaya dönme zamanı kardeşim. Bak neler anlatacağım? Zaman zaman nasıl hatırladığımdan dem vuracağım. Kendi bildiklerim sana da ilham olur diye AŞK’la paylaşacağım.


Yuvan neresi mi?

Ruhun… Belki de sesini duymayı çok önce unuttuğun ruhun… Ara ara hatırlatmaya çalışıyorum. “BİZ buradayız” dediğimde her defasında, “milyarlarca ruh kardeşinle seni kucaklamak için buradayız” diyorum. Büyük bir varoluşun parçaları olduğumuzu bil istiyorum. Çok şükür ki gün içinde bana bunu hatırlatan mesajlar alıyorum, ben de seninle paylaşmak istiyorum. Belki içinde bir yerlerde bildiğin, bilmesen de hep hissettiğin şeyleri başkasından da duymaya ihtiyacın vardır. “Benim gibi düşünenler var” demek istiyorsundur dünyaya. İşte ben bunun için burada BİZ’e hizmet etmekten son derece memnunum. Kendimden, senden, BİZ’den ve yaradılıştan razıyım. Tabi ki değişmesini, dönüşmesini dilediğim onlarca şey var ve bunlar için çabalamak, hayatımı anlamlı kılıyor. Çünkü ruh yolum, hayat amacım, varoluş nedenim… Yaradanın bana bahşettikleri o kadar güzel ki, nasıl saklayabilir, sakınırım senden. Dünyaya hediyelerimi sunmak ve paylaşmak için hevesliyim kardeşim.


Hepimizin yolu O’na… Bu yolculukta senin de hediyelerin var, hatırla!

Güçlü sorular bırakacağım ortaya. Sen hazır olduğunda kardeşim, al bunları, bir kâğıda düşünmeden cevaplarını yazıver ne olur. Göreceksin ne çok faydası olacak BİZ’e!


Yaradılışımdan getirdiğim hediyelerim neler?

Sadece keyif aldığım için yaptığım, yaparken zamanı unuttuğum şeyler neler?

TEK’liğimin aynı zamanda da BÜTÜN’lüğümün ne kadar farkındayım?


Şu evrenin hafızasında kayıtlı olan sonsuz verinin küçük bir bilinç akışı parçasısın sen. Kişisel tekâmülünün insanlık adına bir devrim olduğunun farkında mısın kardeşim? Eğer bir insan kendiyle çalışır, nefsini ehlileştirebilir ve kendinin üzerine çıkabilirse, bunu yapabilmek için diğerlerine de cesaret verir. Bunu tarihte yapan binlerce kahraman var. Hepsi de yuvaya dönerek, RUH’uyla bağlantı kurarak yaptı, yapıyor bu büyük devrimi.


BİZ neden yapamayalım?

İşte bu sefer de bak yine bana bir ödev… Yazılarımı okuyorsan biliyorsun kahraman olan her birimizin yolunu. Kahramanın sonsuz yolculuğu adlı yazımda anlattığım 2015’ te buluştuğum hayat amacı cümlem: “İnsanları cesaretlendirmek için elçilik yapmaya gönüllüyüm.”


O dakikadan beri bunu yazarak yapacağımı biliyordum, hep inandım, sonsuz bir inançla çalışmaya da devam ediyorum. Önce varoluşa, sonra kendime olan inancım, hep benimle çok şükür!


Sen de inan kardeşim. Kendine öyle bir inan ki, daha önce hiç hissetmediğin kadar bir güç sarsın içini. İnsanlık için yanlış giden bir düzen gördüğünde, cennet vatanın taşı toprağı satıldığında, istilacı ve tüketmekten başka hiçbir şey bilmeyen parazitler etrafını sardığında, yuvana dön, sustur dışarının sesini, RUH’un konuşsun seninle. O biliyor. Ezeli, evveli, ebedi, hepsini… İçinden gelen sese kulak ver ve kendine inan. Cesaret gerekliyse al benim kalbimden sana akanı. BİZ buradayız… Bu çağda BİRLİK için, beraberce hakkımız olan iradi özgürlük en hayırlı şekliyle kullanılsın, dünya yeniden cennet olsun diye, BURADAYIZ…


Bu hafta beni ilhamlandıran iki farklı şey oldu, bil isterim. Biri milliyetçi bir duyguyla beni sardı sarmaladı - genelde ayrıştıran şeyler benim yazmayı seçmediğim şeyler aslında ama bu sefer çok farklı geldi- diğeri de tüm milletlerin, sınırların üzerinde bir kavrayışla içimi doldurup taşırdı. Bana güç veren, “durma, devam et” diyen bu iki sistem sesini senin de duymanı istiyorum sevgili kardeşim. İlki kuvvetle muhtemel bu ülkenin vatandaşlarının çoğunun DNA’sının içinde aynı şekilde kodlu, açığa çıkmayı bekliyor kardeşim… Milli marşımızın aşağıdaki dizeleri… Mehmet Akif Ersoy vasıtasıyla kalplerimize akan bir haykırış, boyun eğmeme ve bireyin gücünü eline alması üzerine bir tirat… Bir kez de sen dışından seslice oku kendine!


Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?


Nasıl hissediyorsun sor kendine!

Bir de göklerden bu dünyaya inmiş harika bir RUH; Dimash Kudaibergenov var. Tüm dünya tanısın isterim onu. Gencecik harika bir yetenek. Tam bir kristal çocuk. Hediyelerinin, yeteneklerinin, dünyaya verebileceklerinin çok farkında. Bütün hafta onu araştırdım, dinledim, onunla yaşadım adeta. Aile yapısından, müzikal yolculuğuna kadar…Öyle bir annesi var ki, o güzel kalbinden öpmek isterim onu. Küçücük yaşından itibaren, Dimash’ı nasıl desteklediklerini, Kazak Türkleri’nin aile içi bağlarının ne kadar güçlü olduğunu öğrendim. Aslında Türk geleneklerinin ne kadar birleştirici olduğunun da bir göstergesiydi bu. Anlatacak çok şey var ama bence bu defa gözlerini kapat ve sadece dinle kardeşim, Dimash çok daha ötesini anlatıyor BİZ’lere. Aradığın cesaret Igor Krutoy’un bestesinden, Lilia Vinogradova’nın sözleriyle bize akan Dimash’ın sesinde.[1] Aşağıya video linki bırakıyorum. Türkçe altyazısı var diye bu versiyonu seçtim ama muhakkak ses kalitesi bakımından başka versiyonlarını da kulaklıkla dinle kardeşim. Dimash’ın 6 oktav ses aralığı olduğu söyleniyor ama bence bunun da üstünde çünkü piyanoda olmayan oktav aralığında ses çıkarttığına şahit oldum.

Son olarak şunu söylemek istiyorum; tek bu şarkıyla yetinme ne olur! Böylesi onun gibi bir dünya yeteneğine haksızlık olur. Sana yapmak istediğin işler için cesaret versin diye yolladığım bu şarkı gecikmiş bir yeni yıl hediyesi. Bir anlığına da olsa, yuvana döndürecek seni. Bağlantı kur ruhunla! Derinlemesine dinle ve sor kendine: “Ben bu sene en çok kendimle ilgili neyi dönüştürmek istiyorum?”


BİZ’i seviyorum,

BİZ’e inanıyorum.

Kardeşin Nihan


Not: Ben bu satırları yazarken #watersavingchallenge 20. gündeyiz. BİZ’e çok inandığım başka bir alan…Muhakkak hareket liderleri çıkacak o alandan. Hemen büyük büyük hareketler, yüzlerce ‘like’ falan beklemeyin. Benim ölçütlerim bunlar değil! İnanmamı sağlayan, bana özelden yazan bir iki açık kalpli CAN…Onlar gibi benim de 20 gündür kendi alışkanlıklarımda müthiş değişiklikler oldu. Umarım sen de @atolyepareto hesabından bu maceramı takip edebilmiş ve benimle su tasarrufuna başlamışsındır kardeşim. Yapamadıysan, yeni haberdar olduysan da geç değil. Öne çıkan hikayelere ekledim hepsini. Bu vesileyle geçen yazıda atladığım çok sevgili bir canı, @palyancoo’yu da burada anmak isterim. Güzel bir kalbi olduğu, beni sonuna kadar desteklediği ve birlikte büyümenin bütüne hayrı olduğunu bildiği için ona minnettarım, selam olsun…


[1] Videoyu izlemek için tıklayın!




Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.