Neye bakarsak, onu büyütüyoruz.

Her duygu, bedeninize belli bir etki yapar, diyor 100 yıldan fazladır bilim. 1970'lerden beri bunun kendine göre bir adı bile var: Psikonöroimmunoloji.



Eğer bu duygu sizi tetikleyen bir yerden yükseliyorsa stres tepkileri başlar.


Savaş - Kaç halinde (tehlike alarmında) kalan bünye kendini yenileyemez, dinlendiremez, iyileştiremez. Teyakkuzun durması gerekir. Aksi takdirde hastalıklar ortaya çıkar, kişisel ve toplumsal olarak düşünebiliriz bunu. Çünkü, içinde bulunduğumuz hal, hakikatimizi yaratır.



Carl Jung bir deney yapmış:

Bir kısım insana bir iğne batırmış ve bedendeki tepkilerini ölçmüş;

bir kısım insana da “sana şu iğneyi batıracağım” diye söylemiş.


Bedensel tepkiler her ikisinde de aynı çıkmış.


İğne batmasa da batmış kadar olmuş.



Düşündüğümüz, odaklandığımız, hayal ettiğimiz her şey bedenimiz tarafından “olmuş” gibi algılanıyor. Yani insanları travmatize etmek çok kolay. Sadece düşünceyle bile yaralanabiliyoruz.



Diyeceğim o ki;



Evet, hayatın bir çok gölge yanı var.


Adaletsizlik, acı, keder var.


Biz, bunları üreten asıl sebeplere bilgelikle yaklaşmadığımız sürece, karanlık tarafımızı bilince çıkarmadığımız sürece de olacak. Bakmadığımız, yok saydığımız, bizden değil saydığımız her ne ise biz bakmadıkça güçlenecek ve kontrolü ele geçirecek.


Yaşamın öz bilincine, kendi içinde olana doğru gayret etmeyen herkes dünyadaki karanlığın artmasına katkıda bulunmaktadır, diyor Carl Jung.





Görüyorum ki olanlardan çok, olaylara verilen tepkilerle yıpranıyoruz.


kolektifin galeyanına gelmemek, merkezimizde kalmak için bilinçli bir gayrete ihtiyaç var.


Bütüne etki etmenin tek yolu kendinden başlamak.

Suçlamak yerine "Bunlar nasıl oluyor?" diye, "Kimin hayrına?" diye sormak gerek.



Aksi takdirde, tek tek ve toplum olarak daha da düşecek bağışıklığımız.


Galeyan büyüyecek.


Bilinçli gayret gerek, ışığa odaklanmak gerek. .


Neye bakarsak onu büyütüyoruz.


İçimize bakalım. Kendi gölgemize bakalım.


Kendi hayatımızın sorumluluğunu alarak ve kurban/zalim/kurtarıcı rollerinden, drama üçgeninden uzak duralım.



Yoksa nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa!




Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.