Yaşamın açıkça söyleyebileceği tek şey*

Palyatif Bakım’da tanıştığım hastaların ev hallerini veya palyatif bakım öncesi hastanede kaldıkları zamanları merak ederim çoğunlukla. Çünkü ev onların kendi ortamı, hastane ise hala ümitlerin taşındığı yerdir. Hâlbuki Palyatif Bakım öyle mi? Burası ne onlara ne de bana ait. İlla sahiplik vermek istersem, “ölme işi”nin hâkimiyetinde bir yer diyebilirim.


Ölümü konuşabilmek için ona kılık değiştirtmek, hafifletmek, önüne arkasına kelimeler eklemek gibi alışkanlıklarımız var. Palyatif Bakım bu anlamda epey kafa karıştırıcı bir yer. Ortam hastaneye benzemiyor yani içeri girdiğinde o keskin hastane kokusu yok veya ölümün bu derece yakın olduğu bir yer olmasına rağmen ortada koşturan doktor veya hemşireler görmüyorsun. O yüzden daha önceden kafanda ölümle eşleştirdiğin bazı kavramlar işe yaramıyor.


Ölme işi hâkim Palyatif Bakım ’da. Ölümü konuşurken yardım aldığımız en büyük iki yardımcımız anlamını yitiriyor. Birincisi ümit, ikincisi ölüm sonrası yaşam. Çünkü insanlar ölüyor; şu anda, oracıkta.

Sevgili Oruç Aruoba yazmıştı:

“Her kişi, ölümüyle de yaşar.

Ölüm de yaşar, her kişiyle

Ölüm kişiyle yaşar”


Ölme işi. Bu iki kelimenin görsel olarak karşılığı var bende. Ölümden konuşmaya başladığımız anlarda konuyu hızlı bir şekilde ruhun yolculuğunun devamına getirmemizin, ölme işinin kendisini gölgelemesinden ve aslında bu ölme işi ile yüzleşme zamanımız geldiğinde ıstırap dolu bir halde dünyayla ve/veya sevdiklerimizle vedalaşmamıza sebep olmasından bahsediyorum.


Şu an ne olur kaçmayın veya anlatmaya çalıştıklarım konusunda bir netlik kazanamıyorsanız durumdan ümitsizliğe kapılmayın. Belki daha önce hiç bulunmadığınız bir alanın içindesiniz veya ölümle daha önce bir şekilde karşılaştıysanız da bu taraflarını düşünmek üzere duraklamadınız. İnanın ifade etmeye çalıştıklarımı duyabilmek için yavaşlayabilmek gerekiyor. Ayrıca yaptığım ölümle ilgili bilgi vermekte değil. Bunu yeterince yapan var zaten. Bir sürü bilgi toplayıp bilginin işaret ettiği yere gitmemek gibi bir alışkanlığımız var. Hatta konu ölüm olunca, konuyu sadece bilişsel bir yerde tutmak için ekstra bir çabamız olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.


Ölme işi, ölümün yaşayan bir şey olduğunu fark etmekle ilgili. Aruoba’nın dediği gibi ölüm, kişiyle yaşar. Kim olduğunuzdan ayrı tutulamayacak bir gerçekliktir. Canlıdır ve kavramsal bilgilerin aşıldığı içsel bir alanda var olur. En yalın haliyle, sevdiklerinizin ve kendinizin öleceği gerçeğini kalbine yakın tutmaktır. Bu, günlük hayatınızda rutin işlerinizi yaparken öleceğinizi sürekli tekrarlamak anlamına gelmez. Daha ziyade arka plandaki canlı alanın farkında olmaktır. Ön planda işlerinizle ilgilenirken, onun gerisinde taşıdığınız, sizinle yaşayan gerçekliği kavramaktır. Ölümü unutmak, hayatınızı yaşarken o hayatın içinde kaybolmaktır.


Bir baba, kırk yaşlarında, kanser hastası. Artık tedavi ümidi kalmamış. Son günlerini Palyatif Bakımda geçiriyor. 10 ve 8 yaşlarında iki kızı var. Baba, kızların Palyatif Bakıma gelmelerini istemiyor. Sabahları on dakika kadar telefondan görüntülü konuşuyorlar. Kızlar onu görmeye gelmek için yalvarıyorlar. Baba istemiyor. Sebebini sorduğumda “beni bu şekilde görmelerini istemiyorum” diyor. Baba, yanında kızları olmadan ölüyor.


Bu kısa hikâyeyi okuyunca ne düşündünüz? Ben bu hastayla tanıştığımdan beri onu düşünüyorum. Öleli epey zaman oldu. Kendi arzusuna uygun olarak kızları gelip onu görmedi.


Bir kadın, elli yaşlarında, kanser teşhisi konuyor. Haberin ağırlığıyla yıkılıyor. Ölüm ona çok yabancı, nasıl yanaşacağını bilemiyor. Doğal kabul ettiği şey ölüm değil, ölmemek. Kalan son bir yıllık süresini belki ömrü uzar ümidi ile tedavilerle geçiriyor. Tedaviler ömrünü iki yıl daha uzatıyor ancak bu uzayan sürenin çoğunluğunu da hastanede geçirmek durumunda kalıyor. Hastanede ölüyor.


Babanın hikayesi gerçek bir hikâye. Kadının hikâyesi de. Benim hayal dünyamda bu kadın, ölen o adamın zamanında 8 yaşında olan kızı.


Olamaz mı? O kadınlar bu babaların veya bu adamlar o kadınların çocuğu değil mi?


Ölümü unutmak, ölümle burun buruna geldiğimizde bile ölüyor olduğumuz gerçeğinden kaçınmak veya sevdiklerimizi ölümden koruyabileceğimiz illüzyonuna kapılmak hem bize hem de ileride ataları olacağımız nesillere neler yapıyor hiç düşündük mü?


Farklı bir senaryoda babayı tekrar gözümde canlandırıyorum. Baba, son günlerinde kızlarını yanında istiyor. Kalan zamanını onlarla geçirerek, ölümün, yaşamın en doğal parçası olduğu gerçeğini kendi hayatıyla örnekliyor. Kızlarının gözlerinin içine bakarak “Ölüyorum ve ölüyor olmam sizi çok sevdiğim gerçeğini değiştirmiyor” diyor. Birlikte üzülüyorlar. Birlikte gülüyorlar. Kızları, son nefesinde babalarının yanında oluyor.


Bir kadın, elli yaşlarında, kanser teşhisi konuyor. Haberin ağırlığıyla çok üzülüyor. Ancak ölüm ona yabancı değil. Ölümden korksa da kederlense de bu duygularla birlikte ölüme nasıl yanaşılacağını biliyor. Çünkü zamanında babası ona öğretmişti. Nasıl “bilge ölüneceğini” biliyor. Ölüm doğal, ölüm yaşamın parçası. Kendini yüzde yüz tedavi olmak zorunda hissetmiyor, düşünerek karar vermek istiyor ve kararı ne olursa olsun kalan süresinde önceliğini, ölüyorum diyebilerek yaşamaya vereceğini biliyor.


Ölme işi denen bir iş hakikaten var ve bu işin ciddiyetini ve etkilerini iyi kavrarsanız sizi bir sanatçıya dönüştürüyor; yaşam sanatçısına. Yaşam sanatçıları, arka plandaki canlı alanın her daim farkındalar ve kararlarını bu farkındalığın ışığında alıyorlar, önceliklerini bu alanın var olduğu bilinciyle belirliyorlar. Eğer etrafınızda böyle bir kişi varsa onunla daha fazla zaman geçirin derim. Yoksa da çocuklarınıza bu yolda örnek olabilmek için neye ihtiyacınız var bir düşünün. Zira, Oruç Aruoba’nın söylediği gibi *”yaşamın sana açıkça söyleyebileceği tek şey, ölümdür.”



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.