Şükür hali…

Geçen akşam 12 kişi çardakta oturmuş müzik dinlerken, burada elektrik yokken gün gelip geceleri bahçede ışıklar olduğunda nasıl görüneceğini hayal ettiğim halimi hatırladım, bir anda çakan flaş gibi aydınlandı içim, hayal eden beni görünce gözlerimi kapayıp o anlara yolculuk yaptım, belli belirsiz ışıklar, çalıların, ağaç dallarının arasından görünen ışıklar…Yaşanan mekanlar hayal edip durduk yıllardır, kitap kulübesi bir varlık artık benim için, müzik stüdyosunun yeri belli, kapalı mekan için iki ayrı tema var, öyleyse iki kapalı mekan olmalı, ve her bir yapının içinde, yapıdan bağımsız konaklama, yaşama mekanları olsun, hepsi gözümde capcanlı.

Çok amaçlılık temel taşlarından biri flora’nın, bir diğeri sürdürülebilirlik, ortak yaratım, döngülere ve süreçlere saygı, sağlıklı ve verimli Kalpten iletişim, armağan ekonomisi, çember, şifa, tören, kutlama, müzik, oyun ve eğlence diye diye gider bu liste daha. Canlı her şey gibi doğup büyüdü flora, gelişen, ihtiyaçları ve armağanları olan bir varlığa dönüştü, şimdi onun hizmetindeki bir anne gibi hissediyorum kendimi, -her daim yardıma koşan melekleri minnetle anarak- bakımını yapmış olmanın huzuruyla doluyum, ve artık onun gelişimine başka türlü hizmet edebileceğimin farkındalığını içimde taşıyorum. Mutlu ebeveynlerin mutlu çocuklar yetiştirdiklerini gördüklerinde yaşadığı huzur gibi bir şey bu hissettiğim, kendimi de Selahattin’i de, flora’yı da ve bu çocuğun büyümesine elleri, beyinleri ve kalpleri aracılığıyla desteklerini cömertçe sunan yüce gönüllü insanları da kutluyorum ve onurlandırıyorum, inancınız inancımızı büyüttü, bu günleri gördük sonsuz şükür.

2018 bi değişik başladı, hani ferahlama öncesi son daralma hissi gibi. Genişlemenin olacağına inanan kalbim zaman zaman yoklayan kurban halleriyle, acı beden kafalarıyla sekteye uğrardı, kuyudan tam çıkacakken kayıp daha da geriye düşen salyangozun hikâyesindeki gibi umudun kaybolduğu günler yaşadığım olurdu daha şunun şurası iki ay öncesine kadar. Bu hallerim devam ededururken gelen gönüllülerin nitelikleri farkedilir bi biçimde değişti, kendi kendini motive eden, yaptığı işin takibini yapan, inisiyatif kullanan, ve o an yaşadığı yere kendininmişçsine sahip çıkan insanlarla doldu etrafımız.

Her kim gelmişse onlarla aile oluveriyoruz, sanki kardeş kardeşe kavuşuyor, kayıp bir kabile bir araya geliyor, yeniden doğmaya inanmaya başlıycam neredeyse.

Başka başka şehirlerden insanlar bahçede buluşuyor, herkes kendi rengini katıyor görünen resme, aynı şehirde yaşayan yeni-tanışlar dönüşte görüşmeye devam ediyorlar, hayallerimi süsleyen capcanlı vizyonum “uzun masalarda dostlarla ziyafet sofraları” gerçek oluyor. Şükürler olsun. Sarmaşıklı çardak büyüsü yapmaya devam edeyim ben, yıllar önce çizdiğim hayalimdeki çardaklar da canlansın!

Bu kez bi gönüllümüzün anne-babası da geldi, Selahattin’in eski bi arkadaşı da katıldı aramıza, ateş başında anne-baba-çocuk-aile çemberi yaptık, hazır bu kadar genç bir araya gelmişken birbirimizden öğreneceklerimiz için bir alan açıldı kendiliğinden, hayallerimizi ve ihtiyaçlarımızı konuştuk, hepimize iyi geldi. Daha çok olsun böyle anne-baba-evlat çemberleri. Gün içinde sohbetler, elişi atölyeleri ve tabii ki şifalı şarkı seansları yapıyoruz, şarkı sözleri çoğaltılıyor, paylaşılıyor, birlikte şarkılar, ilahiler, mantralar, deyişler söylüyoruz, bulaşıyor bu şarkıların büyüsü, bi taraftan makrome işlerken bi taraftan tempo tutup şarkı söylemek harika!

Teslimiyet diye atıp tutmuşum, yazıp çizmişim de gerçek anlamda yeni teslim olmuşum ben. Ellerim iki yanımda açık, çırılçıplak, olduğum halimle, korkmadan, utanmadan, çekinmeden Yaradan’ın karşısında ayakta durabilmişim daha yeni, her şeyi karşılamaya hazır ve müteşekkir halimle, en saf ve en yeni hallerim buyur etmiş açılan kapıdan içeri, şükürler olsun darlık ve daralmışlıklardan ferahlara çıkaran Allahım’a. İsyan ettiğim zamanlarda “şükrümü çoğalt Yarabbi, böyle daha çok hissediyorum varlığını, şefkatini hissettikçe dersimi daha kolay öğreniyorum, zorlukla sınama beni, sevmiyorum isyan eden halimi” derdim, isyan da lazımmış, dilekler arşa yükselmiş ve duyulmuş, yanıtı duymam için sessiz kalmam ve bir adım geriye çekilmem gerekmiş, hayale yakınlaşmadan önce daha bi uzaklaşmak da hayata dahil, en son iki ay önce” tamam ya, olmazsa olmasın, ölüm yok ya ucunda, vazgeçtim öyle toplu yaşama hayallerinden, flora’ya da ne olursa olsun artık” dediğimi çok net hatırlıyorum. Belli ki hayalim benden vazgeçmemiş!

Bırakma ve isyan halleri öyle ısmarlama olmuyor haliyle, bıçak kemiğe dayandığında, nefes alacak yer kalmadığında atılıyor o “yeteeer” çığlığı. O çığlıkla birlikte bana artık hizmet etmeyen düşünce kalıplarını da bir çuvala doldurmuşum ama o çuval beklermiş bi zamandır kenarda, ne zaman ki şifa töreninde “Bu yüklerle devam edemezsin Ayşe” mesajı geldi, çuvalı son kez taşıyıp çöpe atmak zamanının da geldiğini fark ettim, hiçbir işe yaramayanlarla vedalaşıp en azından yanıp etrafındakileri ısıtsın diye harlı ateşe attım onları hayalimde. Ateş dönüştürüyor her şeyi, üzerinden atlayıp geride bıraktım geçmişi, Kırklar ile Yediler’i de yardıma çağırdım.

Bahçede, mutfakta yardımcılarımız olsun diye ettiğimiz sesli-sessiz dualar kabul oldu demek ki, gökler izin verdi, önce Işık, şimdi de Güneş varlıklarıyla ferahlatıyor bizi ve gelen her can bir ucundan tutuyor. Ebru aynaları dallarla, kozalaklarla süslüyor, duş-tuvaletlere hatırlatma yazıları yazıyor, Ayşığı ve Ayşe bileklikler, kolyeler üretiyor, Işık yapılacak işleri düzenli not alıp akşamdan hatırlatıyor, kim nerede olmak isterse orada yardım ediyor, denize gidenler, bahçede kalanlar var, bir gün Savaş Höşmerim pişiriyor, öbür gün Erden yumurtalı ekmek hazırlıyor kahvaltıya, Nuran tiramisu yapıyor, Güneş sihirli elleriyle mutfağımızı, ruhumuzu şenlendiriyor, yeni bitki çukurları açılırken küçük evin yoluna taş toplanıyor, kaktüs bahçesinin yeri hazırlanıyor, akşam olunca istek şarkıları çalıyoruz tek tek, yılların hayali gözümüzün önünde ete kemiğe bürünüyor iyice, yakında çardakta sinema hayali de gerçek olacak, Erden kullanmadığı projeksiyon cihazını yollayacak eve dönünce.

Meleklerimize bereket, varlıklarına şükürler olsun.

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?
    Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç...

    Süresi : 05:14 İzlenme : 494

  • Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve Sevgili Nasıl Bulunur?
    Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve...

    Süresi : İzlenme : 361

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 8881

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 3512

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 2168

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön