Huu huuu!

Kendinden büyük bir şey adına harekete geçtiğinde,

hissetmeye başlarsın onun seninkinden daha büyük bir güçle, senin aracılığınla harekete geçtiğini,

bu lütuftur.

Bugün biz tehlikelere atılırken kendi ayrı, bireysel varlığımızdan daha büyük bir şeyin iyiliği için,

onurlandırılmış hissederiz başka varlıklar ve Toprak Ana tarafından.

Bize sahip olduğumuzu bile bilmediğimiz güç verir, ve belagat, ve kalıcı direnç, uğruna eylem yaptığımız her şey.

Bütün yapmamız gereken işe girişmektir, yaşam ağında birbirimizden güç aldığımızı bilerek.

Gerçek gücümüz bir armağan gibi gelir, bir lütuf gibi.

Çünkü gerçekte bize başkaları tarafından sağlanır.

Eğer insan kardeşlerimizin, türdeşlerimizin bilgeliğinden, güzelliğinden ve gücünden yararlanmayı alışkanlık haline getirirsek her şeye girişebilir, gerekli cesaret ve aklın bize sağlanacağından emin olabiliriz. *

*Joanna Macy ile yapılmış bir röportaja dayanılarak, Ortak Akıl Enstitüsü’nün kurucusu Tom Atlee tarafından derlenmiş dizeler.


Yemeden içmeden kesildik adeta, gecemiz gündüzümüze karıştı, az uykularla yaşayan canlılara evrildik. İnisiyatif kullanıp sorumluluk alan bireylerin kararlı duruşları, odaklarını konumuz üzerinde sabit tutmaları, azimli çabaları ve büyük emekleriyle ilerliyoruz.


Zaman zaman sosyal medyadan takip edebildiyseniz hikayeyi biliyorsunuzdur, motorsikletli bir vatandaş yoldan geçerken uluçınarlardan biri dikkatini çekiyor, etrafında iş makineleri gürül gürül çalışıyor, o sırada işi olduğu için gitmek zorunda, gidiyor, ama dayanamıyor geri geliyor, yol inşaatı firması yetkililerinden yol genişletme çalışması için bu bölgedeki ağaçların kesim planında olduklarını öğreniyor, hemen haber salıyor motorsikletli arkadaşlarına, çağrıyı duyan 30 duyarlı insan hemen ağacın etrafında toplanıp küçük bir eylem yapıyorlar ve iş makinelerini durdurmayı başarıyorlar. Melekler gelmiş ağacı korumaya sanki, içlerinden biri gazeteci, hemen haber yapıyor durumu.


Çınarların tam karşısında arkadaşlarımız var, bir duyuruyla bizleri haberdar ediyorlar, hemen sosyal medya üzerinden bir haberleşme ağı niteliğinde grup oluşturup harekete geçiyoruz. Sonrası çorap söküğü, herkes konuyla ilgili arkadaşlarını gruba ekliyor, kimileri davet üzre katılıyorlar aramıza, kendiliğinden bir hareket başlıyor, herkes elinden geleni yapıyor, kendiliğinden organize oluyoruz, oylama filan yok, dostumun dostu dostumdur düsturu ile, karşılıklı güven ilişkisi yoluyla her gelen hoş geliyor ve armağanlarını getiriyor gruba, neredeyse sorunsuz bir iletişim dili ile bağlantılar kuruyoruz, fikirler ortaya atıyoruz, biri hemen aciliyeti anlayıp fikri somut hale dönüştürecek bi güzellik yapıyor, her güzellik bağlantılar aracılığıyla yayılıyor, yorulmak tabii ki var, nöbetler var, gelen giden bilgi soranlar, yoldan geçerken uğrayanlar var, bir de bizi takip eden on binlerce yürek.


İmza kampanyamız 15 bini geçti, her yerden yardım mesajları yağıyor, drone çekimi yapmak istiyoruz, bir dakika içinde ihtiyacımız olan insana kavuşuyoruz, doğa parçalarının korunması için çalışmalara video katkısı sunan bir arkadaş hemen gönüllü oluyor, komşu ağaçlardan meyveler, sebzeler geliyor, bir arkadaş çay, kuruyemiş, atıştırmaalıklar yolluyor, kargocu arkadaşlarımız da var aramızda, gönüllü ulaştırıyorlar bize, meleklerimiz var resmen.


Anıt ağaçlar için başvursak mı diye konuşurken, bir orman mühendisi ziyaretimize geliyor, rapor hazırlayabileceğini söylüyor, yıllardır çevre hareketlerinin içinde yer almış arkadaşlar yol yordam gösteriyorlar, biri imzaların çıktılarını alıyor, o sırada biri kampanyamızla ilgili poster hazırlıyor üç dakikada, birileri dilekçeleri veriyor, birileri videoya çekip gruba yolluyor, hop oturup hop kalkıyoruz, kalbimiz elimizde geziyoruz, aklımız da gayetle başımızda, bugüne kadar ne öğrettiyse bize hayat, onun sınavına girmişiz gibi, bildiğimiz, öğrendiğimiz şeyi, seve seve, can-ı gönülden yapıyoruz. Yörede yaşayanlar arasında dayanışma ağı olsa ne güzel olur derdik, ara sıra bir araya gelmek ve yörenin sorunları üzerine sohbet etmek, gerekli araştırmaları, soruşturmaları zamanında yapmak adına güzel olurdu, kısmet şimdiyeymiş. Gümbür gümbür geldi gelen.


Ağaç çağırdı beni, sesini duydum, yanına geldim diyor o motorsikletli arkadaş, yürekten katılıyoruz, aynı çağrıyı duyanlar bir araya toplanıyoruz şimdi, uluçınarlar gibi bir arada duruyoruz, ve dereler gibi ince ince, bazen küçük sızıntılarla, bazen büyük kollarla besleniyoruz, yaşam hakkı için.


Her bir kuşun, böceğin, sincabın, kartalın, baykuşun, koca bir ekosistemin yaşam hakkı için, dere boyunca mücevher gibi dizilmiş, yüzlerce asırlık yaşamın tanığı çınarların, su havzalarını mesken edinmiş tüm canlı hayatın su hakkı için, yöre insanının serinleyebileceği gölgelerin hakkı için, hem kendini hem topraklarını besleyip arındıran pınarların hakkı için.


Aşktan başka nedir bizi bu ağaçlara, bu derelere, bu su havzalarına bağlayan? Orada, o ulu ağaçların korumasında zaman geçirmek, onların gücünü, sabrını ve şefkatli kucaklarını anamızın bağrı gibi hissetmek, varlıklarıyla titremek, önlerinde eğilmek herkese nasip olsun dilerim.


Bir bebeği annesinin memesine, ağaçların köklerini toprağa ve suya, dallarını gökyüzüne, bizi birbirimize bağlayan neyse o, bilge ağaçları kutsal bilip hürmet ettiren, güzelliklere bakıp da huşu içinde şükrettiren, kalplerimize minik minik üfleyip koca bir rüzgar estiren, “sevdiğin için harekete geç” diyen aşktan başka ne olabilir?


Aşık olduk biz, ağaçların yanından ayrılamıyoruz. Ağaçlar çağırmaya devam ediyor, bizler resmi olarak üzerimize düşeni yapıyor, başvurularımıza cevap bekliyoruz umutla, anıt ağaçlarımız tescillensin, sadece Ulupınar su kaynağı ve etrafındaki çınarlar değil, benzeri su havzaları da olduğu haliyle korunsun, vahalar böyle yerler, yol burada taş çatlasın 100 metre boyunca dar olarak aksın, uyarı levhaları konabilir, doğaya hürmet abidesi gibi süsleriz o yolu, gelen geçen serinlesin, suyuyla şifalansın, burayı dokunulmadan bırakanlara bi güzelleme geçirsin içinden, serin havasını içine çeksin…


Sanatçı arkadaşlarımızı bizi desteklemeye davet ediyorum, sanatla aksın içimizdeki enerji, dışavursun kendini, şimdiden çınarlı şarkılar akmaya başladı, ağaçlar söyletiyor tabii, söyletir, yazdırır, çizdirir, dansettirir, kim bilir başka neler yaptıracaklar bize? Yaratıcı kanallarımız açık, sesimizi duyurmanın türlü yollarını buluyoruz, daha da güzellikler olacak yakında, heyecanlıyız. Dün gece boyu prova yapıp sabahın dördünde elimde amfiye bağlı mikrofon, klavyede arkadaşım ve elektronik davulda Selahattin eşliğinde şarkı söyleyip kayıt yapacağım aklıma gelmezdi. Dinlersiniz yakında.


Bu her birimizi ayrı ayrı dönüştüren bir süreç oluyor eminim. Yapamam zannettiğim ne varsa önümde bir bir eriyor, içimden yeni bir ben çıktı, şimdi onu izliyorum, onun sesine de ses veriyorum Senin sesin benimkine karışıyor, seslerimiz birbirine ekleniyor, ağaçların, pınarın çağrısını duyduk, onların sesi olduk, sen de onların sesini duyuyor musun? Duyuyorsan ses ver, şarkı söyle, bir cümle olsun kaydet yolla, çiz, boya, aklına kalbine ne gelirse artık, doğanın sesi ol yeter.


Her cumartesi uluçınarların altında toplanıyoruz bundan böyle, programımızda türlü etkinlikler olacak, tabii müzik de, içindeki güzellikleri dökmeye nöbet alanına seni de bekleriz.

Bağlantılarla büyüyoruz, güçleniyoruz.

Ağaçların sesini duyup ses veren herkese sonsuz teşekkürlerimle…

Huu huuuu!


Her projenin kendine özgü bir yaşamı vardır, o yüzden “bu proje kimin aracılığıyla hayata geçmek ister?” sorusunu sormak ilginç olabilir. Bu soru bize, işbirliğine daha yatkın bir bakış açısı kazandırır. “Benim projem” ya da “onların projesi” şeklinde düşünmek yerine kendimizi, gerçekleşmek isteyen bir hayalin işe koştuğu bir ekip olarak düşünebiliriz.


Derin bir amaç, insanlar aracılığıyla eyleme geçtiği zaman, o insanlar arasında arasında özel bir bağ oluşur. Bunu tecrübe etmenin harika bir yolu bir araştırma-eylem grubuna katılmaktır. *


*Aktif Umut- Joanna Macy-Chris Johnstone-Okuyan Us yayınevi Flora Dizisi

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.
  • Misafir Çok güzel söylemişsin Ayşe ,yüreğine,emeğine sağlık.Birliktetelikteki gücü hissetmek ,insanı mutlu ediyor..
    CEVAPLA
    Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.