Bir bahçe yapmak…

Bitki adalarına bakıyorum, onları ilk diktiğimiz hallerine göre oldukça değişiklik gösteriyorlar, her yıl başka bir görünüm sergiliyorlar. Fazla görünür olmayan bir bitki ertesi yıl göze çarpmaya başlıyor, bazen de gelişkin bir bitki yanında büyüyeni gölgede bırakıp baskılıyor, baskılanan büyüyemiyor çok fazla. Sürekli bir devinim demek bahçe.


Bazen o adalara saksılı ya da fidan torbalı bir bitki daha ekliyoruz, bir bitkinin mutlu olması diye bir şey var, izleyebiliyor insan, yaprakları büyümeye, parlaklaşmaya başlıyor hemen, bir günde bile oluyor bu, kelimenin tam anlamıyla canlanıyor bitki, yeni toprak, yeni yer ve yeni besin gelmiş nasıl mutlu olmasın, geriye yeni yerine alışması kalıyor.


Kabına artık sığamayanlar var, elimiz değdikçe kaplarını büyütüyoruz. Yeni toprak ama yine sınırlı mekân, sulamayı iyi takip etmeli, atlarsak eğer, toprakta olsa toprağın neminden ve korumasından faydalanabilecekken, can çekişme noktasına gelebiliyor bitki, kavurucu bir sıcak varsa bitkinin kuruduğu bile oluyor mesela. Kaplarda duran bitkilerimiz bu yüzden ala gölge yerlerde, büyük ağaç diplerinde duruyorlar, daha güneşli bir yere dikmeden önce büyüttüğümüz saksılarını yavaş yavaş güneşe alıştırıyoruz, kademeli geçiş yapıyorlar ki şoka girmesinler. Bir bitki olmak kolay iş değil, o sıcağa ancak keyfi yerindeyse dayanabiliyor.


Bahçenin gelişimini izliyorum. Bir bahçe söz konusu olunca yapılanlara müdahale demek uygun olur mu bilmem, bence olmuyor, bir açıdan bakarsak büyümelerine bir şekilde müdahale etmiş sayılabiliriz, yine de sağlıklı büyümelerini gözeterek yaptığımız şeylere düzenleme demek daha nazik olur herhalde.


Hayal edilenler var, bir de dönüştükleri haller, gerçek çoğu zaman hayalin ötesine geçebiliyor. Her ne kadar yürüyüş yollarını gözeterek dikim yapmış olsak da, bazen diktiklerimiz büyüyerek rahat geçişi engelleyebiliyor. Yaptığımız planlamadan ötesi bitkinin kendi çılgınlığına kalıyor, o yüzden arada budama, seyreltme yapıp bazılarının da yerini değiştiriyoruz.


Yeri değişen bitki bir süreliğine şok yaşıyor, bazı kaynaklar bunu üç yıl olarak öngörmüş, kanımca bu da bitkisine ve yapılan işlemlere, yer durumuna göre değişiklik gösterir.


Bir taraftan da, etrafımızı saran çam ağaçları geldiğimiz on üç yıl içinde bir hayli büyüdüler, yılda 20 santim büyüdüklerini varsayarsak neredeyse 2 buçuk metre boy atmışlar, eskiden daha çok güneş alan büyük ev ve ön bahçeye daha erken gölge vuruyor artık.


Ağaçlar büyüyünce onların gölgesi diktiğimiz bitkilerin üzerine gelmeye başladı, güneş seven bitkiler gölgede kaldılar, böyle zamanlarda bir bitki daha çok ışığa ulaşabilmek için kendini boya veriyor, bu sefer gövdesi daha kırılgan ve dış şartlara dayanıksız hale gelebiliyor, bir rüzgâr dalını ya da gövdesini kırabiliyor. Onlara ışık sağlamak için ara sıra büyük ağaçların alt dallarını da buduyoruz.


İdeal bir bitki her yöne büyüyebilmeli ve kök salabilmeli ki sağlam dursun toprakta. Dalları çok sıkışık olursa aralarından hava akımı gerçekleşemiyor, bitki nefes alsın diye de buduyoruz bazen. Bitki dikerken benzer mantıkla kök budaması yapıyoruzuzun süre durunca bitki saksının içinde döne döne kök büyütüyor zira, kuş yuvası gibi oluyor kökler, dikmeden önce toprağını hafif gevşetip yeni toprağına kolay uyumlanmasına yardım ediyoruz.


Yaptığımız tüm budamalardan önce bitkilere haber veriyoruz, onlara şimdiye kadarki hizmetleri için teşekkür edip varlıklarını onurlandırıyoruz, bundan sonra onları başka türlü değerlendireceğimizi anlatıyoruz sesli sesli, duyuyorlar bence, ağaçsa reçine damlaları süzülüyor kesilen yerlerden, buralarda reçinemsi sızıntılara “akma” diyorlar, önce akıyor çocuk, sonra kurutuyor akıttığını, kendi yarasını kendi sarıyor bitki, merhemi kendi içinde.


Bir arkadaşımız derdi, “bir bahçe yapıyorsan oranın Allah’ı olursun, her şeyi sen düzenlersin.” Ne demek istediğini anlıyorum da, kolay iş değilmiş Allah’ın işi de, onu daha iyi anlıyorum. Böylesi bir yaratımı kurgularken her bir şeyi tek tek nasıl düşünüp tasarladığını ve tabii gözettiğini tahmin edebiliyorum. Bizimki yanında ne ki! Olsa olsa onun devasa yaratımına bakıp ilham alıyoruz insanlık olarak, her bitki ormandaki toprağı korumak için kendi ölü yapraklarını döküp sermiş yere, biz de kendi gıdasını kendinin ürettiğini görünce malç yapmayı akıl ediyoruz. O her şeyi öngörmüş, bizim öngöremediğimiz kim bilir daha neler var?





Eski-Emre Rona




Yeni


Bahçede ciddi bir budamaya ihtiyaç var artık, yoksa bu gidişle ortalık cangıla dönecek.


Hassas dengeler kulübüne hoş geldiniz!

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.