İyileşme…

Evimizin tek kalan kedisi Mırnoş birkaç aydır bir tuhaftı. Yemeğini bir yiyor, bir yemiyor, bir tezgâha çıkıyor, bir aç geziyor derken sonunda aklını yitirdi dedim kendime. Bir seferinde yemeğe koştu, iki lokma yedi ve ışık hızıyla bahçenin ortasına doğru koşuverdi. O kadar hızlı gitti ki takip etmekte geç kaldım. Sonra uzaktan miyavlayıp yemeğin yanına gelmemeye, pisi pisilere cevap vermemeye başladı. Sonunda bir akşam tezgahta gezerken yakaladığımda gözbebekleri kocaman olmuştu, deli deli bakıyordu. Eyvah!... Gözlerindeki korku ve dehşet bende kalan hissi, koşarak uzaklaştı yine, yemeğini bıraktı gitti, sonraki iki gün de ortada görünmedi.

 

Öldü herhalde dedim, hatta rüyamda ölmüş bedenini görünce ikna oldum. Sonra açık hava banyosunun orada yatar bulduk. Boynundan yanağına doğru koca bir şişkinlik var. Ondanmış huysuzluğu çocuğun, yakında patlar. Daha önce çok kedimizin başına geldi, o sıralar kendi derdime yanıyorum. Bir taraftan da deneyimin getirdiği bir rahatlık ve teslimiyet hissi de var. İyileşir diyorum. İyileşeceği varsa iyileşir. Her şeyin hayırlısı oluyor deyip de bazı şeyleri kabullenmezsem kendimle çelişirim, hem ben kedilerin de insanların da kendi yaralarını iyileştirebileceklerine inanıyorum. İnanmaktan öte yaşadım bunu, bu hayattan gitmeye karar verdiyse kabulüm, hem zaten o arada ölmediyse iltihap kendini patlattıktan sonra hiç ölmez. İltihapla savaşmanın yolunu biliyor kedim. Yemek yemeyi kesti, iç kaynaklarından beslenerek onu güçsüz bırakanları aç bırakıyor belli, iyileşme yolunda önemli bir adım bu.

 

İyileşeceğine inanıyorum ve akışa güveniyorum Mırnoş, seni de bu “pisişik” işlere bulaştırdım ya bana da helal olsun! Ben kendimi unuttum, senden bile vazgeçtim, o kadar geçtim kendimden. Ruhumun karanlık gecesi bu olsa gerek dedim, her şeyi bırakmam gerekiyormuş, kendimi bile... Buna tıpkı benzeyen bir hali geçen yıl Mart ayında bir şifa töreni sırasında yaşamıştım. Yok olup toprağa karışmıştım da kendimi bir bir geri toplamıştım yerden. Yine öyle bir şey, bu seferki... İçimi dağladı, muma koşan pervaneye döndürdü... Gölgelerimi gördüm uçarken, etrafımda aynalara düşen gölgelerim, baktım onlara, hem aynalara hem gölgelerime, hepsini tek tek selamladım, gördüm onları artık, görmeyi öğrendim. Bakmaya cesaret ettim, yandım sonra...  Yaralarıma merhem oldu sevdiklerim. Yanarak iyileşiyor yaram, başka yolu yokmuş, yanınca genişliyormuş kalp... Küllerinden doğmak budur belki, ışığa âşık olmanın sonu mutluluktur işte böyle. Kendime varan bir yolmuş bu, türlü türlü oyunlarla, vesilelerle bu yola çıkarana hamdolsun! Ohh! Ferahlık!

 

Seni seviyorum Mırnoş

Senden özür diliyorum

Lütfen beni affet

Teşekkür ederim.

 

Şifa Yurdu’na giden yolda yatarken buldum geçen sabah onu, hiç gitmediği yerlere, ormanın kıyılarına kadar gitmiş. Uzak tutmuş kendini, baktım patlamış şişlik, pembe pembe eti görünüyor. Pamukla kantaron sürdüm azıcık, toprak olmuş yerlerini ürkütmeden temizledim. Oldu bu iş bence! İçeriyi zehirleyen ne varsa dışarı çıktı ya, gerisi kendiliğinden hallolur. Şimdi benim işim gücüm her karşılaşmamızda ya uzaktan bir laf atıp mııırrrrk mırrrrk sohbet etmek,  yanına eğilip okşamak, gelip beni sevmek istediğinde kucağıma atlamasına izin vermek ve sevmek, sevmek, sevmeye devam etmek…

 

Mırnoş ertesi gün iyileşti, azıcık süzülmüştü ama hareketliliği, neşesi geri gelmişti, acıkma miyavlamaları da... Hoplayarak koştu yemek tabağına, büyük bir iştahla yedi. Yarası da yavaş yavaş iyileşti, bugün itibarıyla kapanmış yara çok şükür, küçücük bir kabuk var ve yaranın çevresinde dökülen tüylerinin yerine yenileri çıkmaya başlamış.

 

 

Ne yapsın yavrucak delirmeyip de? Zamanı gelmeden de patlamıyor ki bu meret! Oluyor öyle hayatta, tevekkülle karşıladığım, sürece güvendiğim için tebrik ettim kendimi.

 

Bir arkadaşımız sevgilisiyle arasındaki bir sorunu konuşarak çözdüklerinden söz ederken “sivilceyi patlattık” demişti. İçeride hiçbir şey kalmayıp temizlendiğinde şifa geliyor, tüm gölgeler aydınlandığında, yoksa o basınç yapan şey içten içe delirtir adamı maazallah!

 

Hoş döndün Mırnoş, özlemişim mırıldamanı…

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 7266

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2406

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 1799

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 26071

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 5948

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön