Kadınlar neden terk edemiyor?

Ev içi şiddete uğrayan kadınlara, hele de bir parça ekonomik bağımsızlıkları varsa ilk söylenen “e ayrılsın o zaman” olur. Sırça köşklerden çok kolaydır bunu söylemek. Madem cebinde paran var, ne kahrını çekiyorsun bu adamın, çek git. Kadınlar kolay kolay gidemez ve bu gidememenin taşları da yine toplumsal olarak inşa edilmiştir.


"Onu iyileştirebilirim."


Bir zamandır sosyal medyada dönen bir görsel var. Etrafına ateşler saçan bir canavar görseli, ilk karede yanına yaklaşılmıyor. Sonra ona aşamalı olarak yaklaşan ve sarılan bir kadın figürü var, sonunda ateşleri sönüyor canavarın. Bu görsel o kadar çok insan tarafından beğenilerek paylaşılmış ki. En çok kime hakaret bilmiyorum. O ateşlerde kimleri yakıyoruz, farkında mısınız?


Uzun yıllardır kadınlar bir rehabilitasyon merkezi olarak görülüyor. Sosyal hayata adapte olamadığı düşünülen erkekler “evlenince düzelir” umuduyla bir kadının sözüm ona “sevgi ve şefkatine” teslim ediliyor. Artık tüm yangınlar o kadının sorunu. Tam bu noktada yükseliyor “onu iyileştirebilirim” hissi, çünkü kadın yüzyılların ve evrenin bakım vereni.


"O aslında öyle biri değil."


Bir çok hikayede ikili karakterlere rastlıyoruz. Gündüz başka biri, gece başka biri. İçince başka biri, içmezken başka biri. Dışarıda başka biri, evde başka biri. Bu işte manipüle edilmenin en temel taşı. İnsanın aklıyla oynuyor. Hangisi gerçek hangisi değil? İyi olanın gerçek olduğuna inanmak istiyor insan. İçinde başka bir iyi de varsa eğer, o iyiye kalıcı olarak dönüşebilir sanıyor, iyileşebilir sanıyor. Bu umuda sarılıp devam ediyor. O aslında iyi biri ve bir noktada iyi haline dönecek. Sabret kızım.


"Unutmaya çalışmak daha kolay."


Şiddet döngüsü öyle bir hal ki hemen sonrasında balayı dönemi başlıyor. Şiddet faili sanki bir gece önce canavarlaşan kendisi değilmiş gibi pamuk yığınına dönüşüyor. Tatlı tatlı konuşuyor. Dün olanlar hiç yaşanmamış gibi davranıyor. Yaşandığını görmek, kabul etmek, göstermek, hesap sormak acı verici. Olmamış gibi davranmak daha kolay. Hazır olmamış gibi davranmak için tüm koşullar da hazırken, kendini buna kaptırmak daha kolay.


"Benim de hatam var."


Kadın, varoluşsal suçlu. Havva Ana’dan bu yana erkeğin yoldan çıkmasının yegane sorumlusu. Yine yapmıştır bir şey. Erkekliğine bir laf etmiştir mesela. Şikayetçi olmuştur koşullarından. Kadınlık görevlerini gereği gibi yerine getirmemiştir mesela. Mutlaka kışkırtacak bir şey yapmıştır işte. O aynı erkek, erkekliğine laf eden sözüm ona babası, patronu olsa kendini tutacak olan o erkek; karşısında bir kadın olunca kontrolden çıkıvermiştir, kendini tutamamıştır işte. Erkeğin de sinirliyken üstüne gitmemek gerekir zaten, neme lazım. Sadece ve münhasıran kadınlar karşısında kontrol edilemeyen bir öfke söz konusu çünkü.


"Gidecek yerim yok."


Para kazanabilmek bir yaşam inşa etmek için yeterli midir gerçekten? Kaçımız bekar/dul bir kadının yalnız yaşamasının güvenli ve kolay olduğunu iddia edebilir? Güvenli mahalle, güvenli semt. Çocuk bakımının maddi ve manevi yükü. Bunların karşılanması salt parayla ilgili değil.


İlişkiler karmaşık. Çocuk olduğu hanede yeterli ilgi ve şefkati görmemiş kimsenin, partner olduğu hanedeki ilişkisinden vazgeçmesi öyle kolay değil. Orada bir umut var çünkü. Bir sevgi umudu var. Evin hanımı olabilme, söz sahibi olabilme umudu var.


"Boşanmak hoş karşılanmaz."


Soyadı değişecek bir anda. Evladının soyadından farklı olacak soyadı. Medeni durumu ile ilgili bir mahrem bilgi böylece afişe olmuş olacak bir anda. Evli arkadaşlarının kimisi için bir tehdit haline gelecek. Ailece görüşmelere davet edilmelerde tereddüt edilen taraf olacak. Bu kararı “bağımsızlığına düşkün” olmak olarak yorumlanacak kimi çevrelerde, hoş karşılanmayacak. Kadın olmak yeterince zor bir etiket değilmiş gibi boşanmış bir kadın olma etiketini taşıyacak.


Jess Hill, Kadının Hiç Suçu Yok kitabında çukurdan bahsediyor. Kadınlar uzun süreli ve sistematik şiddete maruz kaldıkları hanelerde öyle bir manipülasyona uğruyorlar ki bir noktada gerçeklik algıları bulanıklaşıyor. Terk etmek kolay değil. Hele de böyle bir duygu durumundayken hiç değil. Kitabı okumanızı kalpten tavsiye ederim.


Kolay değil ama imkansız da değil. Şiddet dolu hanelerdeki tüm o kadınlara direnme ve vazgeçme gücü dilerim. Birlikteyiz.

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.