Hemen hemen hepimizin hayatında öyle biri ya da birileri var ki ne zaman o insanla yan yana gelsek tüm enerjimizin tükendiğini hissederiz. Bize ya da çevresindekilere gösterdiği davranışlarla, konuşma tarzıyla adeta bizi üzmek, günümüzü kötü geçirtmek için mücadele içerisinde olur.
Neden bu şekilde davrandığına bir türlü anlam veremeyiz ve ister istemez sözlerinden ya da davranışlarından etkileniriz. Kimi ne kadar zayıf ya da kilolu olduğunuzla alay ederken, kimi yaptığınız işte bir kusur bulmak çaba sarf eder. Yaptığınız şey her neyse olması gerektiği gibiyken o insan bir kusur bir hata bulmak, sırf sizin moralinizi bozmak için elinden geleni ardına koymaz. Yaptığınız işi kendisinin daha güzel yapacağını, kendisi yapsa daha başka şekilde yapacağını söyler durur ve sizin sevincinizi kursağınızda bırakır.
Bu tür insanlar kendi mutsuzluklarını, başlarını da mutsuz ederek maskelemeye çalışırlar. Gereksiz eleştiri, gizli hayranlık derler ve bu yüzden size karşı eleştiri konusunda acımasızca davranırlar. Ortada hiçbir sebep yokken bile sizi üzmek için bir bahane bulur ve sizi üzmeyi başarırlar. Yaptıkları eleştirilerde yapıcı değil, yıkıcı, yıpratıcı eleştiri olur ve o konuda ne kadar iyi olduğunuzu bilseniz de sizi yetersizmişsiniz gibi hissettirirler. Ne yazık ki bu insanlar hayatın her yerinde ve kaçması mümkün değil ama bize verdiği etkilerini azaltmamız pekâlâ mümkün;
Hayatımız boyunca bizi aşağıya çeken, sürekli kusur arayan insanlarla karşılaştık ve karşılaşacağız. Belki bu insan kan bağımızdan biri bile olabilir. Bizim görevimiz kendimizi onların davranışlarından korumak olacak. Alışmayacak ama kaçmayacağız da. Ne zaman hayatımızı başkalarının eleştirilerine göre değil, kendi isteğimize göre yaşamayı öğreneceğiz, işte o zaman bizi kimsenin düşürmesi mümkün olamayacak.