HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
Osmanlı'da müzik terapisi: Şarkılar Bizi Söyler
Giriş: 12 Ağustos 2026, Çarşamba 10:53
Güncelleme: 12 Ağustos 2026, Çarşamba 10:53
Cansu İçli

Müzik, insanlık tarihi kadar eski bir sanat dalıdır. Müzik terapisi de sanıldığının aksine yeni bir olgu değil, kökleri tarihin derinliklerine uzanan bir geçmişe sahiptir. Bunları biliyor olsam da bir süredir aldığım Sanat Terapisi Eğitimi sırasında geçen hafta öğrendiğim bir gerçek beni oldukça şaşırttı: Osmanlı İmparatorluğu döneminde müzik, bir sanat dalı olmaktan öte bazı darüşşifalarda tedaviyi destekleyen bir unsur olarak da kullanılıyordu. Merak edip araştırmaya başladığımda o döneme göre son derece ileri görüşlü bir tedavi yaklaşımı karşıma çıktı: Müzik bilhassa Edirne’de II. Bayezid Darüşşifası’ndaki hekimler tarafından dönemin tıp anlayışı doğrultusunda tedavi sürecinin tamamlayıcı bir parçası kabul ediliyordu.

Dönemin hekimleri, Türk musikisinin farklı makamlarının insanların ruh halleri üzerinde farklı etkiler yaratabileceğine inanıyordu. Rast makamı huzur ve dengeyle, Uşşak sevgi ve rahatlamayla, Hicaz tevazu ve içe dönüşle, Saba cesaret veya hüzünle, Neva ise ferahlık hissiyle ilişkilendiriliyordu. Her birinin tadı farklı olsa da hepsi aynı sofradan besleniyordu. Nitekim dönemin şair-hekimlerinden Şuuri Hasan Efendi’nin de dediği gibi: "Bütün saz ve makamlarda ruha gıda vardır."

Ancak tedavi sadece müzikten ibaret değildi. Ney, ud, rebap, tanbur ve kanun tarzı enstrümanların yanı sıra su sesi, kuş cıvıltıları, güzel kokular, bahçeler ve doğayla iç içe mimari de hastaların ruhlarını iyileştirmeyi amaçlayan şifa ortamının bütüncül gücünü sağlayan etkenlerdi. Bugün bu makamlara atfedilen etkilerin tamamı modern bilim tarafından henüz doğrulanmadı fakat müziğin kaygı ve stres düzeyini azaltabildiğini, duygusal iyi oluşu destekleyebildiğini ve bazı ruh sağlığı sorunlarında tedaviye yardımcı olabildiğini ortaya koyan çok sayıda bilimsel araştırma bulunmaktadır.

Müziğin gücü salt kulaktan gelmez; duygularımızı dilin çaresiz kaldığı anlarda konuşturmayı başarmasından da gelir. Müzik, hisleri kelimelerin bile anlatmayı başaramadığı bir yere taşır. Herkesin hayatında öyle bir şarkı vardır ki ilk birkaç saniyesi çalar çalmaz kişiyi yıllar öncesine götürür; adı konulmamış duyguların tercümanı olur. Müzeyyen Senar’ın güzide sesiyle seslendirdiği "Şarkılar Seni Söyler" misali şarkılar bizi bize anlatır.

Teknolojinin yaşamlarımızı gün geçtikçe hızlandırdığı robotik bir çağda yaşıyoruz. Yapay zeka, dijital sağlık uygulamaları ve biyoteknoloji geleceğin tıbbını biçimlendiriyor; benliğimizin robotlaşmaması adına geçmişten gelen bu dingin mirası yeniden hatırlamaya ihtiyacımız var. Çünkü insan yalnızca tedavi edilmek istemez; dinlenmek, anlaşılmak ve ruhsal yaralarına iyi gelecek doğru şarkıyı da dinlemek ister.

Paylaş:
brush-purple Yorumlar
ITEM