Milattan sonra 2019...

Milattan sonra 2019...

Teknolojik bakımdan tarih perspektifinden baktığımızda çok kısa bir süre olarak görülen, son yüz yılda katlanarak devam eden bir bilimsel evrim sürecine şahitlik ediyoruz. 

 

"Gelişim" olarak adlandırdığımız süreç devam ederken, bireylerin daha çok birey haline geldiği, öte yandan toplumsal konularda da reaksiyon veya fikir veyahut ideoloji üretimini, fiziksel dünyadan fazla sanal bir alemde meydana getirdiğini de gözlemliyoruz. Özellikle sosyal medya bu konuda büyük rol oynuyor. Doğu toplumlarının yıllar önce Budizm, Sufilik, Kabala gibi bir takım inisiyasyon içeren faaliyetlerden alışık olduğu ancak batı toplumunun hızlıca bilinçli ve istekli bir şekilde izole olma halinden geçtiği tuhaf bir süreç bu...

 

Toplu taşıma araçlarında, oturacak yer bulamıyorken bile, telefonda oyun oynamak, sosyal medyada fotoğraf beğenmekle meşgulüz. Hikayeler dünyasında yaşamaya başladık. Matrix bizim için realiteden önemli hale gelmeye başlıyor. Sahte empati üretiyoruz. Sinema, sanal gerçeklik, oyunlar, tamamı risksiz ve benzersiz deneyimler içerdiği için tükettiğimiz birer çerez haline gelmiş durumda.

 

Dünyanın kendisinde bizim için bir aberasyon mevcutken, realitenin sanal hale getirilmesi konusunda da çabalıyoruz. Bu durumdan şikayetçiymişim gibi görünebilir, aslında pek öyle sayılmaz. Çünkü konu hakkındaki düşüncelerimi bile, sanal bir ortam aracılığıyla paylaşıyorum. Ben de bunun bir parçasıyım. Bu korkunç bir durum mu? Yorumu okuyucuya bırakmakla beraber, anlaşılabilir buluyorum.

 

John Locke, Thomas Hobbes, Benjamin Franklin, John Adams, Rousseau, Pactum gibi düşünürlerin faydalandığı, toplumun rıza ile işbirliği temelinde üretilmiş "social contract" veya “toplum sözleşmesi” olarak belirtilen metaforun yıpranmaya, hatta bir ucundan yırtılmaya başladığı inancına doğru yöneliyorum. Çünkü, başta bahsettiğim gibi doğudaki inisiyasyon süreci hakkında araştırma gerçekleştirecek olursanız, bunun günümüzdeki yalıtım ile alakasının olmadığını görürsünüz.

 

Tepkilerimiz, paylaşımlarımız, kendimizi ifade etme şeklimiz, diğer insanlarla olan ilişkilerimiz, tamamıyla değişmiş durumda ve toplum sözleşmesi bir ucundan yırtıldı bile...

 

Yazı içeriğini uzatmak istemiyorum çünkü okunmayacağı konusunda şüphelerim var. Neticede artık "Mona Lisa bile yıkılıyor" Suç ve Ceza'nın özeti araştırılıyor, Sokrates alay konusu oluyor, vesaire...

 

Bahsettiklerime karşı çıkanlar elbette olabilir, bu tip konular üzerinde düşünmenin esas nokta olduğunu düşünüyorum. Son olarak, teknolojik açıdan "geride kalmış" toplumlarda yaşam farklı bir şekilde işlemeye devam ediyor ve yukarıda bahsettiğim kıvılcımlar, bu toplumları, en azından şu an için kapsamıyor.

 

Bartu Eken

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Menopoz sıkıntılı mı olmalı?
    Menopoz sıkıntılı mı olmalı?

    Süresi : 09:56 İzlenme : 381

  • Kırmızı ip ritüeli
    Kırmızı ip ritüeli

    Süresi : 02:00 İzlenme : 0

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 7177

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 10723

  • Hangi vitamin hangi besinlerde bulunur?
    Hangi vitamin hangi besinlerde bulunur?

    Süresi : 01:41 İzlenme : 4592

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön