Hayatta hiçbir şey tek başına kalmıyor. Kalamıyor.



Önce inanıyoruz, sonra öğreniyoruz. Öğrenmek, öğretmemizi sağlıyor ve bu döngü kendini böyle yeniliyor. Evren bunu imzasız kural olarak bize sunuyor sanırım. Her birimiz de kabul etmişiz.



Sahi, ne böyle değil ki... Bazen düşünüyorum, her şey kurallı. Tek düze. Mutsuzluğumuzun sebepleri de aynı kurallar halbuki. İstemsizce, duvarda yamuk duran çerçeveyi fark ettiğimizde, gözlüğü gözlük kabına yerleştirmeden bıraktığımızda, elimizdeki kağıt buruştuğunda bir burukluk oluyor. Sizin de böyle hissettiğiniz anlar var mı?


Sürdüğümüz ojenin bozulmasına bile canımız sıkılacak kadar dertsiz miyiz yoksa? Ya da mükemmelliyetçi miyiz? Yok, sinir katsayımız bu kadar zayıflamış olamaz. Temennim, bunun dertsizlikten yana olması. Peki ne yapmalı?



Kontrol sistemimizi yormaya gerek yok. Sıkıntı, strese de. Her şey olduğu yerde duruyor. Kimsenin yaptığı, yapacağı bir şey de yok. Aksi halde şüpheci, tedirgin, bir hal beliriyor. Bu da bir süre sonra huyumuza değil, hayatımıza yansıyor.



Bunları sizinle beraber aşmaya çalışan biri olarak yazıyorum. Çok rahatsız olduğum bir konuydu çünkü. Masamın üzerinde yamuk bir kağıt varsa karşımdaki insanla konuşamıyorum. Ya da kahve içtiğim bardağın alt izi masaya leke bıraktıysa.



Takıntılarımızın, tutukluluğumuzun çözülmesi dileğiyle...


Çok Marslı Sevgili

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir bir çok venüslü sevgili olarak katılıyorum simetri ve OKB hastalığı olanlar beni bulsun onlarla buluşup hayattaki tüm yamuklara ve pisliklere karşı birleşelim :)))))))))
    CEVAPLA

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.