İnsan ilişkilerinde, her insanın ayrı sorumluk ve görevleri vardır. Aralarında herhangi bir anlaşmazlık veya sorun çıktığında taraflar birbirini suçlamak yerine öncelikle dönüp kendi tutum ve davranışlarına bakmalıdırlar.


Sürekli şanssızlığından ve iyi insanlarla karşılaşamadığından şikâyet eden bir hanımefendi tanırım. Üçüncü eşinden bir hafta önce ayrılmış, ayrılığın depresyonu içinde idi. Eşlerinin kendisini yanılttıklarını anlatıyordu. Boşandığı eşlerine karşı öyle bir kin ve suçlama içindeydi ki her üç evliliğinin bitişinde de kendini hiç kusurlu ve sorumlu hissetmiyordu.


İnsanlarla yakın olmak, anlayış ve sevgi dolu içten bir ilişki sürdürmek istiyorsanız, bunun tek taraflı çabayla gerçekleşmeyeceğini bilmek gerekir.


Evlilik, sevgi ve içtenliğe dayanan bir hayat ortaklığıdır. Hangi ortaklık olursa olsun, ortaklık yakınlık, açıklık, netlik, eşitlik ve içtenlik ilkeleriyle sürdürülebilir. Her iki taraf birbirini hiçbir gizlilik kalmamacasına tanımalıdırlar. Üçüncü evliliğini de bitiren arkadaşım, boşandığı eşlerini ne ölçüde tanıyabildi bilmiyorum ama evlilikleri hakkında yaptığı konuşmalardan kendini hiç tanımadığı apaçık görülüyordu.


Hanımefendi, üç acı deneyim yaşamasına karşın hala suçu eşlerine yüklemeye çalışıyor, evlilikleriyle ilgili bir muhasebe yapmaya yeltenmiyordu. Genelde insanlar böyle bir muhasebeyi yapmaktan korkarlar. Suçlayıp sorumluktan kurtulmak daha kolay gelir onlara. “Benim eş olarak sorumluluklarım nedir? Evliliğe ilave edebilecek hangi değerlere sahibim? Nerelerde, hangi hataları yapıyorum?” gibi soruları sormak ve cevabını bulmak gerçekten kolay değildir.


Taraflar birbirine karşı açık olmadıkları takdirde gizlilikler çığ gibi büyür. Çiftler bu kapalılık içinde ne kendi dünyalarını zenginleştirebilirler ne de başka insanları ve akrabalarını aralarına alarak sosyal yaşamlarını güzelleştirebilirler. Kendilerini karşı tarafa tam olarak açmayan insanlar korkak ve bencildirler. İyi bir eş olmaları olanaksızdır. Korkaklıkları, çekingenlikleri ve bencillikleri nedeniyle aşk yaşamlarını sürdürürken önemli hatalar yaparlar. Kendilerine olan güvenleri azdır. Çekingenlikleri onları tutuk yapar, layık olduklarından daha azına talip olurlar. Güçlü insanlara yaklaşamazlar. Yaşam standartlarını kendi elleriyle aşağıya çekerler. Cesaretsiz oldukları için önemli kusurları olan kimselerle evliliklerini sürdürürler, “Ayrılırsam nasıl geçinirim, nasıl yaşarım” korkusu içinde birçok şeye katlanırlar. Ne yapacaklarına karar veremeden her gün daha ağırlaşan evlilik koşullarına boyun eğerler. Onursuz bir yaşamı alışkanlık haline getirip sürdürürler.


Kendini iyi tanımayan insanlar her an kendileriyle çatışma içindedirler. Kendi içlerindeki kavgalarla kendi yollarını engeller, kapatırlar. Kendine güveni olmayan insanlar aile yaşamlarının içine başkalarını katarlar. Evliliklerini sürdürebilmek için eşleri dışındaki kimselere dayanmak isterler. Devreye kaynanalar, kayınbabalar, kayınbiraderler girmeye başlar. Yaratılan fikir karmaşası ve dış etkiler ortak yaşamı daha zor, daha karmaşık hale getirir. Doğal akışı içine bırakılsa iki düşünceyle yürütülecek yaşamı başka inançlar, görüşler, düşünceler, başka insanlar yönetmeye başlar.


Evlilik, kadın erkek için önemli bir gereksinim ve Yaradan’ın lütfettiği bir mutluluk kaynağıdır. Bu mutluluğu doyasıya yaşayabilmek için evinizde sevgi ve içtenlik içinde süren bir paylaşım ortamı oluşturmanız gerekir.


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.