Yeni bir bebek bekliyor olmak heyecan ve sevinç duyguları hissettirir annelere. Bu heyecan verici duyguların yanında, doğum sonrası, kadınların yaklaşık %70-80'i bazı olumsuz hisler veya duygu durumunda dalgalanmalar yaşar ve bu durum "lohusalık hüznü" olarak adlandırılır. Sebepsiz ağlamak, sabırsızlık, sinirlilik, huzursuzluk, kaygı, yorgunluk, uykusuzluk, üzgün ruh hali, zayıf konsantrasyon gibi belirtilerle kendisini hissettirir.
Lohusalık hüznüne neden olan şeyin doğumla birlikte hormonlardaki ani değişimler olduğu düşünülmektedir. Doğum sonrası dönem, önemli rol geçişlerinden biridir; yani, hastaların çeşitli yaşam rollerini değiştirmeleri veya bunlara ekleme yapmaları gereken bir zamandır bu dönem. Bununla birlikte, doğumdan sonraki yaşama uyum sağlama süreci, yetersiz uyku, “rutinin” bozulması ve doğum deneyiminin kendisi, bir annenin nasıl kendisini hissettiğini etkileyebilmektedir. Doğumdan birkaç gün sonra ortaya çıkabilen bu durum bir iki hafta içerisinde kaybolur. Ancak, lohusalık hüznü yaşayan annelerin yaklaşık %15’inde doğum sonrası depresyon ortaya çıkmaktadır.
Doğum sonrası depresyona neden olabilecek risk faktörleri nelerdir?
Her kadının doğum sonrası depresyon yaşama ihtimali vardır ancak bazı kadınlar daha fazla risk altındadır. Geçmişte depresyon öyküsü olması (özellikle önceki hamileliklerinde doğum sonrası depresyon yaşamak) veya ailesinde depresyon öyküsü olması, hamilelik esnasında yaşanan yüksek stres, hamilelikte ya da doğum sonrasında yaşanan tıbbi sorunlar, yetersiz manevi destek ya da bebeğin bakımıyla ilgili yetersiz destek almak, evlilikle ilgili yaşanan sıkıntılar doğum sonrası depresyon için sayılabilecek risk faktörleridir.
Doğum sonrası depresyon belirtileri nelerdir?
Duygusal açıdan hissizlik-küntlük, aktivitelere ilginin azalması, iştahta değişiklik, yorgunluk, uyku bozuklukları, çocuğun bakımını yerine getirmede güçlük yaşama, suçluluk hissi, kendine güvende azalma, haz kaybı, değersizlik hissi, umutsuzluk ve acizlik, ölüm veya intihar düşünceleri doğum sonrası depresyonun belirtileri arasında sayılabilir.
Bu belirtiler 2 haftadan fazla sürer ve gittikçe artış gösterirse, annenin klinik yardım alması düşünülmelidir. Bu durum görmezden gelindiği takdirde, ebeveynlikle ilgili sıkıntılar yaşanabilmektedir. Depresyonda olan ebeveyn, çocuğunun psikolojik ihtiyaçlarını anlamada ve cevap vermede zorlanmakta, çocukla ilgili sorumluluklar anneyi bunaltmakta, ağır seyreden durumlarda kendisini çocuktan koparma noktasına gelebilmektedir. Depresif ebeveyne sahip olan çocukların ise olumsuz kendilik algısı geliştirme, içe dönük ve çekingen bir yapıya sahip olma olasılıkları diğer çocuklara göre daha yüksektir.
Doğum sonrası depresyonda tedavi ve destek
Doğum sonrası depresyon belirtileri yaşıyorsanız, doktorunuzla veya bir ruhsal sağlık uzmanıyla görüşmelisiniz. Doktorunuz psikolojik yardım almanızı veya antidepresan ilaçlar almaya başlamanızı önerebilir. Tıbbi tedavinin yanında, yeterince uyumak, yürüyüş yapmak, akraba ve arkadaş desteği talep etmek, düzenli ve sağlıklı beslenmek de doğum sonrası depresyon yaşayan kişiye yardımcı olan faktörler arasındadır.
Yeni rolünüze uyum sağlamaya çalıştığınız bu süreç, çok stresli, zorlu ve yorucu olabilir. Depresyon yaşayan bir anne olarak, kendinizi suçlu veya utanmış da hissedebilirsiniz. Böyle bir durumda doğum sonrası depresyonun sizin suçunuz olmadığını bilmek önemlidir. Doğum sonrası depresyon, tedavi edilebilen bir durumdur. Duygularınızı bir uzmanla paylaşmak ve yardım almak, bu durumun üstesinden gelme konusunda size fayda sağlayacaktır.
Doğum sonrası depresyon ve eş desteği
Doğum sonrası dönemde en önemli potansiyel stres kaynaklarından biri, hasta ile eşi arasındaki ilişkidir. Bu kırılganlık döneminde, eşlerinin fiziksel ve duygusal yakınlığını hisseden kadınlar, kendilerini duygusal olarak daha rahatlamış, bir eş ve anne olarak daha yeterli hissedeceklerdir. Bu konuda eşinize yardımcı olmak için:
Uzm. Psk. Elif Eker
Ağzınıza sağlık. Eşlere çok iş düşüyor