Size geçmişten küçük bir hikâye anlatacağım. Hikâyede özne değilim, sadece gözlemciyim ama böyle bir hikâyenin öznesi olmadığım için pişman değilim desem yeridir.


İstanbul’da bir reklam ajansı. Cıvıl cıvıl, hareketli ve bol dedikodulu… Geceler gündüzlere karışıyor, bayram tatilleri Pazartesilere… O ışıltılı reklam dünyasının arkasında insanlar resmen ırgat gibi çalışıyor. Ajansın grafikerleri, prodüktörleri, müşteri temsilcileri hiç de öyle filmlerdeki gibi ellerinde içecekleri, kahkahalar patlatmıyorlar. Kahkahalar da oluyor elbet ama bir o kadar da kan, ter, göz yaşı… Ajans hayatı kurtlar sofrası. Havada görünmeyen okların uçtuğu gergin toplantılar yapılıyor. Deadline’lar hayalet gibi geziniyor. Biri “Koridorda koşmak yasak!” tabelası asıyor, şakayla karışık. İnsanlar ofisin içinde basbayağı koşuyorlar. Yeniyetme müşteri temsilcileri, junior yazarlar, çaylak prodüktörler zaman zaman “Biz buraya nereden düştük?” diyorlar. Ama iş çok iştah açıcı, yalan değil… Üretilen işler virale düşünce, müşteriden aferin alınca, TV’de bangır bangır döndürülünce herkesin egosu orgazm yaşıyor. En alt kademeden en üst kademeye… Böylece, büyük müşterilerden gelecek bir sonraki briefler için herkes hazır hale geliyor. Yılbaşı partilerinde veya ajansın cafesinde bir gevşeme, bir eğlence havası da esiyor. Reklamcılık manik halleri kabartıyor, bir yandan da vazgeçilemeyen, bağımlılık yapan bir roller-coaster halinde yaşanıyor, insanların hayatları haline geliyor.



Ve kurtlar sofrasının başındakiler… Ajans büyük. Ajansta üç tane eşit kademede üst düzey yönetici var. Hepsi birbirinden farklı karakterler. Sanki ‘Nasıl olur da birbirinden olabildiğince farklı tipler bulabiliriz?’ diye ajansın Londra merkezinde konsey toplanmış ve yapay zekâ da binlerce profili tarayıp bu kişileri bulmuş. Üçü de güya birbiri ile uyum ve barış halinde ama aslında üçü de birbiriyle yarışıyor. Ajans başkanı bir duayen, nüfuzlu biri… Onun gözdesi olmak elbet hepsinin hayali. Geçmişten biliniyor ki, onun gözdesi olma aşamasını geçenlerin bir daha sırtı yere gelmiyor. Yaptıkları her işin etrafı ışıltılı bir hare ile kaplanıyor.


Ve orta kademedekiler… Küçük odalarda tıkış tıkış çalışan müşteri ilişkileri, prodüksiyon, kreatif grup, stratejik planlama ve diğer tüm birimler. Hepsi görünmeyen kahramanlar. Onların çalışırken aldığı küçük inisiyatifler tüm işlerin kalitesini belirliyor. Ancak bu işleri sunmaya giden müşteri ilişkileri ekibi bütün ışıltıyı üstlerinde taşıyor. Hem ajans hem de müşteri tarafından onlara şüpheyle bakılıyor. Onlar da kimseye tam olarak güvenemiyor. Onların işi de kolay değil. Herkesle yakın ilişkiler yürütüyorlar ve hepsini koordine etmeye çalışıyorlar. Herkes kendini iş bitirici, pratik, çalışkan ve zeki göstermenin peşinde. Ya da öyle değillerse, belli etmemeye...


Bir gün ajansta büyük bir tartışma patlak veriyor. Büyük toplantı odasında üst yönetim birbirine giriyor. O gün duvarların dışına taşan şeyleri duyanlar saflarını çok geçmeden belli ediyor. Kapının ağzında olmaktan korkanlar işlere ve dedikodu değeri taşıyan bilgilere dört elle sarılıyorlar. O günden sonra kimse kimseyle dost kalmadığı gibi, iş arkadaşı olarak da kalmıyor. Küçük odalarda her ekip kendi içinde bireyler haline geliyor. En fazla ikili gruplar… Bu gruplardan biri de kendi yöneticilerine sırt çeviriyor. O günden sonra o odadaki her bir iş günü trafo alanı haline geliyor.


İki kadın, yöneticilerini yetersiz buluyor. Söz konusu meşhur kavgada kendi yöneticilerinin zayıf düştüğünü düşünüyor. Onlara kol kanat geren, arkalarını kollayan yöneticileri ile aynı odada ama düşman gibi yaşamaya başlıyorlar. Halbuki henüz hiçbir şey yaşanmadı. Fısıltılar gerçekleri yansıtmıyor. İşler ortada. Küçük kadınlar, kendilerini garantiye almak için küçük oyunlar oynamaya başlıyorlar. Kadın kapıdan çıktığı anda konuşmaya başlıyorlar. "Zaten şöyleydi" diyorlar etrafta. Dedikodu zehri onların bugüne kadar aldıkları şık diplomaların üzerini kara bir mürekkep gibi lekeliyor. İkisi de iyi eğitimli, görmüş geçirmiş ailelerden gelmiş, kariyer yapan kadınlar. Ama koltuk korkusu onları küçük hesaplara sürüklüyor. Haftalar geçtikçe küçük oyunları maillerde, toplantılarda, kapı arkalarında ortaya çıkmaya başlıyor. Koltuklarını kaybetmekten çok korkuyorlar ve artık aleni şekilde oklarını fırlatmaya, kılıçlarını savurmaya başlıyorlar. Bu oklar ve kılıçların hiç biri kadına ulaşamıyor. Kadın ekibinde kim olursa olsun kendi olacak kadar uzun süredir iş hayatında. Boğazına takılan kemiği kendi kendine çıkaracak kadar.


Bir sabah, “Günaydın” diyor yöneticileri. Cılız iki “Günaydın”dan sonra çalışmaya başlıyorlar her zamanki gibi… Öğleye doğru, bir ara, kadının odadan çıktığını ancak uzun süredir gelmediğini fark ediyorlar. “Tuvalete gitmiştir” “Kahve almaya gitmiştir” tahminleri bir süre sonra saçma hale gelmeye başlıyor. Kadının bilgisayarı açık, masası olduğu gibi duruyor. Peki, ne ara gitti? Niye çıkarken bir şey söylemedi? Nereye gitti?


Birkaç gün telefonlara cevap vermiyor. Sonra ortaya çıkıyor. Meğerse o anda terk etmiş ajansı. Ceketini alıp gitmiş. Yapmacık vedalaşmalara tamah etmemiş. Maaşını ve alacaklarını hesaplamamış. Gitmiş. Ajans başkanı arıyor, "Gel" diyor, "Bir şey demeyeceğim, sen gel...". Kadının kurduğu sistem tıkır tıkır işliyor. Kendi olmasa da hayaleti bile iş yapmaya devam ediyor. Dönmüyor. Bir ay sonra bir Fransız kasabasından fotoğraflarını paylaştığı görülüyor. Bir ay sonra da bir Akdeniz şehrinden. Pırıl pırıl parlayan gözlerindeki hayatla bakıyor fotoğraflara.


Bu bir vazgeçme veya pes etme hikayesi değil. Başarılı bir iş insanının artık başarısız olma hikayesi de değil. İnsan kaynakları birimine iki ay önceden bildirme ve işkence haline gelen işe devam etme zorunluluğuna baş kaldırma hikayesi. Küçük oyunlar için ömrünü heba etmemeye. Karakterini şık giysilere ve ünvanlara vermemeye. Para için küçük yılanlarla uğraşmamaya. Bu ve bunun gibi şeylere... Gitmek istediğinde gidebilme hikayesi. Ömürde en az bir kere çekip gidebilmenin hikayesi.

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.