Tek celsede bitirdim abi, anlarsın ya!

Tek celsede bitirdim abi, anlarsın ya!

Perili Fatma - 2

 

Perili Fatma’nın gözlerinde tarayıcı, kulaklarında radar var dense yeriydi. Nerede olursa olsun, etrafına şöyle bir bakar, gözüne birilerini kestirir, dikkat çekmeden derhal gerekli istihbaratı sağlar, sonra topladıklarını bildireceği kişiyi bulup güya falına bakardı.

 

Meselâ vitrinden takı çalındığını bir sabah önünde yürüyen süklüm püklüm oğlanla, onu fısıldayarak tehdit eden babasına kulak kesilerek keşfetmişti.

 

Şimdiden tezi yok, aldığın yere koyacaksın. Yoksa seni kulaklarından tavana asarım.”

Tamam baba, yarın akşam koyarım.”

Sağır mısın lan! Çıkacağın bir üst kat. Hemen bugün, bu gece!”

“Abim vardiyada, o yüzden dedim.”

“Ha...”

“Ben kahveye geçeyim mi baba?”

Ne kahvesi lan! Yüzük işi bitene kadar dışarı çıkmayacaksın. Akşama kadar yüzük bende, sen evde! Hadi!”

“Tamam baba.”

 

Perili Fatma babasının dediğini yapmaktan başka çaresi olmadığını anladığı delikanlının peşine takılmış, girdiği iki katlı evin üst katının balkonunda elinde çalı süpürgesiyle bir kadın belirene kadar bir aşağı bir yukarı dolaşmış, öğleden sonra da bohçasını kapıp aynı kadına gaipten haberler vermişti.

 

Bir başka gün ise, caddede etrafına bakına bakına yürürken, ilerideki kuaförün önünde kapıya yaslanmış, ağzındaki sakızı şişiren manikürcüyle yandaki kasaba takılmıştı gözü. Yanlarından geçerken genç kadının “Tek celsede bitirdim abi, kuşlar gibi özgürüm, anlarsın ya” dediğini duyunca yavaşlamış, adam “Allah rast getirsin” deyip içeri girdikten sonra on metre ötedeki çiçekçi akrabalarının yanına çökmüş, öğleye kadar iki dükkânı çaktırmadan gözetlemişti. Saçları saman sarısına boyalı manikürcünün, boş kaldıkça yandaki dükkanın içine eğilip kasapla laflamaya çalıştığını, buna karşılık bir elinde küçük tencere, yanında iki küçük erkek çocukla kasaba giren kadına başıyla selam verip kendi dükkanına kaçtığını görünce kadını evine kadar takip etmişti. Kadın öğle yemeği getirdiğine göre kocasına, yolda iki kere durup göğsüne bastırarak öptüğüne göre büyük oğluna düşkündü. Hemen ertesi gün kapısını tıklatmış, önceki gün şahit oldukları sanki işlemeli bakır tasına yansıyormuş gibi kadını gerçekleşmesi muhtemel gelişmelere karşı uyarmıştı.

 

Başı bağlı erkeklere askıntı olan kadınlara gıcığı vardı Perili Fatma’nın, onları affetmiyordu. Nitekim, ilerleyen günlerde manikürcü kıza da fal bakmıştı. O gün kasapla fingirdemeye çalışırken fark etmemişti onu nasılsa. Kasabın karısının faldan sonra dükkâna baskın yapar gibi hışımla gelmesini, kapı önünde manikürcüye olur olmaz terslenmesini fırsat bilmiş, ağda odasında iyice korkutmuştu:

 

Sen evliymişsin ama ayrılmışsın. Biraz eğlenmek istersin. Birine kafayı takmışsın. Aman dikkat edesin. Başı taraklıdır. Üç vakte kadar hanende saç saça baş başa bir kavga görünür.”

 

Perili Fatma kendini fazla yormadan haftada bir-iki müşteri bulur, bir süre onlarla idare eder, ama hiç kimseye asla iki-üç defadan fazla fal bakmazdı. Çünkü bir yerden sonra, ortalıkta görünmeden bir kişinin hayatı hakkında bilgi toparlamak zorlaşırdı. Kimseye telefon vermez, kimseyi telefonla aramaz, “şu gün geleceğim” dediği kişinin onu bekleyeceğini bilir, sonra kayıplara karışır, tesadüfen eski müşterilerinden birine rastlayacak olsa, ne kadar ısrar edersen etsin işlemeli bakır tasını çıkarmaz, durup ısrar edenin yüzüne otuz nefes bakar, “Periler senin için bir şey demiyor” deyip savuştururdu.

 

Sürekli muhit değiştirerek sokak aralarında dolaşa dolaşa günü kurtarmak Perili Fatma’ya yetiyordu aslında. Düşünemediği, kehanetlerinin getirdiği şöhretten kaçamayacağıydı. Bir yılın sonunda ismi kulaktan kulağa yayılmış, onu nerede nasıl bulacağını bilemeyen kadınlar, sokaklarda tek başına gördükleri diğer bohçacıları, benzer kılık kıyafet içindeki çiçekçileri çevirip “Perili Fatma sen misin?” diye sorar hale gelmişlerdi.

 

Bu fırsatı tepmek istemedi. Gelgelelim bu şöhretin hakkını vermesi için daha kapsamlı ve sistematik bir istihbarat sistemi kurmaya ihtiyacı vardı ve bunu renk vermeyecek biçimde nasıl gerçekleştireceğini henüz bilmiyordu. Çok dikkatli olmalıydı, aksi halde müşterilerinin tamamını kaybederdi.

 

Perili Fatma, birkaç ay bunun üzerine düşündükten sonra, ancak şeytanın aklına gelecek bir yol buldu.

 

3. bölüm 6 Şubat 2018 Salı hthayat.com’da

 

Diğer bölümler

 

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
2
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 8798

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6490

  • Yumurta dondurma işlemi nedir? Kaç yaşa kadar yumurta dondurulabilir?
    Yumurta dondurma işlemi nedir? Kaç yaşa...

    Süresi : 26:32 İzlenme : 717

  • Çocuklar ne izlemeli?
    Çocuklar ne izlemeli?

    Süresi : 41:12 İzlenme : 1952

  • Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı yapıyoruz
    Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı...

    Süresi : 17:20 İzlenme : 1859

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön