Tüm hayatım boyunca psikopatlar için bir mıknatıs gibi oldum, küçük bir kızken bile. Eğer beş kilometre civarımda bir psikopat varsa, mutlaka beni bulur. Bu insanlar, sevecen empatlar olarak anılır. Yani karşısındaki kişinin duygu durumlarını kontrollü bir biçimde algılayabilen, hatta kontrol edebilen, kendilerininkileri de karşısındakine ya da çevresine yansıtabilen kişiler.
Favori psikopatlarımdan biriyle, 2013’de, bir mağazada amaçsızca dolaşırken karşılaştım. Hadi ona ‘Mehmet’ diyelim. Mehmet, oldukça sıcak ve son derece spontane bir insandı. Onu ilgi çekici bulmuştum ama ağır abi tarafını da fark etmiştim. Yine de bir şans vermek istiyordum. Adam zamanla şeytanın torununa dönüştü. 30 küsur senelik hayatımda karşılaştığım en büyük yalancı olabilir. Bazen yalan söylediğini bildiğim halde, onu utandırmaktan çekinecek kadar kibar davranıyordum.
Sadece kompulsif bir yalancı değildi, aynı zamanda profesyonel bir sperm donörüymüşçesine dünyanın pek çok farklı ülkesinde çocukları vardı. Seri bir bebek üreticisi olarak, bir ruhu olduğuna emin değilim.
Onun durumuna rağmen, bu zombiyi tekrar hayata döndürmek için zayıf girişimlerim oldu. Neyse ki asla gereğinden fazla yakınlaşmadık ama onun gerçekte nasıl bir insan olduğunu fark etmem 2 ayımı aldı.
Yazı: Princessa Duru