Karşımızdaki "biz" değil!

Karşımızdaki "biz" değil!

Anlaşabilmek... İnsanların birbiriyle anlaşabilmesi ne kadar kolay ve bir o kadar da zor. Ya da biz mi zorlaştırıyoruz?

 

İletişim dediğimiz nedir? Karşımızdaki insana sevgimizi, ilgimizi, beklentilerimizi ya da kırgınlıklarımızı kendi cümlelerimizle aktarmak... Ama bunu yansıtırken de doğru davranış hem kendimizden ödün vermemek, hem de karşımızdakini olduğu gibi kabul etmektir... Bu kadar basit. Fakat bizler ne yapıyoruz? Kendi doğrularımızı anlatırken karşımızdakini de kendi kalıbımıza sokmaya çalışıyoruz. İnsanları kendi kimlikleriyle tanıyıp değerlendirmek yerine onlara kendi bakış açımızı empoze etmenin derdine düşüyoruz hemen. Son zamanlarda gözlemlediğim bu. Küçükten büyüğe hepimiz birbirimizi değiştirmeye öyle meraklıyız ki; başkasının bizden ayrı bir kişilik, gen, huy taşıdığını göz ardı ederek yapıyoruz bunu. Eşi dostu bırakın; çocuklarımızı bile değiştirmek için çabalıyoruz. Kendi zevklerimize, kendi ideallerimize uydurmaya çalışıyoruz. Bu da insanoğlunun "benmerkezciligini" gösteriyor işte... Bunun neticesinde ise iletişim sorunları, tartışmalar ve duygusal eksiklikler baş gösteriyor. Herkes herkesten şikayet eder vaziyette. Ve şu gerçeği hem görüyor hem göremiyoruz. Ne kimsenin kimseyi değiştirebilme gibi bir şansı, ne de böyle bir beklentiye girme hakkı var...

 

Belki bir süreliğine ilişkiler yoluna girsin diye değişmiş gibi yapıyoruz ama özümüzde değişmiyoruz. Değiştirmeye çalışmak ne kadar yanlışsa; bir başkası için kendimizden ödün vermek de aynı oranda hata. Ve buna gerek de yok.

 

Evet insan olarak hatalarımızı düzeltmeliyiz bu ayrı. Geçmişten ders almalı, zamana ayak uydurmalı, kendimizi yenilemeliyiz. Anlatmak istediğim değişim bu değil.

 

Başkasına boyun eğmek, kabul görebilmek adına kendimizden vazgeçmekten bahsediyorum...

 

Sadece birilerine yaranabilmek, onay almak için kişiliğimizden, doğrularımızdan taviz verirsek kendi yüzümüze nasıl bakacağız? O zaman biz "kendimiz" olmaktan bahsedemeyiz.

 

Öte yandan her birimize Allah tarafından doğuştan bahşedilen karakter özelliklerimiz de var. Bakıyoruz kimimiz sabırlı, kimimiz heyecanlı, takıntılı, neşeli. Bu duygudurumların ne kadarını kontrol edebilmek elimizde?

 

Yaşam içinde edindiğim tecrübelerimle şöyle son noktayı koyabilirim: Karşımızdaki kim olursa olsun kimsenin değişebileceğine inanmayalım. Böyle bir dünya yok! Boşa kürek çekmiş oluruz.

 

Hani bilinen bir laf vardir: "Ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin."

 

Bize uymayan tarafları da olsa eşimizi, dostumuzu oldukları gibi kabullenelim; sevelim ya da baktık olmuyor değiştirmek gibi deli bir çaba içine girmeyelim. Eyvallah diyelim; ne kendimizi, ne de karşımızdakini heder edelim!

 

Bazen olmayanı ısrarla oldurmaya çalışmak hata. Gidebilmek daha kolay. Hem kimi zaman sevmek, gidebilmeyi de içinde barındırmaz mı? Kendimizden de gereksiz ödünler vermeyelim. Kısa ve net: Yormayalım, yorulmayalım. İnceldiği yerden kopmasında hayır vardır çoğu zaman.

 

Sevgilerimle…

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Doğum korkusu nasıl yenilir?
    Doğum korkusu nasıl yenilir?

    Süresi : 02:20 İzlenme : 9829

  • 4 cilt tipine uygun kil maskesi tarifi
    4 cilt tipine uygun kil maskesi tarifi

    Süresi : 00:57 İzlenme : 4108

  • Evde oda parfümü yapımı
    Evde oda parfümü yapımı

    Süresi : 00:23 İzlenme : 1691

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2806

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 7177

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön