Annelik içgüdüdür

Annelik içgüdüdür

Ebeveynlik dediğimiz olgu birçok araştırmada aslında doğuştan gelen bir duygu ve/veya içgüdüsel bir his olarak kabul görmemektedir. Bu rolün toplum tarafından kabul gördüğü ve diğer bireylerin bu rolün gerektirdiklerini anne olan kişiye zamanla yükledikleri belirtilir. Ve annenin elde ettiği deneyimler bu role katkı sağlar. Ebeveynin dahil olduğu anne ve baba ikilisinden baba rolü için bu söylenebilir. Fakat bizce annelik, sanılanın aksine toplumsal bir öğreti değil, doğuştan gelen bir içgüdüdür. Yapılan bazı araştırmalardan çıkan sonuçlar “Anneliğin eğer içgüsel ya da doğuştan geldiği yönündeyse o zaman bütün kadınlar doğurmak zorundadır ama böyle bir zorunluluk yoktur. Bundan sebeple annelik doğuştan gelmez, öğrenilir” doğrultusundadır. Bu tespit belki bir yönüyle doğru olabilir. Elbette bütün kadınlar doğurmak zorunda değildir. Hatta bazı geleneksel toplumlarda bir kadına atfedilen en önemli (zorunlu tutulan) statü anneliktir ama günümüzde, gelişmiş toplumlarda böyle bir öncelik ya da sınırlama yoktur. Daha doğrusu böyle bir mecburiyet yoktur. Fakat bunu başka bir örnek ile açıklayacak olursak cinsellik en temel içgüdülerimizden biridir. Yeme ve içmeden sonra gelir, yani doğuştan gelen bir ihtiyaçtır. Peki, biz burada “Herkesin mutlaka bir cinsel hayatı olmalıdır” diyebiliyor muyuz?  Annelik doğuştan ise o zaman herkes anne olmak zorunda kalır ama bunu tercih etmeyen, yani anne olmak istemeyen ya da doğurduğu çocuğa annelik yapamayan bir sürü kadın var. Bu yüzden, “annelik doğuştan değildir” diye var olan bir düşünce ile eş gidersek o zaman “Cinsellik de doğuştandır ve herkes yaşamak durumundadır” deriz. Ama hâlbuki bundan hoşlanmayan, zevk ve haz almayan veya hiç evlenmeyen bir dolu kadın var. Yani bir hissimizin ya da duygumuzun doğuştan ya da içgüdüsel olarak var olması onun mutlaka ve sorgusuz yapılması anlamına gelmiyor. Sadece hissetmemiz için o koşulun ya da o durumun veya o hissin ortaya çıkması veya çıkarılması gerekiyor. Doğuştan getirdiğimiz duygular ancak onları oluşturan koşullar yerine getirilirse anlaşılır ya da ortaya çıkar. Hatta sanılanın aksine, “annelik toplumsal öğretilerdir” düşüncesine ters anne olmamak veya annelik yapamamak toplumsal etiketlerden, toplumsal statülerden kaynaklanır.

 

Burada anne olmamayı tercih etmek, annelik duygusundan bihaber olmak anlamına gelmiyor. Çeşitli sebeplerden dolayı öncelik sırasında daha alt tarafta yer almasından kaynaklanıyor. Kariyer, maddi olanaklar, sosyal statü, ailesel ve toplumsal sıkıntılar gibi. Annelik yapamayan kadınlar ise bu duygunun olmayışından değil, bu duyguyu yaşayacak psikolojik (ruhsal) ve toplumsal şartların oluşmamasından kaynaklı duygu karmaşasına giriyorlar (ya da normal, insani davranışlara sahip olamayan, hasta ruhlu kişiler, anne olmadan çok önce vicdanen ve duygusal açıdan çöküş içinde olup bunu kontrol edememiş ama bir şekilde doğuma zorlanmış kişilerdir.)

 

Bu düşüncenin ucundan tutulan tarafı şudur ki annelik duygusu toplum tarafından öğretilmez ama annelik deneyimleri, oluşmuş annelik kimliğinin aşamaları toplum tarafından yönlendirilebilir ve yorumlanabilir.  Yani annelik bizce toplum öğretisi (büyük bir oranda) değildir ama şu gerçeği de kabul etmek gerekir ki gelişmemiş toplumlarda ya da doğu kültüründe erken yaşta hatta çocuk yaşta evliliklerin sonucu anneliğe çok küçük yaşta sahip olan kızlarımızın durumu farklı açılardan ele alınmalıdır. Burada toplum baskısı, dayatması ya da bilinci geçmişten gelen kalıplarla kadınların bilincine işlenir. Ama bu durumda, olması gereken bir annelik içgüdüsü beklenmemelidir. Çünkü annelikten önce geçirmesi gereken başka aşamalar vardır. Çocukluk, ergenlik gibi. Annelik içgüdüseldir ama bu içgüdünün de ortaya çıkma zamanı vardır. Psikolojik, fizyolojik, sosyalleşme gibi duyguları tatmin etmeden ya da bu duygular tarafından hazırlanmadan annelik çok sancılı bir dönem olacaktır.

 

Sevgiler,

 

Derya Dönmez

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Mutluluk Kürleri 2 - Dr. Ümit Aktaş anlatıyor
    Mutluluk Kürleri 2 - Dr. Ümit Aktaş anlatıyor

    Süresi : 22:01 İzlenme : 0

  • Kadınlar için 5 savunma taktiği
    Kadınlar için 5 savunma taktiği

    Süresi : 04:19 İzlenme : 2992

  • Menopoz sıkıntılı mı olmalı?
    Menopoz sıkıntılı mı olmalı?

    Süresi : 09:56 İzlenme : 381

  • Doğum kontrol yöntemleri ve doğurganlık farkındalığı
    Doğum kontrol yöntemleri ve doğurganlık...

    Süresi : 05:18 İzlenme : 60

  • Kolesterolü etkileyen gıdalar
    Kolesterolü etkileyen gıdalar

    Süresi : 02:36 İzlenme : 816

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön