Hayal kurma konusunda kantarın topuzu bende "ya hep, ya hiç" modunda, arası yok nedense. Bu nedenle kendimi ya deli gibi kaptırırım ya da hiç kıpırdamam. İşte en son kurduğum hayalin seviyesi o kadar yüksekti ki düşüşü de o kadar şiddetli oldu benim için. Neydi peki bu hayal ve düşüş hikayesi der dediğinizi duyar gibiyim.


Ben bir sonradan "yazar"ım, üç senedir sıkı bir okuyucuydum, sonra dolan bardak misali, kafamı kurcalayan onlarca düşünce ve kelimeyi satırlara dökmeye başladım kendiliğimden, yazasım, anlatasım geldi birdenbire, beni heyecanlandıran her şeyi başkalarının da bilmesi gerektiğini hissettim tüm kalbimle. 2019 Haziran ayından beri delicesine yazma tutkusundayım. Instagram'da, bir internet sitesinde konuk yazar ve en son da beni heyecanlandıran iki hikaye ile başladım serüvenime. Günlük hayatta yaşanan çoğu olay, bir kitabın cümlesinde geçiyormuşçasına veya kızgın bir bakış sahibinin düşünce balonu gibi gelmeye başladı her şey. Yani hayatı kitaplardaki gibi yaşamaya başladığımı hissettim bu dönemde. Bu hem çok melankolik, hem çok besleyici hem de kimi zaman çok yorucu. Alıcıları açık olan bir insan gibi sürekli bir gözlem ve irdeleme içindeyim, bugün roman kahramanı ne yapıyor acaba bu duygu durumu ile der gibiyim sürekli. Böyle olunca bir sürü minik sürpriz de sizi bekliyor tabii, 4 yapraklı yonca bulayım diye baktığınız bir yoncalıkta 5 yapraklısına denk gelmek. Metroda giderken oturduğun dörtlü koltukta herkesin aynı anda çantasından kitap çıkarıp, okuması ve birbirine bakıp şaşırması! Çok sevdiğin bir yazarın henüz almadığın, yeni çıkmış kitabını doktorun bekleme salonunda görmek ve kanarcasına okumak, zaman ve mekanı unutup, adın söylenene kadar satırlar arasında kaybolmak gibi…


Bu yeni hal ve güçlü fark ediş ile ben nasıl bir "yazar"ım acaba diye düşünürken, tesadüf eseri edebiyat yarışmaları ile ilgili siteye girip, konusu "ötekileştirme" olan bir hikayeyi gözyaşları içinde yazıp, posta ile göndermek ve 3 ay sonucunu beklemek. Bu sürede, sürekli acaba ben mi alırım birinciliği diye iç geçirmeler, ödül alma konuşmaları hazırlama, sahnede olduğum hissi ve o büyük üstatlarla tanıştığım ve konuştuğum hayali…


Ve dün sonuç açıklandı, kazanamamışım, hayatımda yazdığım ilk hikaye ile birincilik ödülünü alamamışım. Hayal kırıklığı…


Ama ben hikayeme çok inanmıştım şeklinde türlü serzenişlerde bulunsam da bugün sakinlik tonundayım. "Bu benim yazmama engel midir?" diye düşündüm uzun uzun, yoo hayır, onaylanmak ve yazılarının beğenilmesi çok güzel bir his ama beni asıl yazmaya sevk eden bu haz değil ki. Kapısını 38. yaşımda araladığım yeni bir dünya bu… Kapıdan süzülen o yakıcı parlaklık beni kimi zaman incitse de, keşfetme arzusu ile kapıyı sonuna kadar açıp bu yeniyi deneyimlemek istiyorum.


Siz de benim bu hayalime ortak olur musunuz? Buradan düzenli olarak hayata dair hissettiklerimi yazarak, hamlıktan biraz daha kurtulmak niyetindeyim. Öyleyse hoş geldim...


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir hoş geldiniz o halde :) bu yolda size destek olabilmek büyük zevk...
    CEVAPLA
  • Misafir Hoş geldiniz... Çok daha iyi yerlere geleceğinize inanıyorum ve yazılarınızı zevkle okuyacağım
    CEVAPLA

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.