Alışmak üzerine…

“Güz, doğanın merhamet zamanıdır” der Küçük Ağaç’ın Eğitimi’nde. “Sana ölmekte olanlar için işleri düzene sokma şansı verir.”

 

Doğa, koca bir mevsimlik uykusuna hazırlanırken hem insan olarak kendini, hem içinde yaşadığın düzeni, evini, ağaçları, toprağı, hayvanları, çiçekleri kış için düzene sokma şansı…

 

Doğayla birebir temas halinde yaşarken haliyle hava koşulları günlük hayatın belirleyicilerinden oluyor. Kuzey rüzgârlarını çok sert alan bir yere ağaç ya da çiçek ekerken dikkat etmen gerektiğini, dona karşı bitkilerini nasıl koruyacağını, bahar ve yaz boyu dışarlara saçıla saçıla genişlediğin yaşam alanının yağmurların başlamasıyla kapalı alana taşınması lüzumunu, hangi ağacı nasıl ve ne zaman budayacağını, akma ihtimaline karşı çatını, pencereni kontrol etmen gerektiğini bilmen, bilmiyorsan da öğrenmen gerekir.

 

Tabiat olaylarının çok coşkulu yaşandığı bir coğrafya burası. Yağmur çok coşkulu yağıyor, şimşekler insanın ciğerinde patlıyor, fırtına koptuğunda yer, gök, toprak, deniz bir, hepsinin de adı rüzgârmış gibi oluyor. Dolayısıyla mevsim güze dönüp aylar sonra bulutlar yeniden göründüğünde plansız yaşamak isteyen biriysen bile, yarınında hazırlıklı olmak için havayı kontrol etmek zorundasındır.

 

Meteoroloji bir yana, üç buçuk yıldır bir tepeye bakıyorum o günkü havanın ne olacağını anlamak için. Yeri geldi meteoroloji yanıldı da, o tepe yanılmadı. İsterse veriler tersini söylesin, tepenin ardı kapkara bulutlarla bezeliyse yağmurdan kaçmak ölümden kaçmak kadar nafiledir. Çünkü beş seferin dördünde, yağmur benim kasabama o tepeden gelir.

 

Alışmak böyle bir şey işte. Yaşadığın yere, koşullarına, evine alışmak… Fırtınalı bir gecede patlayan ilk şimşeğin ardından gidip hemen mumları yakman gerektiğini bilmek mesela. Her büyük şimşek sonrası en fazla beş dakika içinde elektriklerin kesileceğini burda geçirdiğin ilk kışta öğrenirsin. Öyle bir tufan kopuyordur ki dışarıda, ne belediyeye laf edebilirsin, ne elektrik idaresine. Tabiat, sesini bu kadar kuvvetli çıkarırken insan icadı olan şeylerin hükmünün de bir yere kadar olacağını ister istemez öğretir sana.

 

Evine alışırsın sonra. Elinde denizci feneri, o güzün kopan ilk fırtınasında bir bir dolaşırsın kapıyı pencereyi. Varsa akan kokan bir yer, ustanın paşa gönlü olup da tamire gelene kadar muhtemelen birkaç fırtına daha geçeceği için, sonraki sefere hangi pencerelere havlu hazırlaman gerektiğini öğrenirsin. Kulağa sevimsiz mi geliyor tüm bunlar bilmiyorum ama fırtınalı gecelerde, şimşeklerle ve rüzgarla, elimde denizci fenerim nasıl eğlendiğimizi bilen bilir.

 

Tepenin bu tarafında evinin de bulunduğu merkez günlük güneşlikken beş kilometre ötedeki tepenin ardı köy nasıl şakır şakır yağıyor şaşırmazsın artık. Alışmışsındır. Alışmak hep daha az şaşırmaktır. Sevmekse şaşırmakla başlayıp alışmakla devam eden bir hal ve benim için sevginin bütünlenme hali demek.

 

Alışkanlıklarını seven bir insan mıyım, sevdiklerim mi alışkanlığım olur, kelime oyununa gerek yok. Sabahları bisiklet sonrası simit aldığım pastanede günaydınlaştığım insanlar, aylık dergilerimi aldığım bayide her dergiyle ilgili fikri olan satıcı tonton amca, her dolunay rakı soframı hazır eden balıkçı arkadaşlar, bisikletimin dilinden en az benim kadar anlayan Rodoslu bisiklet tamircim, iki hafta görmese nerdesin diye hesap soran çiçekçi, her sabah yüzlerinin aydınlığından hiç şüphe duymadan günaydınlaştığım komşularım, et mi sever, balık mı sever, kahveyi, çayı, rakıyı nasıl içer öğrenip bildiğim tüm eş dost… Alıştıkça daha da çok seviyorum, sevdikçe alışıyorum.

 

Yine başa, Küçük Ağaç’ın Eğitimi’ne döneceğim. “Bütün yaz ağustos böcekliği yaptık, şimdi kış sıcaklığımızı kurma zamanı” demişti yine büyükbaba. Soba odunu ve ocak için kütükler hazırlamanın çağrısıydı bu. Bugünler bu diyarda da tam o zamanlar işte. Budanmış zeytin ve badem ağacı kütüklerini evin yamacına dizmek için kola bacağa kuvvet… Sonbahar biraz daha sürsün istiyorum ama kuzineli kış gecelerini özlediğim de yalan değil. Odunları da hazır ettik mi, kapı baca tekmili birden kışa hazırız, bekleriz…

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 180

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 1650

  • Bebek bakımında en sevmediğiniz konu nedir?
    Bebek bakımında en sevmediğiniz konu nedir?

    Süresi : 00:55 İzlenme : 1353

  • Vajinismus nedir, nasıl tedavi edilir?
    Vajinismus nedir, nasıl tedavi edilir?

    Süresi : 01:37 İzlenme : 3150

  • Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?
    Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç...

    Süresi : 05:14 İzlenme : 1262

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön