HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

insan, yuvadan çıkıp bu 'zamanlı' mekana düştüğünden beri, sonsuzluğuna dokunmanın özlemiyle yanmııış, tutuşmuş

çok masallar dinlemiş

çok masallar anlatmış

her masal aynı başlarmış

bir varmış, bir yokmuş

hayat tek bir nefesmiş

nefes yoksa insan da yokmuş

ve çoğu zaman insan, nefes nefese kaldığı kadar yaşarmış

günlerin, gecelerin birbiri ardına hızla sıralanması ve akıcılığı onu hep korkutmuş ve koşusunu yavaşlatmanın, nefesini tutmanın yollarını aramış

kendisinin değilse de birilerinin elinde onu zamansızlığa taşıyacak, imkansızları başaracak simya formülleri, sihirli sular, büyülü kuşlar, iksirler olduğuna inanmış

heyecanla peşlerine düşmüş

aklı sıra onları kendisininkinden başka dünyalarda bulacakmış

bazen Kaf Dağı'nın ardında, kimini derin denizlerin dibindeki büyülü bir şehirde, en çok da hiç kimsenin ulaşmayı beceremediği bulutların üzerinde, gökyüzünde aramış durmuş

ancak insanın incelikleri anlamak için zamanı kısıtlı olduğundan mı ne, aklının bir türlü ermediği bir şeyler dönüyormuş

bazen eğrileri doğru, doğruları eğri çıkıyormuş

siyahların çoğu beyaz, asıl aklar karaymış

güzellerin bir yüzü de çirkin, çirkinler bazen en güzelmiş

ne aynılar aynı, ne farklılar sandığı kadar farklıymış

meğer tüm görevler eşitmiş, herkes kendi rolünü oynuyormuş...

sonunda görmüş ki aslında masalların çoğu gerçekmiş

ve gerçek sandığı hayat aslında bir masalmış

biraz geç olsa da masalın sonu gelince anlamış

aradığı şey ne yerde, ne gökteymiş

ab-ı hayat sonsuz aşka inanan her insanın, derininden gelip paylaşılan bir nefesteymiş...

masal da burada bitmiiiş...

Paylaş:
brush-purple Yorumlar
Misafir 12 Şubat 2016, Cuma

h