Düşün düşün, çoktur işin...

Ozan artık okula gitmek istemiyor. Ya da belli ki o okula, ya da o öğretmene gitmek istemiyor.

 

Çünkü çok yeni tanıştığı tatlı seramik öğretmeninden ayırıp eve getirmekte epey zorlandık. Okuldaki genç İngilizce öğretmeni ile de arası çok iyi. Hatta onunla sınıfta gölge öğretmen olmadan ders yapabilmeye de başlamıştı. Kimin onunla gerçekten ilgilendiğini, içten sevdiğini çok net anlar bizim çocuklar.

 

Derdi öğrenmekle değil, öğretenle ve nasıl öğretildiğiyle. Bu kesin.

 

Bahar geldi mi coşan hormonlar ve benzeri mikrobiyolojik arkadaşları zaten her yıl bazı sinyaller verir. Havalar değiştikçe bizim çocukların da huyu suyu değişir. Bambaşka yepyeni haller, tavırlar karşımıza çıkar, bünyeyi ele geçirir.

 

Ele geçirir diyorum. Çünkü otizmli bir çocuğun içinde olan bitenleri kelimelerle ifadesi oldukça kısıtlı olabildiğinden, bazen biz bu durumları anlayıp çözüm geliştirene kadar her şey çoktan olup bitmiştir. Ve 100 metreyi saniyenin onda biriyle kaybetmiş atlet gibi hevesimiz kursağımızda kalıverir. Usulca bir sonraki mevsimi bekleriz.

 

Bizim hayatlar genelde hiç kimseninkilere benzemez. Otizm ve otizmli çok kendisine has bir yaşantıyı beraberinde getirir. Diğer annelerle de konuşur gelecek etapta başımıza geleceklere dair tüyolar edinmeye, çareleri erkenden geliştirmeye çalışırız. Ama dedim ya bizim çocuklar bir başkadır. Çoğu zaman otizmde ödevler ve sınavlar en çalışmadığımız yerlerden gelir.

 

Bu kez Ozan okulla ilgili tavrını çok net, çok kesin belirtilerle, hatta keskin sözel ifadelerle ortaya koydu. Artık okula gitmek istemiyordu.

 

Sınıfta daha ilkokulun ilk aylarında başlayan sorunlar. Üçüncü kez değişen okul yöneticileri. Her veli toplantısında mümkünse her şeyin sorumlusu olarak velileri ilan eden bir tavırla karşılayan bir eğitimci modeli. Ve eğitim sistemi adı altında anlatmaktan bile utanacağım daha neler neler.

 

Sabır sabır diye diye ikinci sınıfın baharına ulaştık.

 

Öğretmen birinci sınıfın ilk günlerinde ‘acaba otizmle ilgili biraz motivasyon olur mu?’ diye verdiğim Temple Grandin filmini bile hala izlemedi. ‘Siz Ozan’la çok iyi ilgilenmişsiniz, çok ilerlemiş’ demek dışında konuyla herhangi bir ilgi kurduğu da söylenemez. Sınıfına verilen iki ‘zor çocuk’ bir kaç sinir bozucu olaydan sonra aileleri tarafından okuldan alındı. Diğer ikisi arada bir öğretmen tarafından zaman zaman hırpalansa da belli ki aynı biz gibi biraz da seçeneksizlikten hala aynı sınıfta. Onlarla ilgili her sorun yaşandığında Ozan öğretmenden biraz daha uzaklaştı. Bir kaç kez sınıfta ‘yeter’ diye öğretmene bağırdığı dahi oldu. Artık neredeyse onunla ilişki kurmaktan de vazgeçmiş durumda.

 

Üç yıldır hep ‘buna da şükür’ diye tamamen tek başımıza uğraştık da uğraştık. Okulda otizmli bir çocuk için gereken hiç bir destek zaten yok. Olmaması da herkesin normali. Yasa ve yönetmeliklerde belirtilen hiç bir eğitim aracı, yöntemi uygulanmıyor. Fakat bu bizim dışımızda hiç kimsenin umurunda da değil.

 

Milli Eğitim de bunun sonuna kadar farkında olmasına rağmen bu konuda kılını dahi kıpırdatmıyor. Herkes olan bitenin gayet farkında ama bizim çocuklarımız bizim dışımızda belli ki kimsenin umurumda değil. Böyle gelmiş böyle gider deyip herkes ay başında maaşını almaya bakıyor. O kadar.

 

Devlet okulu olduğu için ve daha önce açtığımız davanın da etkisiyle sadece orada olmamıza bir şekilde izin verilmiş oluyor. Ve bunun adına da eğitim deniyor. Daha ne isteyeceğiz ki. Biz de bir hoşuz.

 

Ama görünen o ki Ozan tüm bunlardan giderek daha çok zarar görüyor. Kısa bir süre önce okula götürmeye çalıştığımızda her sabah yolumuza çıkmaya başlayan öfke nöbetlerini ortadan kaldırmak için onu biraz şehirden uzaklaştırınca anladım ki çocukta aslında hiç ama hiç bir sorun yok. Sorun tamamen okulda.

 

Bense zaten son zamanlarda sürekli kendimi tutmakla, dizginlemekle, gidip bir dava daha açmamak ve yine yıllarımı mahkemelerde sürünerek geçirmemek için sakin olmaya çalışmakla meşgulüm. Bir yandan da Ozan’a gerekli olan spor ve diğer terapiler için çareler geliştirmeye, bütçeleri bulmaya, tüm bunlar için işimi yürütmeye ve mümkünse kendim de biraz yaşamaya uğraşıyorum.

 

Bizi tanıyan herkes her gördüğünde bana soruyor. ‘Ozan nasıl, eğitimi nasıl gidiyor?’ Nasıl olsun. Bu ülkede yaşayan her otizmli gibi. Berbat. Eğitim falan yok. Kaynaştırma yok. Arada kaynatma var. Ne haliniz varsa görün var. Bol bol laf var. İş yok.

 

Ama herkese tek tek anlatmaya takatim kalmadığı için kısaca ‘fena değil işte, idare ediyoruz’ deyip geçiştiriyorum. O arada çocuğumun yılları, bizim emeklerimiz boşa akıp gidiyor.

 

On günlük blok devamsızlığın sonunda öğretmeni Ozan’ın yokluğunu ancak fark edip arayınca ‘zaten her dönemde tüm derslerine beş verip gönderiyorsunuz, hiç mi eksiği yok’ dediğimde söyleyecek hiç bir şey bulamıyor. Okul yönetimi falan filan diye geveliyor.

 

Zaten biz bir sonraki etapta başımıza gelecekleri de diğer ailelerin yaşadıklarından biliyoruz. Ozan’ın okulda arkadaşlarıyla ilişkisi çok iyi. Onlara gösterdiği sevgi ve sakin ruhu yüzünden belli ki onlar da onu çok seviyorlar. Çünkü hala çocuklar, küçücükler. Ama işler biraz daha ilerleyip hepsi sınavlara çalışmak zorunda kalıp, üstlerindeki baskılar arttıkça Ozan’ın sınıftaki hareketleri, zaman zaman yaşadığı tepkileri, duyusal tetiklenmeleri, dürtüselliği falan biliyoruz ki sorun olacak.

 

Çünkü şu an olduğu gibi o zaman da bunların tümünü halletmesi gereken biz olacağız. Ve pek çok aile gibi biz de bunu tek başımıza başarmakta zorlanacağız.

Sonra da tipik ‘ acaba başka okula mı geçseniz, ne oldu böyle, gayet iyiydi, neden böyle oldu’ deyip köşesine çekilecek eğitim sistemi. ‘Bizim çocuklara engel olmaya başladı, alın bu sınıftan’ diye başımızın etini yiyecek diğer veliler.

 

Okul değiştirdikçe bozulan sinirler. Çocuğun sürekli istenmeyen biri hissiyle ergenliğe girmesi. Tüm bu süreçler içinde doktor doktor, terapist terapist gezmeler. Tüm bunları becereceğiz derken bozulan sinirler, boşalan cepler, yorulan kalpler, elden akıp giden çocuğunu nasıl bir ülkede bırakıp öleceğini bilmeden geçen, geleceği belirsiz bir hayat.

 

Çare ne mi?

 

Bilmiyorum.

 

Şu sıralar yine nasıl bir çözüm bulabiliriz diye düşünüyorum, düşünüyorum.

 

Tabii ki bu ülkede hep başımızda olan o ünlü deyişi de unutmadan...

 

Düşün, düşün, çoktur işin...

Facebook Yorumları
Yorumlar
51
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    29 Mayıs 2015 Cuma 21:14

    neyimiz doğru ki(!)demedn geçemeyeceğim,allah yardımcımız olsun..size güç ,kuvvet-moral versin

    Cevapla
  •  
    29 Mayıs 2015 Cuma 01:11

    paylaşımlarınızı hep içim burkularak okuyorum...azminize ve mücadele gücünüze hayranım...bilinçli bir anne olarak bu mücadeleden zaferle çıkacağınıza yürekten inanıyorum...yolunuz açık olsun,sevgiler...

    Cevapla
  •  
    29 Mayıs 2015 Cuma 00:34

    bu ülkede zor bir iş bu hiç bir sorunu olmauan çocukları eğitmek bile bu sistem içinde çok zor ülke değiştirmek daha akıllıca sanki

    Cevapla
  •  
    28 Mayıs 2015 Perşembe 11:14

    evettt düşün düşün çoktur işin......bu hepimizin işi, görevi...bu çocuklar bizim,çocuklar bizim geleceğimiz.lütfen bir ve birlik olalım.duyalım,duyuralım,birilerinin kulağına su kaçıralım.artık hareket zamanı.....

    Cevapla
  •  
    28 Mayıs 2015 Perşembe 11:06

    zor zor okuldaki ogretmenede disardakinede zor ama en zoru anneye bazi otistik cocuklarimiz anneyiyi 5 dk dinlendirmiyor cok zor. paylasilmasi gereken bir sorumluluk diye dusunuyorum

    Cevapla
  •  
    28 Mayıs 2015 Perşembe 11:03

    allah yardımcınız olsun şafak pavey'i bile bezdirdiler daha ne denebilir ki, umarım ozanların yetişkinliğindeki ülke şimdikinden çok daha iyi olur. diyanete ayrılan 5 katrilyona yakın bütçenin onda biri bu özel çocuklarımız için ayrılsa belki geleceğe dair insanı bu kadar karamsar yapmazlardı. yine de, gecenin en karanlık olduğu an aydınlığa en yakın andır sözünün gerçek olmasını diliyorum.

    Cevapla
  •  
    28 Mayıs 2015 Perşembe 09:57

    sizi ve ozanı çok seviyorum, uzun zamandan sonra sizden haber aldığım için çok mutlu oldum, burdayim ve her daim yaninizdayim

    Cevapla
  •  
    28 Mayıs 2015 Perşembe 08:29

    otistik çocuklar için özel bir okul kurma hayali çok mu imkansız... mutlaka bir çözümü olmalı bu işin....bir öğretmen olarak düşüncem bu konuda eğitim almak isteyen duyarlı pek çok öğretmen bulabileceğiniz....kolaylıklar diliyorum ben de...

    Cevapla
  •  
    28 Mayıs 2015 Perşembe 03:34

    öğretmen ne yapacağını bilmiyor..emin olun siz ondan daha bilgilisiniz..

    Cevapla
  •  
    28 Mayıs 2015 Perşembe 02:26

    allah yardımcınız olsun ama biliyorum ki oluyor. ozan çok şanslı bir çocuk sizin gibi savaşcı bir annesi var. siz onun için bu ülkede mümkün olan en iyi ortamı hazırlayacaksınızdır. sizin de bu dünyada ki misyonunuz bu imiş. evet zor evet çok yorucu evet çok hırpalayıcı olabilir ama önder olmak böyle bir şey değil midir çoğu zaman. ozan nezdinde binlerce çocuğunuz var sizin uğruna koşturduğunuz. bunu düşünün lütfen. çok bunaldığınızda bu sizi tekrar ateşleyecektir. durmayın, yılmayın. siz seçilmişsiniz. özel ve güçlü bir insansınız. uğraşılarınız muhakkak bir sonuç verecektir.

    Cevapla

  • "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak gerekli"
    "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak...

    Süresi : 28:09 İzlenme : 342

  • "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"
    "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"

    Süresi : 21:25 İzlenme : 341

  • Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni Hakan Atalay'la konuşuyoruz
    Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni...

    Süresi : 17:31 İzlenme : 364

  • Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve beslenmenin sırları
    Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve...

    Süresi : 43:26 İzlenme : 322

  • İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu Sedef Erken'le Türkiye'de otizm algısı
    İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu...

    Süresi : 25:18 İzlenme : 105

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön