Biz...

Hayatın mesajlarını okumak için daha az söylemek, daha çok dinlemek yetiyor aslında. Ama anlayan kim?

 

Bütün derdimiz bilmek, söylemek, yapmak... Telaşımız neden o da belli değil.

Bu senaryoda yazar biz miyiz? Hiç sanmam. Olsa olsa bir oyuncuyuz belki de.

Hatta bir figüran.

 

Günler geliyor, aylar geçiyor, yıllar akıp gidiyor ve biz giderek daha telaşlanıyoruz. En telaşlandığımız anlar birilerine veda ettiklerimiz.

 

Üzülüyoruz, ağlıyoruz, ağıtlar yakıyoruz. Gidene mi? Mutlaka. Ama en çok da kendimize aslında. Belki hiç bir zaman farkında olamayacağımız kendi gidiş ihtimalimize.

 

Önce bir haber duyuyoruz ve çok üzülüyoruz. Sonra aslında hemen Dünya telaşlarımıza dalıyoruz. 'Sözün bittiği yerdeyim' derken bile laf üretmeye devam ediyoruz. Demek hala söz bitmemiş, söylenecek şeyler var.

 

Tabii ki 'hayat devam ediyor' diyoruz. Oysa 'benim hayatım devam ediyor' demek gerekiyor. Çünkü giden için aslında bizim anladığımız anlamda bir hayat devam etmiyor.

 

Bambaşka, aklımızın sınırları ile kavrayamayacağımız, yaşarken asla bilemeyeceğimiz ama bitişi olmayan bambaşka bir hayat başlıyor. Sonsuzluğun kucağında, affedicinin sınırsız şefkatinde, huzurun içinde bir bilinmez uyku.

 

İlk hatırladığım bir mahalle arkadaşımın gidişi. Gözlerimizin önünde olan, henüz mahalle arasında oynayan bir çocuğun anlamayacağı bir fotoğraf. O günden sadece o an kaldı aklımda ve kalbimin kırığı. Arkadaşımın yüzünü bile hatırlayamayacak kadar küçücüktüm ilkinde.

 

Dedemin, onu aradığımda yatağında olmadığı gün ise benden saklanan ama aslında çoktan farkında olduğum gidişiyle yüzleştim. Sonra bir diğeri ve bir başkası daha. Alışabiliyor mu insan? Hiç bir zaman alışmıyor.

 

Çocukluğumdan beri gidenlerin neden geri dönmediğini düşünürdüm. Çok erken başladı bende bu sorgulama. Ya da hep vardı bilmiyorum. Korkmazdım da sadece merak ederdim.

 

Oğlumun gelişi beni bu konuda çok düşündürdü. Sorularım tam azalıyor dediğim bir yaşta, aksine daha da fazlalaştı. O doğunca ilk günden itibaren en büyük korkum ‘benden sonrası’ olmaya başladı. Zamanla olan biten her şeyle bu korku o denli büyüdü ki bir ara bugünü yaşayamaz olduğumu gördüm. Benden sonrasını düşünmekten ‘ben varken’ kısmını atlamaya başladığımı fark eder oldum.

 

Kısa bir zaman önce bir haber aldım. Üzüldüm, ağladım önce.

 

Bir güvercin getirdi nameyi. Bembeyaz kanatlarıyla gökten süzülen, minik kalbi pıtır pıtır atan.

 

Okuyunca rahatladım.

 

Diyordu ki; Üzülme, dert etme, zira emaneti sana veren biziz. Senden sonra ne olacağını da biz biliriz.

 

Sen bu fani hayattayken sana görev edindirdiklerimizi hakkıyla yap, gerisini bize bırak. Sonuçta biz senin de geldiğin, senin de gideceğiniz. Sen yalnızca bizim sana emanetimizin geçici emanetçisiydin. O kadar.

 

Öncesi biziz ve sonrası da biziz...

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    15 Kasım 2015 Pazar 17:17

    Harika

    Cevapla
  •  
    15 Kasım 2015 Pazar 00:15

    Daha nasıl anlatılırki ,yaşamın kesitleri.Hangiöiz bu Duyguları yaşayıpta bu gelgit dalgalanmalarını yaşamadık,ama sizinde Dediğiniz gibi herşeye rağmen hayat devam ediyor ve edecek getirdikleriyle

    Cevapla

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 18233

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 4613

  • Uykusuzluğa basit çözümler!
    Uykusuzluğa basit çözümler!

    Süresi : 05:25 İzlenme : 7213

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8445

  • İlişkilerde bağlanma çeşitleri
    İlişkilerde bağlanma çeşitleri

    Süresi : 27:40 İzlenme : 1479

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön