"Kilidi açamazsan kır kapıyı"

Pink Floyd adeta açılmakta direnen kapılar karşısında pes etmeyenlerin, kapıları kırmak zorunda kalsa da muhakkak sonunda açmayı başaran asi çocukların her daim idolü ve sözcüsü olmuştur, olmaya da devam ediyor. Pink Floyd sadece müzikte çığır değil, baskıya ve dayatmalara direnç gösterenlerin kalbinde, hayallerinde, isyanlarında ve itirazlarında yepyeni ufuklar açmış bir gruptu.






Müzik tarihine; hafızalardan silinmeyen parçaların yaratıcısı, unutulmaz sahne şovların baş aktörü ve bir o kadar da ortaya koydukları felsefeleriyle adlarını yazdıran efsanevi grup Pink Floyd’un ve geçmişten günümüze yolculuğunun anlatıldığı “Pink Floyd - Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı –” geçtiğimiz hafta seçkin kitapçı raflarında yerini alarak okuyucuyla buluştu.


Bu kitap gittiğiniz birçok sanat ve kültür etkinliğin tanıtım yazılarını yazan, basın bültenlerini hazırlayan ve hatta etkinlikler projelendiren, sanatın her dalına gönülden bağlı ve deyim yerindeyse İstanbul kültür sanat hayatının gizli kahramanlarından Sümeyra Teltik ve Fatma Berber' in ile birlikte, farklı bir bakış açısıyla kaleme aldıkları harika bir kitap olmuş.


Bir solukta okuyacağınız bu kitapta, müzikleriyle felsefeye dönüşen Pink Floyd’un müzikal yolculuğunun her detayını bulacağınız on bölümde kaleme alınmış. Kitaba dair en keyif veren detay ise tüm bölümlerin başlarında ve sonlarında grubun şarkı sözlerine veya grup üyelerinin cümlelerine yer verilmiş olması.


Kitap Pink Floyd’un 2 Temmuz 2005’te Hyde Park’ta açlık ve fakirliğe karşı Live 8 konserleri kapsamında sahne aldıkları ve yirmi dört yıl önce gruptan ayrılan Roger Waters' ın grubun diğer üyeleriyle çeyrek asır sonra ilk kez bir araya geldikleri o muhteşem konserle başlıyor ve Pink Floyd’un isim babası Syd Barrett’in inzivaya çekildiği evinde sona eriyor.





Kitap sizi okurken adeta zamansal ve mekânsal bir seyahate çıkartıyor. Kâh kendinizi 1950’li yılların sonunda grup üyelerinin kolej yıllarının geçtiği Cambridge’ inde, kâh bir konserde buluyorsunuz... Bu 10 bölümde grubun sancılı kuruluş süreci, yeni neslin barış ve kardeşlik söylemlerine müzikleriyle nasıl yön verdikleri, grubun beyni kabul edilen Syd Barrett’in gruptan çıkarılmasıyla değişen dinamikler; bugün bile dinlenmeye devam eden albümlerin oluşum süreçleri, albüm kapaklarının ve albümdeki parçaların verdiği mesajlar okuyucuyu içine çeken sürükleyici bir dille anlatılmış.


Okuması çok keyifli bu kitapta seksenli yılların başında "Pink Floyd" isimli kitaba imza atan Orhan Kahyaoğlu’nun, müzik eleştirmeni ve gazeteci yazar Murat Beşer’in, yayıncı ve yazar Alper Çeker’in görüşlerine de yer vermiş.


Fatma ve Sümeyra kitaplarını kısaca şöyle özetlemişler: "Pink Floyd yalnızca bir müzik grubu değil bir yaşam biçimi ve felsefeydi de aynı zamanda. Pink Floyd çağını aşan, zamanın ötesinde müzikten başka şansı olmayanların yolculuğuydu. Onlar kendi yolculuklarında kilitli kapılarla karşılaştılar. Yaptırımlarla, yasaklarla, baskılarla, zincirlerle ve sürü dayatmasıyla... Ama hep birlikte itiraz etmenin ve direnmenin bir yolunu buldular: Müzik! Bu kitap, Pink Floyd’a, Ay’ın karanlık yüzüne bir yolculuk... "





Fatma Berber - Sümeyra Teltik



"Pink Floyd - Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı" yazarlarından sevgili Sümeyra Teltik'le kitaplarına dair kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

Sevgili Sümeyra seni ve Fatma'yı kaleme aldığınız bu kitap için tebrik ediyorum. Okurlarımızın sizleri ve kitabınızı daha yakından tanımları için bizlere zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.


Fatma ile nasıl bir araya geldiniz ve birlikte çalışmaya başladınız?

"Fatma Berber benim ateşleyici gücüm. Tanıştığımız andan itibaren 15 yıldır kardeş gibi bir bağımız var. Nasıl tanıştığımız konusunda kafamda tek bir anı var. “Merhaba ben Fatma! Hadi bir şeyler yapalım” dedi. Evet, böyle başladı. Çoğu zaman duvarlara toslasak da hep bir şeyler yapma çabası içinde olduk. Uluslararası festivaller, sempozyumlara, panellere ve belgesel senaryolarına imza attık.


Fatma’nın ödül almış senaryo çalışmaları vardı, benim de televizyon sektöründe beş yıllık bir geçmişim… Fakat sinema sektörü çok çetin bu yüzden kitap daha korunaklı ve daha kendimiz olabileceğimiz bir yer olarak geldi. Öyle de oldu. Farkı disiplinlerde çalışmak bizi mutlu ediyor, çok şey öğreniyoruz çünkü. Ama ikimizin de ortak tutkusu müzik. CRR’de uzun yıllar müziğin tam içindeydik. Hatta sonrasında Fatma Mimar Sinan Üniversitesi’nde sosyoloji alanında yaptığı yüksek lisansta CRR’deki deneyimlerinden de yola çıkarak caz sosyolojisi alanında üstün derece ile mezun olduğu bir teze imza attı.


Onunla Rogers Waters ve David Gilmour gibiyiz. Yeni bir fikir için bir araya geldiklerinin ertesi günü Roger Waters detaylarına kadar çalışılmış sayfalar dolusu fikirle geri gelirmiş. Gilmour ise tam tersi. Roger’ın bir günü için Gilmour’un evreninde bir ay geçmesi gerekiyor. Ayrılıklarının altındaki nedenlerden biri de bu. Bizde de Gilmour benim, Fatma Roger. Ama benim gibilere de ihtiyaç var (Gülüşmeler)


Bu kitabı yazma fikri nereden çıktı ve yazma sürecinizi anlatır mısın?

Destek Yayınları’ndan ilk kitabımız "Bir Pera Masalı" çıktıktan sonra yayınevinin sevgili editörü Özlem Esmergül yeni başladıkları biyografi serisi için bir kitap yazmak isteyip istemediğimizi sordu. Bize kimleri yazmak isteyebileceğimiz sordu, o liste üzerinden gidecektik. Biz de çeşitli sanat dalları üzerinden üzerimizde etki bırakan isimlerden oluşan bir liste hazırladık. Edebiyat, sinema, resim ve müzik. O bize o listeden üç ismi geri gönderdi. Bunlardan birini yazın dedi. Aynı anda Pink Floyd dedik. Çünkü hayatın telaşında bunca zaman Fatma ile hiç konuşmamış olsak da tüm asi hallerimizin arkasında fonda Pink Floyd çalıyormuş.


Fatma, Pink Floyd okumak ve yazmak için Gökçeada’ya gitti. Sanırım onun için Pink Floyd demek Gökçeada demek. Bir dönem Syd Barret’le çok içli dışlıydı onun için o kadar üzüldü ki yaşıyor olsa karşılaşsa sanırım bir anne şefkatiyle sımsıkı sarılırdı. Bu süreçte ben de İstanbul'da araştırmalarımı, okumalarımı sürdürdüm.



Gökçeada kitap yazılırken



İkimiz için de Pink Floyd için kendi anılarımız vardı, onların hikâyelerini yüzeysel biliyorduk. Albüm kapaklarına kendimizce hayranlığımız vardı ama bu süreçte sadece müzikleriyle değil her şeyleriyle Pink Floyd oluşlarına şahit olduk. Yakın bir akraba gibi tanıdık onları.


Hatta çeşitli yollardan ulaşmaya bile çalıştık bu süreçte. Geçmişe dair sormak istediğimiz birkaç soru vardı fakat zamanımız sınırlıydı maalesef olmadı.


Pink Floyd sanırım hakkında en çok kitap yazılan grup. Sizin yazdığınız kitabın bir farkı var mı, yoksa hepsinin bir sentezi mi?

Okuyucu bu kitapta sadece biyografik bilgi ile karşılaşmıyor. Onların hayatlarında dönüm noktası olduğunuz düşündüğümüz anları biraz hikâyeleştirmeye çalıştık. Okuyucunun zihninde canlanabilsin diye. Froydianlar hep bir seçim yapmak durumunda kalmış gibiydi... Syd’çiler, Roger’cılar, Gilmour’cular. Kitapta hepsini haklı çıkardık sanırım. Fatma ve benim için onların felsefesini anlama yolculuğuydu. Bu okurları bu yolculuğa ortak olamaya davet ediyoruz. Hem üyelerin hikâyelerine, hem albümlerinin oluşum süreçlerine ayrıca albüm kapakları ve parçalarla ilgili bilgilere ve hatta bu parçaların dinleyici olarak bizlere neler hissettirdiklerine kadar çeşitli konuya yer verdik.


Müzikle ve bir efsane ile biyografi yazmaya başladınız, gerisi gelecek mi?

Açıkçası bu kitabı hayata geçirirken yaşadığımız süreçten, bize yaşattığı duygulardan ve kısacası bu kitabı yazmaktan büyük bir keyif aldık. Bu sebeple devam etmek, müzikle devam etmek, farklı müzik disiplinlerinden tarihe adını altın harflerle yazdırmış LED Zeppelin, Bach ya da Cesaria Evora hakkında yazmayı çok arzuluyoruz. Ama bu işin maddi boyutunu göz önüne alırsak okuyucuların bu kitabımıza gösterecekleri ilgi ve verecekleri destek sayesinde bizler yazmaya devam edebiliriz.


Bir solukta okuduğum bu kitabın yazarları Fatma Berber ve Sümeyra Teltik'in ellerine emeklerine sağlık.


Hâlâ kurtulamadığımız sıkıntılı pandemi sürecinde, size farklı bir dünyanın penceresini açacak, ve hatta benim yaş grubumdakileri nostalji ile gençlik yıllarına götürecek bu kitabı en kısa zamanda almanız okumanız dileğiyle.


Sağlıkla ve müzikle kalınız.

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.