HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Canım Kardeşim Merhaba,

Çok özledim seni. Nasılsın? Ama gerçekten nasılsın çok merak ediyorum.

Ben mi? İyi ya da kötü demek artık pek bana göre değil. Uzunca bir süredir dengede hissediyorum. Pek de öyle olaylar arasında sarsılıp büyük büyük tepkiler vermiyorum. Tam da bir önceki yazımda bahsettiğim gibi bu ruh halinin içine iyice yerleşiyorum. Sanırım bunun adı sakinlik. Ya da belki de huzur budur, tam bilemiyorum.

Neleri farklı yapıyorum?

Kendimle ilgili çok konuşmuyorum bu sıralar. Kendimi anlatma derdimden kırk altıncı yaş günüm itibarıyla kurtuldum sanırım. Ee ne de olsa 46’lık olduk artık…Ama yine de ben neler yapıyorum sen bil istedim. Çünkü biliyorsun ki, bir nevi günlük yerine geçiyor bu köşe benim için. Son altı yedi yılımın geçmiş muhasebesini, tüm yazılarımı baştan sona okuyarak yapabilirim. Neler yapmışım? O zamanlar kimmişim? Kafayı hep hangi konulara takmışım? Aslında ne kadar da yalnız hissederken seni nasıl bulmuşum?

Evet evet ben seni belki bir hayale bağlanarak buldum ama sen ve binlercesi gerçek oldunuz. Kardeşlikten oluşan bir sevgi topluluğu düşlerdim çoğu zaman. Şimdi etrafıma bakındığımda gerçekten de pek de yakından tanımadığım halde beni kalplerinin içinde en güzel yerlerde misafir eden can kardeşler görüyorum. Bu ne büyük bir mutluluk, ben ve benim gibiler için…

Sen de biliyorsun. Belki sen de ruhun karanlık gecesinden en az bir kere geçtin. Çok yalnız kaldın. Hem de kalabalıklar içinde… Ve sonra geldin burada sana seslendiğimi duydun. Elini tutmak için ne kadar hevesli olduğumu, birlikte gelişime ve büyümeye ne kadar çok emek verdiğimi fark ettin. Ben de seni fark ettim. Çünkü sımsıcak dokundun kalbime. Güzel sözlerin ve kendin için olan çabanla bir büyük rüyayı gerçek kıldın.

Hatırla lütfen…

Ben hep seni görüyorum. Diğerleri görmese de…Kendin için gösterdiğin çabanın o kadar farkındayım ki… Seninle çok gurur duyuyorum. Yoldan ayrılmadığın için, yalnız kalabilmeyi göze aldığın için ve değerlerini korumak adına gösterdiğin istikrar için her zaman minnettarım. Bunları hep hatırla!

Ayrıca insan olduğunu hatırla moralin bozulduğunda. Kusurlu varlıklarız biz. Duyguların ve arzuların hükmünde bir hayat sürmemek için çabadayız. Amma velakin biz de hata yapabiliriz. Hayat uzun bir yolculuk, mükemmellik ise Yaradan’a mahsus. İşte bu yüzden hatırla insan olduğunu.

Ben de bu aralar bu hatırlayış eylemiyle dopdoluyum. Ve hatta bunun uğrunda büyükçe bir proje tasarlıyorum. Eğer aklımdakileri gerçek yaparsa yüce Yaradan, hizmet konusunda kendimi şanslı sayacağım sevgili kardeşim.

Yine neler tasarlıyorum?

Bazen ben de kendime şaşıyorum sevgili kardeşim. Ama bu defa bir fark var. Aklımdakileri hemen anlatmak, heyecanımı herkesle paylaşmak için acele etmiyorum. Biraz büyüsün istiyorum içimde. Biraz kök salsın, kendi ayakları üzerinde durabilecek kadar güçlensin.

Yine de bugüne küçük bir not düşmek istiyorum. Çünkü belki yıllar sonra bu yazıyı yeniden okuduğumda, bugünlerde zihnimi ve kalbimi meşgul eden o büyük sorunun beni nerelere götürdüğünü göreceğim.

İnsan neyi unuttu da hatırlamak için bu kadar çabalıyor?

İşte bu sıralar en çok bunun üzerine düşünüyorum. Akıllı makineler ve yapay zekâ çağında insan kalmanın ne anlama geldiğini araştırıyorum.

İnsan kendi doğasını, değerlerini ve seçimlerinin sorumluluğunu hatırlamadan teknolojinin sunduğu sınırsız imkânlarla nasıl sağlıklı bir ilişki kurabilir? Belki de önce kendimizle kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Sen de fark ediyorsundur gitgide tüm becerilerimizi yeteneklerimizi yapay zekâya teslim ederek hızlanmaya çalıştığımızı. Bu benim çok ilgimi çekiyor sevgili kardeşim. Çünkü biliyorsun ki hız hem bir hediye hem de riskleri olan bir konu. Bu yüzden çok dikkatli ilerlemek gerekiyor. Hıza teslim olurken neleri feda ettiğimizi fark ediyor muyuz?

Yapay zekânın bizden daha iyi kararlar verebileceğine inanırken, kendi karar verme yetimizi ne ölçüde ona devrettiğimizin farkında mıyız? Peki bu alışkanlığın zamanla özgür irademizi kullanma biçimimizi nasıl etkileyebileceğini hiç düşünüyor muyuz?

Tüm bu soruları sorarken teknoloji karşıtı ya da yapay zekâ ile hiç çalışmayan biri gibi algılanmak istemem canım kardeşim. Sandığından da fazla yapay zekâ ile çalışıyor, onunla projeler tasarlıyor ve bilincime getirdiği genişlemenin tatminini yaşıyorum. Ama yine de temkinli olmakta fayda olduğunu biliyor ve sana bazı önemli konuları hatırlatmaya devam ediyorum.

Benim görevim de bu değil mi zaten?

Köşelerde yazarak, romanlar kurgulayarak, sosyal dijital platform kurarak hep “Hatırla, insan olduğunu” diyorum sana. Farkında mısın? İkinci romanımı yazıp bitirdikten sonra itiraf ettim yıllar önce üçleme yazmaya niyetlendiğimi ama korktuğumu. Artık korkmuyorum. Üçlememin adı da “Hatırlayış” üstelik! Deniz’in Ormanı, Deniz’in Defteri ve Nazlı’nın Dünyası ile bir büyük rüyayı gerçekleştirmeye niyetteyim Yaradan’ın izniyle. Sonrasında da “Hatırlayış” evrenini daha da büyütmek var kafamda. İşte bunları da sana sonra anlatacağım. Şimdilik düşlemeye devam ediyor, bizi birleştirecek yollar arıyorum yine.

Sen benim, ben senin niyetinden emin oldukça da kutlu yolumu büyük bir huzurla yürümeye devam ediyorum. Ve artık belki de hasretimi kaybetmeden de huzurlu kalabilmeyi öğreniyorumdur ha, ne dersin?

Sen neler yapıyorsun, yaz bana.

Hasretle bekliyorum

Kardeşin Nihan

Paylaş:
brush-purple Yorumlar