Başkalarını yargılamaktan nasıl kurtuluruz?

Kimimiz daha ender, kimimiz hemen her gün, kimimiz acımasızca, kimimiz kinayeli yani  daha yumuşak ve sinsi bir şekilde… Bıkmadan usanmadan başkalarını eleştiriyoruz! Dedikodu kadar zararlı ve alışkanlık yaratıcı bir tavır bu. İnsanın kendisini de etrafını da zehirleyen çok düşük bir enerjisi var aslında yargılayıcı olmanın. Peki ama insanları yargılamaktan nasıl kurtuluruz ki? Kötü yönlerine odaklanmaktan, eleştirmekten nasıl vazgeçeriz?

 

Doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin diye sıfatlar sıraladığımızda insanların karakterlerini kategorize ederken ve gerekli gereksiz bir sürü şeyin çetelesini tutarken  buluruz kendimizi. “Nasıl böyle bir şey yapabilir!” deriz. “Ben olsam hayatta böyle bir şeye katlanmazdım” deriz, “Ne kadar boş şeylerle meşgul” deriz “İnsan biraz olsun çabalar da bir şeyler yapar” deriz. Sayarız, söveriz, çok nadir överiz.

 

İçimizden tüm heybetiyle yükseliveren o yargıç kendimize de en az o denli acımasız ve katı olduğumuzun bir göstergesidir aslında. Öyle ya, başkalarından son derece katı beklentileri olan bir kişi ancak bu “kuralları” ve beklentileri kendi de uyguluyorsa ve benimsiyorsa bu denli hararetli savunabilir, değil mi? Böyle birisi de bence  “doğru insan olmak, çoğunluk tarafından sevilmek, takdir edilmek, onaylanmak uğruna kendine karşı esnek ve anlayışlı olmayı göze alamayan bir kişidir. Dolayısıyla da kendini koşulsuz sevemeyen…

 

Her şeyi etiketleyen halimiz bizi de yorar bir gün elbet. Hayat er ya da geç öğretir hepimize “Büyük lokma yut, büyük söz söyleme”nin ne demek olduğunu.  Hor gördüğümüz, şaşırdığımız ya da onaylamadığımız bir şey bizim ya da sevdiğimiz birinin başına gelirse ya da  hayat şartları zamanı gelince herkesi yerinden ediverirse, olmaz dediğimiz şey olursa, başımıza gelirse öylece kalakalırız.

 

Biraz daha yumuşasa yüreğimiz, empati kurmayı denesek ve biraz da ilahi adaletten çekinsek duracağız belki ama yok! Kimsenin durduğu yok. İş eleştirmeye geldi mi çok acımasız bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Umut ışığı var tabii ama ancak kendimizi biraz zorlayabilirsek...

 

Sanırım her şeyden önce, herkesin bir hikayesi olduğunu unutmamamız gerek. Bizimkine benzemeyen, birçok açıdan bizimkiyle hiçbir şekilde örtüşmeyen bir hikayesi, yetiştirilişi, kültürü, maddi durumu, çevresi ve eğitimiyle şekillenen, hayatının sunduğu tecrübelerle yoğrulan bir gerçeği var. Hayatta başına gelenlerle geçmişte nasıl baş ettiği bugünkü inançlarını ve seçimlerini yönlendirir kişinin. Belki de kendine bile itiraf edemediği zayıflıkları vardır, kim bilir? Ben çok güçlü görünen birçok insanın, içinde ne nenli kırılgan olduğuna çok şahit olmuşumdur, ya siz? O yüzden, nasıl olur ya da nasıl yapar demeyin. Bir açık kapı bırakın hep.

 

Her yönuyle her şeyi her açıdan bilemeyeceğinizi göz önünde bulundurun ve acımasızca eleştirmeyin kimseyi. Birlikte olmak istemiyorsanız ama ilişkinizi kesemiyorsanız belki daha az zaman geçirmeyi deneyebilirsiniz o kişiyle. Ya da paylaşımlarınızı sınırlayabilirsiniz. Yeter ki, sırf sizinle aynı çizgide değil diye ya da sizin doğrularınızla çelişiyor diye o insanı “yanlış” bir insan konumuna getirmeyin. Bu tavrın, ardında aslında ne büyük bir kendini beğenmişliği gizlediğinin farkına varın. Siz doğru, o yanlış? Bu kadar katı olmayın. Farklı bir tercih, farklı bir görüş olarak değerlendirin onun açısını. Belki anlam veremediğiniz, yadırgadığınız bir açı ama belli ki bunu da barındırıyor hayat. Çeşitlilik olarak görün bunu, yaşamın “demokratik” düzeni olarak. Kendi bildiğinizi “dikte etmeyin”. Unutmayın, diktatörler sevilmez.

 

Kesin tanımlamalar ve ifadeler kullanmaktan kaçının. Dost sohbetlerinde eleştiriler başlarsa nazikçe konuyu “yumuşatın” ya da en azından siz de katkıda bulunmayın. "Vardır bir bildiği” deyin. “Bilmediğimiz bir sebebi olabilir” deyin. “Kim bilir?” deyin.“Bir elin beş parmağı bile bir olmuyor” deyin. “Her şey insanlar için” deyin.

 

Siz siz olun, içinizdeki yargıcı biraz daha az dinleyin, daha çok sevin, daha sık gülümseyin.

 

Sevgiyle kalın.

 

 

 

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    04 Ağustos 2016 Perşembe 10:15

    Merhabalar yazınızı çok beğendm dğer yazılarınız varsa ne konuda olursa okumak isterm bnde narsist bi düşünceye sahibm sanırım ve bundan kurtulmak istiyorm nasıl kurtulabilitm yardımcı olursanız çok memnun kalacağm

    Cevapla

  • Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?
    Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç...

    Süresi : 05:14 İzlenme : 427

  • Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve Sevgili Nasıl Bulunur?
    Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve...

    Süresi : İzlenme : 340

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 8833

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 3508

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 2159

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön