Gıda israfının bir parçası olmayın

Bir yerden başla. Geçen haftaki buluşmamızda size ‘önce bakış açımızı değiştirmeliyiz’ demiştim. Bugünse size ülkemiz için oldukça önemli bir konu olan gıda israfından bahsetmek istiyorum.


Türkiye de son dönemde gıda israfının altı oldukça çiziliyor. Hatta belki de az bile kalıyor. Çünkü baktığınızda Türkiye’de yaklaşık 50 milyon ton meyve sebze üretiliyor ve bunların % 20 - 40 arasında kısmının israf edildiği, kaybolduğu, yenilmediği, çöpe atıldığı keşfedilmiş durumda ki bu bizim gıda ihracatımızın bile 2-3 katı miktarında, üstelik maddi olarak da değerinin yaklaşık olarak 25 milyar TL olduğu tahmin ediliyor.



Parası bir yana, bu çok ciddi bir kayıp. Çöpe attığınız her bir gıdanın aslında arkasında ne kadar çok su tüketildiğini yani su ayak izini hatırlamamız gerekiyor. Özellikle su sıkıntısının çekildiği, iklim değişiminin bu kadar hızlı yaşandığı bugünlerde su israfı çok önemli bir konu. Bu yüzden gıdaların üretiminde kullanılan belki bire bir olarak şahit olmadığımız su tüketimine de dikkat etmeliyiz. Gıda sadece evde israf olmuyor tabii, dünya ortalamasına baktığımızda üretilen gıdaların %46’sı sofralarımıza ulaşmıyor. Bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi de gıdanın çirkin olması, belli ölçü standartlara uymaması. Bu konuda meraklı olanlar için Agnes Varda’nın Toplayıcılar diye bir belgeseli var. Belgeselin başında toplanan ama tane olarak tek başına 500 gram ağırlığını geçen patateslerin elendiğini diğer bir deyişle çöpe atıldığını görüyoruz. Çünkü müşteriler tercih etmiyormuş.



Biz tabii ki bu süreçlerin içinde değiliz o yüzden bu %46’lık üretim, elleçleme, depolama ya da lojistik sırasında olan kayıplara değil kendi soframıza dikkatimizi çevirmeliyiz.



Dikkat edebileceğimiz 3 temel nokta var:



1. Planlı alışveriş yapmak. Bunu başka zamanlarda da hatırlatıyorum ama ezbere alışveriş yapmamaya dikkat etmeliyiz. Hangi günler evde yenecek, buzdolabında hatta buzlukta ya da raflarda hangi gıdalar var, bunları kontrol ederek alışverişe çıkmak çok önemli. Özellikle de bir önceki alışverişimizden kalma gıdalar varsa önce onları tüketmeyi unutmamalıyız.



2. Gıdaları mümkün olduğunca bütünsel tüketmeliyiz. Bazı sebze ya da meyveleri çok ezbere şekilde soyuyoruz. Brokolinin sapı, patatesin (fırçalanmış) kabuğu gibi kısımları tekrar gözden geçirmeli. Belki de tabiri caizse ezber bozmalıyız.



3. Gıdaları nasıl saklayacağımızı öğrenmeliyiz. Açık sütleri buzdolabı kapağında tutmamak, bazı yeşillikleri yıkayıp beze sararak, kimi sebzeyi ise sandığımızın aksine buzdolabında değil de dışarda saklayarak ömürlerini uzatabiliriz.



Bugün bu yazıyı okuduktan sonra buzdolabını açıp bakın. Kullanmayı unuttuğunuz, sırası gelmeyen ama bozulmaya yüz tutmuş bir şeyler var mı? Eğer varsa bakalım ne yaparak değerlendireceksiniz.

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.