Deli Rüya…

Bir varmış bir yokmuş… Hem varmış hem de yokmuş…

 

Bir zamanlar koca şehrin bir yerlerinde çocuklar sokaklarda oyunlar oynarmış… Mahallede yaşayanların birbirini tanıdığı, selam verdiği zamanlarmış o zamanlar…

 

Öyle çok eğlenirlermiş ki oynarken, akşam olup eve döndüklerinde yorgunlukla kendilerini attıkları yataklarında mışıl mışıl uyurlarmış. Huzurlu uyumak nasıl bir şey o zamandan öğrenmişler.

 

Bu çocuklar oynarken, kazanmalı- kaybetmeli oyunlar yokmuş daha… İcat edilmemiş…

 

Herkes birbirine yardıma koşar, içlerinden biri olmadığında gözleri o arkadaşlarını ararmış. Her biri vazgeçilmezmiş diğeri için.

 

Hiç sıkılmazlarmış bunlar, oynadıkça oynayansıları gelirmiş. Oyunu her şeye yeğlerler, her şeyi de oyuna çevirirlermiş…

 

Hiçbir şey olmasa komşu evlere seslenir, “İfakat Hanım Teyze, at bi tane halını aşağıya da yıkayalım” derlermiş. Haydi hooop halı bahçeye…

 

Tahta makara ile açarlarmış bahçe musluğunu ve hortumdan akan suyla neşe içinde, ellerinde fırçalarla üç dört çocuk bir halının köşelerine geçer, dizlerinin üstünde arap sabunu ile yıkarlar da yıkarlarmış.

 

Bazen odun gelirmiş yan komşulara…

 

Gelsin çocuklar! Biri kollarını uzatır, diğeri odunları dizer, böyle böyle taşıyıverirlermiş bir çırpıda Gül Hanım Teyze’nin odunlarını da.

 

Şehrin göbeğindeki avlulu evlerde inekler beslenirmiş o zaman; çocuklar süt almaya gittiklerinde, çaldıkları kapının aralığından içerideki inekleri görürlermiş. Yan yana evlerin arka bahçelerinde de tavuklar beslenirmiş, evcilik oynarken az yememişler o yumurtalardan…

 

Ekilir biçilirmiş o bahçelerde… Asmalarda üzümleri görmüşler hatta… Dutu, ağacına tırmanır da yerlermiş…

 

Mahalle ile pikniğe giderlermiş yazları… Şehrin ormanları varmış o zaman; köfteler, patatesler, sigara börekleri kızartılır, salata malzemeleri bir araya getirilir, kavun karpuz da sepetlere konulur, ormana serilirmiş örtüler.

 

Bizim çocuklar ormanda kaybolurlar, sonra yine neşeyle buluşurlarmış… Oyun oynar, acıkır, bir çırpıda yer yemeklerini, ağaçların altında uykuya dalarlarmış. İçlerine çektikleri çamların reçine kokusu, bir ömür peşlerinden gelen bir rüyaya dönüşmüş o uykularda da bilememişler… Bir daha da iflah olmamışlar zaten…

 

Gün gelip büyüyüp de şehre dağıldıklarında, o yaşadıkları günleri özleyip durmuşlar… İçlerinde canlı tuttukları o rüya;  geçen yıllarla, değişen zamanla birlikte, yanından geçtikleri bir ağacın gövdesinden çağırmış onları...

 

Yazları gittikleri, dedelerinin bahçelerinde geçen zamanlar hep kendini hatırlatmış; ya bir kozalakta ya da yosun tutmuş dal parçasında… Okullu olduklarında teneffüse çıkmak bahçeye çıkmak demekmiş onlar için. Mine çiçeklerini defterlerinin arasında saklarlarmış; sanki bir sonraki yıl aynı yerde bulabileceklerinden şüphe edercesine… Çam iğnelerinden kolye yapmayı hiç unutmamışlar ama…

 

Yüreklerinin bildiğini akılları arar dururmuş da günler geceler geçermiş böyle. Oysaki gerçek tüm göz kamaştırıcılığıyla burunlarının dibindeymiş. Uzaklara gitmiş akıllarını yuvasına döndürmek için kendi içlerine şöyle bir bakmak yetermiş.

İçlerine yeşil kaçmış meğer bu çocukların…

 

Masal buralarda bir yerlerde bitmiş…

 

Rüya başlamış…

Şimdi… Yıllar yıllar sonra, toprak çağırıyor onları… Toprağın çağrısını duyan atıyor kendini yeşile, yaşamın başladığı doğanın en saf haline… Yine oyunlar oynuyorlar; bu kez büyümüş, bu kez “akıl”lanmış halleriyle… Armağanlar veriyorlar birbirlerine…

 

Artık büyümüşler ya, paylaşıyorlar oyuncaklarını; bir zamanlar annelerinin öğrettiği gibi… Eski günlerdeki gibi birbirlerini görmek için can atıyorlar. Ne zaman bir “büyük oyunu” olsa, çocukluklarını hatırlıyorlar… Her yeni şeye heyecanla bakmayı hatırlıyorlar…

 

Çocuktular, büyüdüler. Çocuktular, akıllandılar. Deliydiler akıllandılar…

Şimdi yine o çocukluğa, o deliliğe, akıllarının aracında,  dizginler yüreklerinin elinde gidiyorlar… Yürek yolu biliyor…

 

Ersinler artık muratlarına; yeni topraklarına kök salsınlar gayrı da biz de kerevetlerine çıkalım, keyifle kutlayalım…

 

Yolları açık olsun.

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 7327

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2474

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 1826

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 26101

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 5952

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön