Sahne eskilerin

Sahne eskilerin

Kendim, kahvem ve kitabım, bu üçlüyü çok seviyorum. Sırf bu yüzden üçümüzü fırsat buldukça yan yana getiriyorum. Koltuğun en rahatını seçip arkama yaslanıyorum. Kitabın sayfa aralarındaki o cümlelerde öyle yaşıyorum ki o anları kayboluveriyorum okurken her seferinde. “Eskiler” diye başlıyor son paragraf. Gözüm satırda ama yüreğim ellerimin arasında, sıkışan yüzümle o günlere gidiyorum. Tutamayacağım sanırım. Sahi, ne güzel günlerdi değil mi?

 

Akşamüstü mü? Yanlış biliyorsunuz. “Beş saati çayı” denirdi adına. Konu komşu arkadaşlar toplanır, çaylar demlenir, o saat kaçırılmazdı. Bize de küçüğüz diye paşa çayı yapılırdı. Bu ismi çaya kim taktı bilmiyorum ama kendimce açık olmasından olduğunu düşünmüştüm hep. Sormadım mı? Sordum elbette. Ama aldığım cevaplar beni pek memnun etmedi. Biz o çaya pötibör banardık. Yok yok, büyükler de banardı ki tabağımdan kaş ile göz arasında birer ikişer eksilirdi. Bu ikili öyle lezzetli olur ki yaşınız kaç olursa olsun yüzünüz tatlanır. Ben çok eskiden keşfettim. Siz denemediniz mi?

 

Peki ya dantel örtüler, onları hatırlıyor musunuz? O örtüler her yerde; koltukların tepesinde, masaların, sehpaların üzerinde. Ama bizim evde televizyonun camında. O dantel örtünün altından seyrederdik yılbaşı gecesinin Milli Piyango çekiliş anını. O örtü diğer katı ile katlanır, lakin bir türlü kaldırılmazdı. Yılbaşı demişken, o gece evin tüm ahalisi, sevilenler aynı çatı altında toplanır, tombala oynardık. Kartlar tek tek dağıtılırdı. Benimkisi hep kırmızı. “Herkes kartını aldı mı?” diye seslenirdi babam. Uygun sesi alınca daldırırdı elini torbaya. Bir iki taş derken “Çinko!” diyen ilk ses duyulurdu. Herkeste bir telaş, birazdan tombala gelecek. O ses babamdan artarak yükselirdi. Ben de arkasından “Baba, ilk rakamın ilk taşını ben aldım, nasıl olur?” diye serzenişte bulunurdum. Babamla atışırdık. Oyun biter, kartlar toplanır ama babamdaki benimle uğraşma çabası bitmezdi.

 

Kaldırımlar yavaş yavaş insanlarla dolardı. O insanlar genelde teyzeler olurdu. O teyzeler ya pazara giderdi ya çarşıya o zamanlar. Saat aralığına sığdırdıkları anlarda da topladıkları birkaç kişiyle sohbet ederlerdi. Ben de onları süzerdim. Bir ellerinde çocukları, bir ellerinde fileleri… Gülerek ayrılırlardı hoş sohbetlerinden. Avuçlarımda annemin elindeki sıcaklık, gülümserdim yüzlerindeki tebessüme. İşte o zaman demiştim kendime, büyüyünce ben hep mutlu olacağım.

 

Ben eğriyi doğruyu babamın dizinde öğrenen bir neslin çocuğuyum. Çünkü bir şey anlatacağı zaman “Gel bakalım” diyerek beni koltuk altlarımdan tutar, dizine oturtur, başlardı anlatmaya. O dizde öğrenmiştim bir şey aldığımda teşekkür etmeyi, kusurum olduğunda özür dilemeyi. Özür dilemenin bir erdem olduğunu sabırla izah etmiş, ederken de sözlüğündeki en narin kelimeleri hissettirerek dokundurmuştu.

 

Şimdi karşılarına geçip insanlara bakıyorum. Öyle hal almışlar ki, sadece bakabiliyorum. Kendime soruyorum. Biz ne zaman ne zaman bu kadar değiştik ya da ben sahnenin neresinde uyuya kaldım da bu kadar çok şey kaçırdım?

 

 

Burcu Süerkan

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
21
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    06 Mayıs 2019 Pazartesi 15:25

    Keşke hiç buyumeyip hep küçük kalsaydım o zaman babam yanımda olurdu harika yazmışsın canım kalemine yüreğine sağlık ❤️

    Cevapla
  •  
    06 Mayıs 2019 Pazartesi 15:08

    Ahh be ! Nerede petibör ile çay içtiğimiz arkadaşlar,birlikte güldüğümüz.Sevgi o nerede en icten en saf olanı? Sahii bu insanlara ne oldu?

    Cevapla
  •  
    06 Mayıs 2019 Pazartesi 04:20

    Babamızın dizinin dibinde öğrendiğimiz eğriyi doğruyu, dizimizin dibindekilerin de öğrenebilmesi dileği ile...

    Cevapla
  •  
    06 Mayıs 2019 Pazartesi 04:06

    Samimi bir yazı değil, sahnenin bir yerinde uyuya kalmadınız, bizzat oyunun içindeydiniz.

    Cevapla
  •  
    02 Mayıs 2019 Perşembe 11:09

    Bizim yilarimiz 80 ler 90 lar ne guzel yillar hersey cok kiymetli oldugundan,degerler daha yasanilasiydi.Ne aciki bu nesilin önumúzdeki yillara aktarabilecegi pekte bisey yok.Ne cocuklar cocuklugunu yasiyor nede büyükler.Cok tesekkürler sana bu yazinla tekrar hatirlattigin icin

    Cevapla
  •  
    30 Nisan 2019 Salı 10:41

    Okadar doğal yazmışsın ki adeta beni o günlere gõtürdün.Yüreğim kıpır kıpır oldu.Meğer ne çok õzlemişim o günleri.Samimiyet,doğallık,huzur doluymuş eski günler.Aaahhhh o güzel günler.Tekrar geriye dõnme şansımız olsa da o güzel yazındaki anlattığın hayatlarla iç içe olsak.Tebrikler Burcucuğum...

    Cevapla
  •  
    28 Nisan 2019 Pazar 00:30

    Eskiler güzeldi...Kalemine sağlık Burcu...

    Cevapla
  •  
    27 Nisan 2019 Cumartesi 00:10

    Evet hep eskiler güzel kalacak... Hep içimiz bir buruk olacak swkilde

    Cevapla
  •  
    26 Nisan 2019 Cuma 00:03

    Kalemine, yüreğine sağlık. Herkesin kendinden birseyler bulacağı çok güzel satırlar var.

    Cevapla
  •  
    25 Nisan 2019 Perşembe 22:10

    Vallahı çok güzel olmuş beni bende aldın eski günleri götürdün şimdi de eski günler olsa ama nerde hayat çok değişti ellerine sağlık ????

    Cevapla
  •  
    25 Nisan 2019 Perşembe 18:49

    Beş çayı hala favorim, hele yanımda çaya ve sobete eşlik edecek bir dost varsa ????

    Cevapla
  •  
    25 Nisan 2019 Perşembe 13:46

    Ne de güzel anlattımıssin geçen bunca yılı.Daldım bi an,keşke kalsaydı hersey öyle saf temiz.Özlüyorum hemde çok özlüyorum.Ellerine yüreğine sağlık.Aldın beni götürdün taa nerelere sen varya

    Cevapla
  •  
    25 Nisan 2019 Perşembe 13:43

    Arkadaşım gene bizi eskilere alıp götürdün harika bir yazı olmuş emeğine sağlık başarılarının devamını diliyorum E.lapçin

    Cevapla
  •  
    25 Nisan 2019 Perşembe 12:37

    Burcu cum yine harika olmuş. her satırını okudukça çocukluğumu yaşadım. Bizler çocukluğumuzu güzel yaşasık. çocuklarımız için üzülüyorum keşke onlarda bizler gibi yaşayabilseler ama malesef .Öyle bir zaman yaşıyoruzkı insanlar bencilleşti menfeatçı çıkarcı bir zihniyete büründüler . :(

    Cevapla
  •  
    25 Nisan 2019 Perşembe 12:26

    Yine harika olmuş Burcu cum Her satırında gecmise döndüm. Bizler cok şansli buyuduk Ama çocuklarımız için üzülüyorum bizim yaşadığımız çocukluğu yasayamadilar ve yasayamicaklar. İnsanlar okadar değistilerki Bencilleştiş malesef :(

    Cevapla
  •  
    25 Nisan 2019 Perşembe 10:59

    Bizim yillarimiz 80 ler 90 lar diye baslar.Hersey cok kiymetli oldugundan elde edilen seyler cok degerliydi.Ne aci ki bu yillarin,önümuzdeki yillara aktaracagi pek te bisey yok.Ne cocuklar cocuklugunu yasayabiliyor nede büyükler..Cok tesekkurler sana boyle özel seyleri hatirlattigin icin

    Cevapla
  •  
    25 Nisan 2019 Perşembe 10:17

    Mukemmel bir yazı. Özellikle son zaman da cıkan kitaplar da görmekten hoşlanmadıgın koca sayfaya iki satır gibi kısacık boş anlamsız değil, dolu dolu mazilere dokunan bi yazı olmuş tebrik ve teşekkur ederim canım.

    Cevapla
  •  
    24 Nisan 2019 Çarşamba 12:51

    Harika bir yazı olmuş kalemine sağlık canım. Keşke çocukluğumuzda ki gibi olsa her şey...Emel

    Cevapla
  •  
    24 Nisan 2019 Çarşamba 12:16

    Aslında ne siz ne de biz uyuya kalmadık. Sadece zaman denen şu illet çok çabuk kayıp gitti ellerimizin arasından...

    Cevapla
  •  
    24 Nisan 2019 Çarşamba 12:09

    ????????tebrik ederim çok güzel bir yazı arkadaşım. Bu satırları yazarken de ağzımda çay ve bisküvi tadı????( Ah o günle o günler şimdi yabacı gibiler)şarkısı kafamın içinde çalıyorrr

    Cevapla
  •  
    24 Nisan 2019 Çarşamba 11:42

    Çok güzel bir tespit nerde o eski günler ...

    Cevapla

  • Koruyucu psikolojik yaklaşım
    Koruyucu psikolojik yaklaşım

    Süresi : 29:24 İzlenme : 0

  • Çocukken korumak, yetişkini tamir etmekten kolay: Çocukluk çağı travması
    Çocukken korumak, yetişkini tamir etmekten...

    Süresi : 41:21 İzlenme : 0

  • Travmaya duyarlı okul
    Travmaya duyarlı okul

    Süresi : 08:03 İzlenme : 0

  • Eğitim Uzmanı Koray Varol: Sınav sistemine nasıl yaklaşmalı?
    Eğitim Uzmanı Koray Varol: Sınav sistemine...

    Süresi : 23:38 İzlenme : 0

  • Sema'nın Sağlıklı Mutfağı - Sema Sumeli anlatıyor
    Sema'nın Sağlıklı Mutfağı - Sema Sumeli...

    Süresi : 08:40 İzlenme : 0

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön