Peki benim hayatım ne zaman başlayacak?

Peki benim hayatım ne zaman başlayacak?

Makyajı yüzünün her yanından akmaya başlamış, onu terk ediyordu. Bir ay önce olsa sahnelediği karakterden çıkmakta zorlanırdı. Fakat şu an teninin ortaya çıkışı, kaybettiği benliğini tekrardan bulmak gibiydi. 

 

Küçüklüğü aklına geldi. Atalay, çocuklarla iletişime geçmenin tek yolu olarak bilinen “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna hep “Palyaço olacağım” cevabını verirdi. Yetişkinler doktor, öğretmen ve itfaiyeci cevapları için hazırlıklıydılar fakat “palyaço” cevabı karşısında onlar da bir an büyük olduklarını unutup kahkahanın dozunu kaçırırlardı.  Atalay palyaço olma isteğini hiç unutmadı ve güzel sanatların tiyatro bölümü sınavına palyaço rolüyle girdi. Fakat filmlerde gördüğü, gözlerinde yaş bulunan bir palyaço olarak değil, üzerinde tüm renklerin olduğu kıyafeti ve sadece makyajın sağladığı bir gülüş yerine de en derinlerden gelen gülümsemesiyle bir oyun çıkardı. Oyun sonrası jürinin onu ayakta uğurlaması karşısında ise gözyaşlarını tutamadı.

 

Atalay, tiyatroyu seçerek kısacık ömrüne yüzlerce hayat hikayesi sığdırabildi. Gözleri görmeyen bir sünnetçi, parasını saklamak için sutyen takan bir adam, hamile olduğuna inanan bir kahveci, mahallenin en cimri adamının tek mirasçısı olan mahallenin delisi, aşkını ispatlamak için kanından yaptığı resmi verirken hayata ve sevdiğine gözlerini yuman bir delikanlı…

 

Ne var ki Atalay aylar önce kumarda yüklü bir para kaybetti ve bu parayı karşılamak için hayatından damıttığı şiirleri satmak durumunda kaldı. Bir süre sonra şiirleri, ışığı yeni parlayan bir şairin ismi altında kitapçıların girişinde onu selamlıyorlardı. Atalay bunu gördüğünde, karnına bir yumruk yemiş gibi önce nefesi kesildi, ardından tüm vücudunu bir ateş kapladı. O akşam kendini yine kumarhanenin dumanlı merdivenlerini inerken buldu. İçeri girdiğinde tüm kasları gevşedi ve o çok istediği hafıza kaybına ulaştı. Masaların arasından kayarcasına ilerlerken bir çocuk gelip ceketini çekiştirmeye başladı. Çocuk o kadar çok ağlıyordu ki gözyaşları karşısındakini görmesini engelliyordu. Atalay çocuğa kendisinin yanlış kişi olduğunu anlatmaya çabalıyordu fakat sözleri ona ulaşamıyordu. En sonunda çocuğun boyuna kadar eğilerek onu sıkıca tuttu ve çocuk susana kadar da bırakmadı. Dokunuşun çocuğu tekrar bulundukları yere çekmesiyle göz göze geldiler. Kısa bir sakinleşmenin ardından güvenlik görevlilerinin yardımıyla çocuğun babasını buldular. Çocuk babasının elinden tutarak uzaklaştı; tabii, defalarca yere düşüp oğluna tutunarak kalkan sarhoş bir babanın elinden ne kadar tutulabilirse… Atalay onların ardından bakarken son parasıyla aldığı poker fişlerini, çalışanların sahte gülümsemesini ve kendini uyuşturmak için kim bilir daha kaç kadeh içeceği elindeki viskiyi düşündü. Rüyada olduğunu fark eden bir insan gibi o an üvey babasının kaderinde olduğunu anladı. Küçükken neredeyse her gece üvey babasını izbe kumar mekanlarından toplardı. Nasıl olmuştu da çocukluğunun bu acı hatıralarındaki başrolü üstlenmişti. Başkasının kaderini yaşamanın, tiyatro oyununda bir karakter canlandırmaya benzediğini düşündü. Tabii başkasının kaderini yaşarken oyuna hiç ara verilmiyordu ve oyun bitmiyordu. Ta ki, bu kaderde çektiğin ıstırap artık dayanamayacağın noktaya gelene kadar. 

 

Kumarhaneye yanlışlıkla girmiş gibi hızla oradan çıktı. İlk defa ayık bir şekilde ve gelecekte kazanacağı parayı kaybetmeden mekandan ayrılıyordu. Kaldığı pansiyona yürürken her adımda aklına yeni bir soru geliyordu; kimdi, nelerden hoşlanırdı, daha başka kimlerin kaderi vardı hayatında, neleri bir daha yaşamak istemiyordu, peki, ne zaman kendi kaderi başlayacaktı…

 

Odasına girdi ve ışığı açmadan masanın üzerindeki yarım kalmış mumu yaktı. Aylar önce sinirle bir köşeye fırlattığı şiir defterini eline aldı ve yeni bir sayfa açtı. Yazmaya duyduğu özlem ve tutkunun içinde yeniden alevlenmesiyle sayfaya art arda damlalar düşmeye başladı. Atalay sayfanın kuru kalan yerine “Palyaço’nun Son Gözyaşı” yazdı.

 

 

Naciye Kavas

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Mutluluk Kürleri 2 - Dr. Ümit Aktaş anlatıyor
    Mutluluk Kürleri 2 - Dr. Ümit Aktaş anlatıyor

    Süresi : 22:01 İzlenme : 0

  • Kadınlar için 5 savunma taktiği
    Kadınlar için 5 savunma taktiği

    Süresi : 04:19 İzlenme : 2992

  • Menopoz sıkıntılı mı olmalı?
    Menopoz sıkıntılı mı olmalı?

    Süresi : 09:56 İzlenme : 381

  • Doğum kontrol yöntemleri ve doğurganlık farkındalığı
    Doğum kontrol yöntemleri ve doğurganlık...

    Süresi : 05:18 İzlenme : 60

  • Kolesterolü etkileyen gıdalar
    Kolesterolü etkileyen gıdalar

    Süresi : 02:36 İzlenme : 816

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön