Hayatta her şeyi erteleyerek yaşamak âdetim olmuştu. Hayal ettiklerim, hak ettiklerim ile yaşamak zorunda bırakıldığım hayat hep iki koca dağ gibi, birbirine uzak, yabancıydı. Hâlbuki ki çok şey mi istiyordum? Abartıdan uzak, bir düzen içinde yaşadığım hayatı makasım ile güzelleştirmek değil miydi içimdeki sancı. Sanki güzelleştirdikçe ben de güzelleşecektim. Ama araya giren seneler bu coşkuma hiç mani olamadı.


Makasım; en vefalı yârim beni bekledi. Ve nihayet hayatım rayına girmişken, ‘kırmızı makas’ işte tabelada asılı duruyordu. Her sabah dükkânı açmak, yaşayamadığım hayatı geriye doğru günbegün iade almak gibiydi. Aynamdaki kadınların tebessümü, kasama giren paralardan daha değerli, parlak ve bembeyazlardı. Anlam veremediğim bir yorgunluk ise her gün yakama daha da yapışıyordu. Çok tesadüfen bir yara en mahrem, çiçeksi yerimde elime geldi.


İstemeyerek de olsa hastane yolunu tutmuştum. Ve acımasız gerçekle hızlıca karşı karşıya kalmıştım. Çok yavaş ilerleyen hayatımın aksine yaram çok hızlı var olmuştu. Belli ki senelerin bana armağanı kederden yana ne varsa hep orada toplanmıştı.


‘Kırmızı makas’ım anasız evlat gibi orta yerde kalakalmıştı. Ağrılı, sancılı aylar eski hayatımdan da yavaştı. Hayata dair en hassas noktam; güzellikten yana eser kalmadığı gibi, o kaçınılmaz son saçlarımda eteklerime vura vura yerlerdeydi artık. Bu anlamsız surat; bendim. Mesleğimin en ince aleti; elim, kolum şiş. Kadınlığımın en çiçeksi bölgesi artık yoktu. Ama ‘kırmızı makas’ bekliyordu işte. Takatimi toparladığım ilk günden itibaren, sığındığım yer yine orası olmuştu. Nefes aldığıma göre, eksik yanlarımla beraber güzelleştirmeye değer duruyordu hayat halen. Saçlarım eski yerlerini bulmaya çalışırken müşteri saçları ellerimin arasında kimi gün mücevher gibi, kimi zaman ise alev alev yakıyordu kor misali beni. Her daim gözleri aynada olması gereken bir kuafördüm nihayetinde ve kimse yüzleşmeye hazır olup olmadığımla ilgilenmiyordu. Müşteriler kendilerini tam ve güzel olmuş bularak ayrılırken ‘kırmızı makas’tan, ben oracıkta her gün daha da eksiliyordum. Acaba sol yanım mı, yoksa artık çiçeksi yanım; sağ taraf mı daha çok acıyordu.


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.