Hazlar

Hazlar

Bir arkadaşım vardı; 50’li yaşlarda eşini kaybetmişti. “28 yıl kalbimde onun sevgisini yaşattım, bundan sonra da acısını yaşatacağım. Onunla birlikte yaşadığım güzel şeyleri artık tek başıma yaşayamam” dedi ve yaşamın hazlarından birçoğuna kendini kapattı. Sık sık seyahatlere giderlerdi; bıraktı. Eşiyle birlikte bir koroya katılır şarkı söylerlerdi; bıraktı. Kendini tüm eski aile dostlarından soyutladı. İki yetişkin kızı vardı, en büyük sorunu onlar yaşıyorlardı. Her yıl babalarında yeni bir hastalık ortaya çıkıyordu. Kızlar, babaları ile birlikte hastane hastane dolaşıyorlardı. Evlerinde konuşulan konu yalnızca acı, keder ve hastalık idi. Birkaç kez uyarma gereği duydum: “Kendin için toparlanmıyorsan bari kızların için toparlan; bak seninle birlikte onlar da senin gibi kederli bir hasta yaşamı sürdürüyorlar” dedim. Müşterek arkadaşımız Halil’i örnek gösterdim ama olmadı. Bu arada kızları için kendi çevremizden çok iyi evlilik teklifleri geliyordu. Kızlar, “babamızı yalnız bırakırız” düşüncesi içinde kabul etmediler. Arkadaşım da yalnız kalma korkusu içinde dili ile ifade etmese bile davranışları ile ret cevaplarına zemin hazırladı. Evin içinde ilaçlarla yaşayan bir baba ve aynı bağımlılığa tutulmuş, saçları aklaşmaya başlayan iki kız kardeş birlikte yaşıyorlar. Baba, kalp, tansiyon, diyabet ve romatizma ilaçları kullanıyor. Kızlar ise depresyon ilaçlarının tutkunu...

 

Örnek gösterdiğim müşterek arkadaşımız Halil de ondan iki yıl önce eşini kaybetmişti. O da çok severdi eşini. Muhabbet kuşları gibi koklaşır, hiç birbirlerinin elini bırakmazlardı. Çok hızlı gelişen bir kanser türü onları birbirinden ayırdı, Halil yıkılmıştı. Henüz eşini kaybedeli bir ay olmamıştı ki: “O, bizim hep iyi yaşamamızı isterdi. Onun anılarına saygılı olmalıyım. Kızlarıma onun yokluğunu hissettirmeden onun istediği gibi acı ve kederden uzak bir yaşam kurmalıyım” dedi. Önceleri görüştüğü eski arkadaşlarının hiçbiri ile ilişkisini kesmedi. Hatta her cumartesi ailece toplandıkları bir grubun toplantılarına iki kızı ile birlikte katılmaya devam etti. “Yetişkin kızlarımı evde başka bir hanımla muhatap etmek istemiyorum, şimdilik onlar bana yetiyor” dedi. Kızlarıyla tatiller yaptı; seyahatlere çıktı. Hiçbiri neşesini, coşkusunu, yaşama sevincini kaybetmedi. İkinci kızını da evlendirdiği gün: “Kendimi, bizim yeni damat kadar zinde hissediyorum. Yalnız yaşanmaz; artık ben de yeni arkadaşlıklara yelken açabilirim” diyordu.

 

Altmış yaşına girmişti. Yaşamın en büyük acılarından biri ile karşılaşmış, eşini kaybetmişti. Ama kendinin ve kızlarının hayatını korumuştu. Kendini yaşamın tüm hazlarına açık tuttu. Hayatından neşe ve eğlenceyi hiç eksik etmedi. Kahkahaları her zaman hem evini, hem bulunduğu dost meclislerini çınlattı. Eşini anımsadıkça gözleri derin bir özlemle buğulanır, “Evimizde hep neşe isterdi” diye gözlerinden süzülen yaşı siler, “Güçlü olmam gerek” der, espriyi patlatır, kederi geçiştirirdi. Şaka, onun yaşamının önemli bir parçasıydı. Konuşmalarına şakayı öyle ustalıkla katardı ki… Hem o, hem çevresindekiler çok gülerlerdi. “Acıyı ve kederi hiç sırtımda yük olarak taşımam. Kaybedilenlere saygı göstermek ayrı, kedere boğulmak ayrı... Ben, kederlenerek sorunlarına çare bulan hiç kimseye rastlamadım. Ama kederinden ölen çok insan var” derdi. Zengin hobileri vardı. Tüm hobileri dışa dönüktü. “Ben eve kapanıp pul, antika biriktiremem. İnsan içinde yaşar güzel dostlar biriktiririm” der, sosyal olaylardan hiç uzak kalmazdı. Dost meclislerinin aranan ismiydi. O da unutmaz, dostlarını sık sık arardı.  “Altmış yaşını geçen arkadaşlarım hep ilaçlardan söz ediyorlar; benim de ilacım bu” der, kahkahayı patlatırdı.

 

İnsanın fiziği ile duyguları arasında çok sıkı bir bağ vardır. Kendini acı ve kedere kaptıranlar çok geçmeden kansere, ülsere, kalp, böbrek, bel, sırt hastalıklarına da kapılırlar. Siz öyle şeylerden uzak durunuz; kendinizi neşeye, coşkuya, sevince, yaşamın hazlarına kaptırınız.

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : 00:30 İzlenme : 26807

  • Bebekler hakkında ilginç bilgiler
    Bebekler hakkında ilginç bilgiler

    Süresi : 01:01 İzlenme : 8506

  • Dövme nasıl yapılır?
    Dövme nasıl yapılır?

    Süresi : 01:38 İzlenme : 5174

  • Doğal sivrisinek kovucu nasıl yapılır?
    Doğal sivrisinek kovucu nasıl yapılır?

    Süresi : 00:54 İzlenme : 6584

  • Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl kısıtlayabiliriz?
    Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl...

    Süresi : 03:47 İzlenme : 1384

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön