Gereksiz sezaryen doğumları azaltmak

Gereksiz sezaryen doğumları azaltmak

 Doğum yapmak üzeresiniz. Hamileliğiniz sorunsuz geçti. Doğum da öyle gözüküyor. Tek bir bebek, doğru pozisyonda, zamanlı ve daha önce sezaryen olmadınız – yani komplikasyon riskiniz düşük.

Peki, o zaman sezaryen kararı üzerindeki en büyük etkiye kim sahip?

  1. Kişisel istekleriniz
  2. Hastane tercihiniz
  3. Bebeğinizin ağırlığı
  4. Bebeğinizin doğum esnasındaki kalp atış hızı
  5. Doğumun ilerleyişi

Yanıt, 2. seçenek. Örneğin Kaliforniya’da, düşük riskli doğumlarda gerçekleştirilen sezaryen oranı, %11.2’den %68.8’e kadar çıkabiliyor. Geri kalan faktörler de kararı etkiliyor. Ancak bu faktörlere nasıl muamele edileceğini hastane belirliyor. 

 

Bazı hastaneler ve doktorlar, çok büyük bebekleri, otomatik şekilde sezaryen olarak düşünürlerken bazıları duruma böyle yaklaşmıyor. Fetal kalp atış hızı monitöründeki bir işaret, bir hastanede sezaryen anlamına gelirken bir diğerinde ‘izle ve bekle’ anlamını taşıyabiliyor. Doktorların seçimleri de önemli, elbette; ancak hastane, bu seçimleri sınırlandıran kurallar koyabiliyor.

 

Sezaryen hayat kurtarır – ama gerektiğinde

 

Ancak oranlardaki büyük değişimler, büyük çoğunluğunun lüzumsuz olduğunu gösteriyor. ABD’de, son 15 yıl içerisinde, sezaryen doğum oranı %50 arttı. “Ancak bu artış, beyin felci gibi hastalıklarda önemli ölçüde bir düşüş ile paralel bir şekilde ilerlemiyor – bir başka deyişle, sezaryenin önlem olarak uygulandığı sorunlar ile” diyor Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Kongresi başkanı Jeffrey Ecker.

 

Sezaryen operasyonun kendisi, bebek açısından bazı riskler taşıyor; anneler açısından ise kanama, enfeksiyon ve doğum sonrası depresyonu gibi ciddi komplikasyonlar yaratabiliyor. İlk bebekte sezaryen doğum gerçekleşmesi, kadının sonraki doğumlarını da sezaryen operasyon ile yapma olasılığını %90 artırıyor. Ve her sezaryenle, ciddi komplikasyon risklerinde artış görülüyor.

 

 

ABD’deki hastanelerin çoğu, hizmet ücreti sistemi ile çalışıyor. Yani kadın doğum uzmanı, ücretini doğum üzerinden alıyor. Dolayısıyla bekleme konusunda isteksizlik doğuyor. Peki, hastanelerin sezaryen oranlarını düşürmek amacıyla alabilecekleri önlemler yok mu?  

 

Yanıtın evet olduğunu biliyoruz.

 

2014 yılında, Pacific Business Group on Health Los Angeles bölgesindeki üç hastanede – Hoag ve MemorialCare hastanelerinde – sezaryen doğumları azaltmak amacı ile bir pilot program başlattı. Ve sonuç olarak her üç hastanede, oranlarda %20 kadar düşüş görüldü. Hiçbir hastanede, komplikasyonlarda yükseliş yaşanmadı.

 

 

Veriler, doktor direncinin kırılmasına yardımcı oldu

 

“Akademik ortamlarda, sezaryen oranlarının çok yüksek olduğu konusunda bir fikir birliği var.” diyor Ecker. “Ancak aynı doktorların söyledikleri bir başka şey de şu: Ben doğru olanı yapıyorum. Serbest hekimlik yapan uzmanlar, kendilerine ne yapmaları gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmıyorlar. Hastane yönetimleri, ‘Doktorları bırakın, işlerine karışmayın’ diyebiliyor. Ve bunu, birçok küçük ve orta ölçekli hastanelerde görüyoruz.”

 

Ancak eldeki veriler, oldukça ikna edici.

 

“Diğer hastanelerde, uzmanların kendi sezaryen oranı verilerine ulaşma erişimleri yok.” diyor Pacific Business Group on Health kıdemli yöneticisi Brynn Rubinstein. “Son on operasyonlarını hatırlayabiliyorlar; ama ellerinde gerçek veriler yok ve hastanelerindeki diğer uzmanlarla karşılaştırılmıyorlar. Bu verilere erişim sahibi olmak, gerçekten çok güçlü. Böylelikle uzmanların normun dışında tam olarak nerede durdukları konusunda fikir sahibi olmaları sağlanıyor.”

 

Doktorlar, başta yalnızca kendi verilerini gördüler. Sonrasında tüm veriler yayınlandı ve bir anda herkes, diğerlerinin neler yaptıklarını öğrendi. Tam olarak bu noktada, sezaryen doğum oranlarında hızlı bir düşüş görüldü. “Hiç kimse aykırı olmayı istemez.” diye belirtiyor Kaliforniya Anne Bakımı İşbirliği’nden tıbbi direktör Elliott Main.

 

İdari düzenlemeler sezaryen sürecini zorlaştırdı

 

Hoag’taki doktorlar, sezaryen programlarını kolaylıkla oluşturabiliyorlardı – onay gerekmeksizin. Hastane, bu süreci daha külfetli hale getirdi. Artık sebebin tıbbi mi yoksa tercih temelli mi olduğunu belirtmeleri gerekiyor ve isteğin bir bölüm şefi ve doğum yaptıran doktor tarafından onaylanması isteniyor.   

 

Hemşirelerin ve ebelerin doğumlardaki aktif rolleri arttı

 

Hoag Kadın Sağlığı Enstitüsü’nden operasyon direktörü Kim Mikes – ki kendisi de bir hemşire – iş arkadaşları hakkında şöyle söylüyor: “Sağladıkları destek, doğum konusunda huzursuz olan hastalara nasıl yardımcı oldukları ve hastaları erken aşamalar boyunca ne kadar aktif tuttukları birçok şeyi etkiliyor.” Hoag, hastalarına destekleyici ve aktif şekilde yaklaşan hemşirelere prim ve ödül vermeye başladı – “masaların etrafında takılmayanlara”.

 

Doğumu doktorlar takip etmez; hemşireler ve ebeler izler. “Hemşire, telefonda doktorla konuşurken, sunum şekli önemlidir.” diyor Mikes. “Her iki türlü de olabilir: ‘Hızlı ilerlemiyor.’ ya da ‘Beklediğim kadar hızlı ilerlemiyor, ama şunları ve bunları deniyorum.’”

 

Kaliforniya Sağlık Hizmetleri Kurumu, şu an en az 60 hastaneye, bu yıl içerisinde programa başlayabilmeler için yardımcı olmayı planlıyor – yani eyaletteki hastanelerin çeyreğine.

 

Anne Bakımı İşbirliğinin bir araç takımı yaratabilmesi için fon da sağlandı; hastane, yüksek bir sezaryen oranının sürücülerini tespit etmek için veri kullandığında, araç takımı, atak stratejileri önerecek.

 

Bu programı yaymak, pilot programın uygulanışından çok daha zor olabilir. Hoag ve MemorialCare, programa imzalarını hemen attılar; çünkü liderleri, sezaryen oranlarını düşürme konusunda oldukça kararlıydı. Örneğin Lagrew, bu sorun üzerinde 1980 yılından beri çalışıyor. Bu bağlılık, gereksiz sezaryen oranlarını düşürmenin ve bu düşüşü korumanın anahtarı. “Değişimi koruyabilmek için sisteme yedirmek gerekiyor.” diyor Lagrew. “Ki böylelikle doktorlar ‘hafta sonu geldi, eve gitmek istiyorum’ zihniyetine girmesinler.” 

 

Sezaryen mi normal doğum mu?

 

 

 

İngilizce'den çevirdiğimiz bu yazı nytimes.com'da yayınlanmıştır.

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 6816

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2064

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 1645

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 25903

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 5917

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön