“Yaş ilerledikçe kimseyle uğraşasın gelmiyor. Kendini yetiştirememiş insanlardan uzaklaşıyorsun. Seni hasta edecek insanları iyileştirmeyi bırakıyorsun.”


Freud’un bu sözü son zamanlardaki hayat felsefemi anlatıyor. Gerçekten yolun yarısında olduğum bu yaşlarda geçmiş yıllarda iyileştirmek için uğraştığım, çaba verdiğim, hep güldüğüm, gülerek ve empati yaparak iletişim kurduğum ya da kurmaya çalıştığım insanlardan yavaş yavaş elimi ayağımı çektiğimi fark ettim. Bunu da bilinçli yapmadığımı anladım. Demek ki bilinçaltında biriken, zamanında “aman boş ver” dediğim her şey şimdi sevgi ve saygı azalması şeklinde çıkıyormuş ortaya.


Düşünsel olarak bir yolculuğa çıkıyor insan belli bir zamandan sonra ve bu da davranışlara yansıyor. Hazır hissettiğin zaman ve bilinçli olmayan bir şekilde tezahür ediyor. Kendiliğinden yani. Ve artık hayatının ortasına pat diye aldığın insanları da almamaya başlıyorsun. Eskiden olsa “boşuna çıkmamıştır bu kişi karşıma” der altında başka bir şey aramazdım. Şimdi ise düşünüyorum da bir kitabı ortasından okumaya başlayabilir miyiz? Ya da bir filme kırk beşinci dakikasından sonra dâhil olabilir miyiz? Önceki sayfalarda ve önceki dakikalarda ne olduğunu bilmeden nasıl dâhil olabiliriz? İşte hayatta böyle önceki yaşantısını bilmediğimiz birinin hayatında sağlam bir yerde duramayız. Hayatımıza aldığımız kişilerin de hayatımızla ilgili en ufak bir bilgisi yokken dâhil oldukları veya dâhil olmak istedikleri konular emin olun beni nasıl yoruyor ise sizi de öyle yoruyordur.


Bazen kendi hayatımıza, yaşadıklarımıza ve dahi yaşayacaklarımıza eyvallah derken bir başkasına dememek o derinlikte kaybolmamıza sebep oluyor. Ama hayatımız bir roman ise yazarı, bir film ise yönetmeni biz olmalıyız. Bir başkasına fikir almak için bile bu konumları verirsek bir bakmışız ki yan rolde debelenip duruyoruz. En sonunda başarılı olursanız pay en çok onlarındır, başarısız olursak yanlış kararlar bize aittir. Ve günün sonunda hiç küsmediniz hiç darılmadınız diye hiç kırılmadığınızı sanırlar. Ama bir de zamana sormak lazım ne kadar çok şeyi ona bıraktık ne kadar çok şey yükledik omuzlarına.


Zamanın omuzlarından alıp o yükü, yükletene eyvallah demenin zamanı gelmiştir belki de…

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.
  • Misafir Yazınız çok güzel, çok akıcı.35 yaşımı yürüdüğüm şu günlerde her bir satırda kendimi buldum. Bir sonraki yazınızı merakla ve heyecanla bekliyorum. Emeğinize sağlık.
    CEVAPLA
    Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.