Son zamanlarda hayatın içinde fark ettiğin ama adını tam koyamadığın bir değişim var mı? Sanki her şey aynı gibi ama hiçbir şey eskisi gibi hissettirmiyor… İnsanlar daha hassas, daha çabuk yoruluyor, daha kolay etkileniyor. Ve en ilginci, artık birçok şey sadece “mantıkla” açıklanamıyor.
Eskiden bir ortama girerdik ve “iyi hissettim” ya da “sevmedim” deyip geçerdik. Şimdi ise bir yere giriyorsun ve bedenin sana çok daha net konuşuyor. İçin daralıyor ya da tam tersi sebepsiz bir huzur hissediyorsun. Bir insanla konuşuyorsun, her şey doğru ama içinden bir ses “burada bir şey var” diyor. İşte tam bu noktada çoğu kişi ilk kez şunu fark etmeye başlıyor: Ben sadece düşünmüyorum, aynı zamanda hissediyorum. Ve bu his, sandığımızdan çok daha gerçek bir şey.
Eskiden “enerji” dediğimizde bu konu daha çok spiritüel bir alanın içindeymiş gibi görülürdü. Ama bugün geldiğimiz noktada bilim de bambaşka bir yerden aynı kapıyı aralıyor. Artık biliyoruz ki her şey bir titreşimden oluşuyor. Hücrelerimizin bile bir frekansı var. Duygularımızın bedende karşılığı var ve hatta ölçülebiliyor. Yani mesele artık sadece inanmak değil; zaten bu sistemin içinde yaşıyoruz. Ama burada çok önemli bir ayrım var: Bilmek başka, yaşamak başka.
Çoğumuz aslında neyin bize iyi gelmediğini hissediyoruz. Bir ortamın enerjisi düşürüyor, bir konuşma içimizi sıkıyor, bir ilişki bizi yavaş yavaş tüketiyor… Ama buna rağmen kalmaya devam ediyoruz. Ayıp olmasın diye, alıştığımız için, yalnız kalmamak için ve farkında olmadan en büyük hatayı yapıyoruz: Kendi enerjimizi sürekli bastırıyoruz.
Sonra dönüp kendimize şu soruyu soruyoruz: “Ben neden bu kadar yorgunum?” Cevap çoğu zaman düşündüğümüzden çok daha basit: Çünkü kendini duymuyorsun.
Belki de değişen sadece “evren” değil. Belki de sen artık kendini daha net hissediyorsun. Eskiden bastırabildiğin şeyler artık bastırılamıyor. Görmezden geldiğin duygular artık yüzeye çıkıyor. Ve bu, çoğu kişinin sandığı gibi bir problem değil. Bu, aslında bir uyanış. Çünkü insan kendini hissetmeye başladığında, eski hayatına aynı şekilde devam edemez. Aynı ortamlar, aynı ilişkiler, aynı davranışlar artık eskisi gibi gelmez. İçinde bir şey sana sürekli şunu fısıldar: “Bu sana iyi gelmiyor.”
İşte tam bu noktada yapman gereken şey çok büyük değişimler değil. Sadece küçük bir farkındalık. Gün içinde birkaç kez dur ve kendine şunu sor: “Ben şu an bulunduğum yerde gerçekten iyi miyim?” Cevap hemen değişmek zorunda değil. Ama o cevabı duymak zorundasın. Çünkü değişim, o dürüst cevapla başlar. Bu süreçte kendine söyleyebileceğin en güçlü niyetlerden biri de şu olabilir: “Ben, kendi enerjimi duymaya ve ona saygı göstermeye niyet ediyorum.”
Zamanla fark edeceksin bazı insanlar sana artık eskisi gibi gelmeyecek. Bazı ortamlar seni yoracak. Bazı alışkanlıklar sana dar gelecek ve işte o an anlayacaksın: Sen değişiyorsun. Evren değişiyor mu, belki ama çok daha net bir şey var: Sen artık eski sen değilsin. Bu korkulacak bir şey değil, aksine, hayatınla daha gerçek bir bağ kurmaya başladığının işareti. Çünkü insan kendi enerjisini fark ettiğinde, hayatı da ona göre şekillenmeye başlar.
Siz de yazılarınız blog sayfamızda yayınlansın istiyorsanız okurblogu@hthayat.com adresine yazılarınızı gönderebilirsiniz!