Kendini anlatmak...

Kendini anlatmak...

Rüzgarı hissetmeyenler fırtınanın ne demek istediğini anlar mı? Beklentiye girmeden, ne düşündüklerini önemsemeden karşımdakinin beni nasıl gördüğünü bilmekte ayrı bir güzel.

 

Birbirimizi ayıplamadan, küçümsemeden, yargılamadan bir anlayabilsek dünya cennet bahçesine döner ama maalesef ne saygı, ne sevgi, ne insanlık kalmamış, ego ve kibir en önden gidiyor.

 

Kendini ne kadar anlatırsan anlat karşındakinin anladığı kadarsın. Ne demiş şair? "Beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı." Fazla da uğraşmamak lazım, hele dce şu zamanda.

 

İnsan kendinin ne olup olmadığını bilmeli; o zaman kendini de anlar zaten ve nasıl bir davranış sergileyeceğini. Kendine git, kendine gel, kendini bul misali.

 

İnsanın sevdiği bir şeyi, bir haberi, yaptığı bir davranışı, heyecanını paylaşacağı birine ihtiyacı var. Ama karşısındaki sürekli tenkit edip tökezletiyorsa, sanki kendisi hep daha iyisini yapmış, hiç hata yapmamış gibi davranıyorsa onunla neyi paylaşacaksınız? Atın gitsin, zaten böyle bir insana bir süre sonra nefret hisleri ile dolar, yanında boğulur, kusmak istersiniz. Kimse kimsenin tıpkısı değil, kimse de aynı çemberden geçmedi. Ancak seni seven kişi dinlemeyi biliyorsa, eleştiriyi bırakıp empati yapabiliyorsa, o zaman anlaşırsınız.

 

Çoğu insan nefsinin kölesi olmuş, iyi insanlar birbirlerine nasip olmuyorlar, zaten iyi insanlar kişiliksiz insanlar yüzünden yanlızlığı tercih eder olmuşlar.

 

Yük ağır olsa da bir yolu vardır yaşamanın, nefes almanın. Birilerinin sefası başka birinin hayatının yükü olur, ancak çaba sarf edilerek bu yük pamuğa çevrilebilir.

 

Hülya Çakıcı

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön