Halikarnas Balıkçısı ve bir kayıkçı

Akdeniz’le Ege’nin buluştuğu bir coğrafyada çekilen en keyifli patinaj dönüp dönüp Halikarnas Balıkçısı okumaktır. Bisiklet pedalını, araba direksiyonunu, teknenin dümenini hangi yöne çevirsek eve döndüğümde heybemde bir yadigar gibi bana ondan bulaşmış bir enerji taşıyorum. Ve o enerjinin mıknatıs gibi çektiğine inandığım bazı hikayeler…

 

Sadece yazar olmayan, her kelâmı, yaşadığı, gördüğü, paylaştığı bir yaşam tarzı olan yazarlar var. Halikarnas Balıkçısı kesinlikle bunlardan biri. Balıkçı okurken tasvir ettiği denizdeki balıkların atlarken çıkardığı sesleri duyarsınız; gün doğumundaki tüm renkler gözünüzün önündedir; doğuma hazırlanan toprağın kımıldanışını hissedersiniz; ay, ay değildir sadece. “Bulutlar ardından görünen yeni ay, sanki ay değildi de dudakta sezilen bir gülümseyişti” gibi bir cümleyle çıkar karşınıza. Kelimeler şaha kalkar, o an olan olay bile kendi güzelliğinden daha çok, bu kadar güzel ifade edilişini kıskanır.

 

Balıkçı’yla hayatıma çok fazla unutulmaz karakter girdi. Denizi kendine yar, ev, yurt edinmiş Mahmut; çocukluğundan beri keçi yavrularını, buzağıları, civcivleri kendisine oyuncak edinmiş toprağın ve denizin kızı Tiycan; hayatının tüm nahoşluklarına rağmen yaradılıştan mutlu saf Nuri; insanın ciğerine yaşam nefesi üflermişçesine hikayesiyle Hoşbulduk Selim Kaptan ve daha nicesi… Her biri sadece bir kitap karakteri olmayan, kanlı canlı yaşayan isimler.

 

Halikarnas Balıkçısı işte bu yüzden sadece bir yazar değil, bir yaşam tarzı. Gördüğü karakterleri bu kadar kanlı canlı yazabildiği ve kelimeleriyle güneşi gerçeği kadar coşkun doğurabildiği için… Bunu söyleten sadece okuduğum kitaplarından aldığım enerji değil. Onun da yaşamının en önemli yıllarını geçirdiği bu coğrafyada, güney Ege’de, yaşarken soluduğum anlar ve yollarımın kesiştiği karakterler…

 

Yaşamakla okumanın birbirine karıştığı zamanlar oluyor. Ve bunu sadece gece olup yatağıma yattığım anlarda farkediyorum. “Her şey bir Balıkçı öyküsü okumak gibiydi” günlüğüme sıklıkla düştüğüm bir cümle.

 

Geçtiğimiz hafta plansız programsız bir “haydi”nin peşine takılarak kendimi bulduğum Azmak Nehri kıyısında geçen günün gecesi, yine böyle bir cümle düştü defterime. Yukarıda da dediğim gibi sanki Balıkçı’dan yadigârmışçasına taşıdığım o enerjinin bir mıknatıs etkisi var sanki. Çekiyor bazı karakterleri. Nehri dolaşmak için nasıl olduğunu bilmeden kendimizi içinde bulduğumuz kayığın avcuma güzel bir hikaye bırakacağını tahmin edemezdim.

 

Hep ağır iş görmekten nasırlaşmış ve büyümüş ellerin, güneşten buruşmuş ve kararmış bir tenin, yılların gözlerinden başka her yerine değdiği bir bedenin dilinden çıkacak kelamın gücünü zihnimden önce ruhum hissetmişti sanırım ki yamacına oturuverdim. Yıllarca cezaevinde çalışıp son birkaç senedir ömrünü bu kayık ve Azmak nehri eylemiş olduğunu hikayenin sonunda öğrenecektim ama çok sevmeyi nerde görsem tanırım. Yaşadığı yeri çok seven bir adamdı karşımdaki.

 

Nesli tükenmekte olan bazı canlı türlerinin, nehrin korumaya alınmasıyla son birkaç yılda nasıl çoğaldığını kendi servetinden bahseder gibi anlatışı, bir de Azmak efsaneleri… Bastığı ve baktığı her yeri yeşerten, anlamı da yeşil adam demek olan Hızır’ın, en sevdiği yeşili maviye emanet etmek için Azmak’ta suyun altına koca bir orman saklamış olduğuna inanılır dedi. Gerçeklerden daha çok sevdiğim masallar var ve bu da kesinlikle onlardan biri olabilir.

 

Azmak’ta bir kere daha dünyaya gelmek istediğini ama bu sefer insan değil, bir su samuru olmak istediğini söyledi. “Bu doğa harikasının su samurlarına insandan daha fazla ihtiyacı var.” Çok sevdiğin bir yerde farklı bir canlı olarak yeniden dünyaya gelmek istemek benim de hep düşündüğüm bir şeydir. Ben de yarımadanın tepelerinde dolaşan, kesmeye çalışanın başına bin bela açan, efsunlu Hızır’ın mavi keçilerinden olmak isterdim. Burdan da Yaşar Kemal’e selam olsun.

 

Halikarnas Balıkçısı’yla başlayıp Yaşar Kemal’le biten bir yazı da en kısa haliyle bendeniz. İnsan ömrüm yettiğince okumaktan bıkmayacağım.

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 225

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 1670

  • Bebek bakımında en sevmediğiniz konu nedir?
    Bebek bakımında en sevmediğiniz konu nedir?

    Süresi : 00:55 İzlenme : 1396

  • Vajinismus nedir, nasıl tedavi edilir?
    Vajinismus nedir, nasıl tedavi edilir?

    Süresi : 01:37 İzlenme : 3154

  • Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?
    Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç...

    Süresi : 05:14 İzlenme : 1279

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön