Boşansam mı, çocuk mu yapsam?

Merhabalar Yeşim Hanım,

İnternette tevafuk oldu sizin birinin, evlilik sıkıntısına yazdığınız cevabı okudum ve kendi sıkıntımı da sizin görüşünüzü merak ettiğim için paylaşmak istedim... Eşimle evlenmeden önce konu olmuştu, işte Bursa'da yaşasak olur mu diye. Eşim Bursa'da yaşamanın kendisi için söz konusu olmadığını söylemişti. Devamında maalesef peki ya Balıkesir'de yapamazsam gibi bir konuşmada yapmadım. Neyse tamam dedim. Bursa'da yaşarız o zaman. Evlendik. 2. senemizi doldurduk ama güzel bir başlangıç yapmadık. Düğün stresi dışında bir de korona stresi eklendi bize. İşte düğün yapabilecek miyiz vs... Öyle, böyle derken eşimle düğün öncesi tartışmalarımızı kayınvalidem de öğrendiği için bana ve aileme tavır yaptı. Hatta evlendikten sonra ilk defa ailem evime geldiğinde yanlış anlaşılma olmasın diye kayınvalide mi çağırdım. Şöyle; aradım telefonlarıma çıkmadı. Mesaj çektim cevap gelmedi. Mesajda anne 'akşama ailem bize gelecek, sizler de gelin hep bir arada yiyip, içelim' yazdım. Eşimin ailesinde şöyle bir adet varmış bilmiyordum; akşama ÇAYA veya YEMEĞE bekliyoruz/geliyoruz deniliyormuş. Ben de kelime olarak kayınvalideme yemek diye yazmadım ama niyetim hep birlikte yemek yemekti. Benim yetiştiğim ailede biri akşama gelecekse bize, zaten çayla bırakılmaz yemek yenir yani otomatikmen yemek olarak algılanır. Neyse baktım geri dönmüyor arama veya mesaja. Eşimi annesine yolladım sorması için gelip gelmeyeceğini. Eşim gidip sordu, eve geldiğinde sordum durum ne diye, eşim, "annem Hülya bizi çaya çağırdı dedi" demişti. Dedim hayır ben seni zaten yemeğe gelip gelmiyor mu bi bak dedim. Eşim bilmiyorum gelir mi dedi. Neyse baktık gelmeyecek galiba, biz ailem geldikten sonra yemeğe oturduk. Çerez faslına geçmiştik ki kapı çaldı kayınvalidem ve görümcem geldi. Hiç yüzüme bile bakılmıyor, kimseyle selamlaşmadı (düğünden sonra ilk defa görüşüldü ailecek). Annem dedi hatta 'dünür sarılalım mı' diye, 'yok iyi böyle' dedi kayınvalidem. 'Yemek getirelim anne' dedim, 'yok biz çaya çağrıldık' dedi. Neye uğradığımı şaşırdım. Kimseyle konuşmadı, önüne koyduğum çay, çerez, meyve ne varsa hiçbirine dokunmadı. Sırf gelin gittiğim ailenin bu adetini bilmediğim için ve kayınvalidme telefonuma dönmediği için bir yanlış anlaşılma söz konusuydu. Ama kayınvalidem maalesef büyüklük edip, hoşgörü sergileyeceğine kusur bulmaya çalıştı. Bir şey nasıl başlarsa öyle devam eder derler ya, bizde de gelin kayınvalide öyle oldu. Bu bahsettiğim örnek gibi o kadar çok şey oldu ki... Güya şaka yapıyorum sanarak 'son kullanma tarihin geçmediyse seni de geri verelim' gibi bir söz bile söylemiş birisi. Kendisine zerre sevgi besleyemedim bugüne kadar. Adab-ı muaşeret kurallarından bir haber, espri yapıyorum sanarak etrafındaki herkesin kalbini kıran, oğlunu bilinçaltında paylaşamayan, bana kızım dese de zaman zaman, el kızı olarak bakan birisi. Elin yanında bile nedendir bilinmez oğluna ve bana bir keresinde tavır takınıp sofraya getirdiğimiz hiçbir şey, yiyip içmedi. Yüzümüze bakıp sohbet etmedi mesela. Millete istediğini yapma lüksünü kendinde bulan birisi. Neyse çok tartışmalar oldu, bazen sadece kendi hal tavrı, sözleri beni kırdı ben sustum. Eşime bile söylemediğim zamanlar oldu ama bir yerde ben de patlayacak gibi oluyorum. Geçen eşimle oturup hayatımız hakkında konuştuk. O sıkıntılarını ben sıkıntılarımı paylaştık ki aslında eşimle biraz iletişim sıkıntımız var. Henüz hala çok rahat konuşamıyoruz her şey hakkında. Ben annesi ve kız kardeşi tarafından kendimi dışlanılmış hissettiğimi, annesinin şu şu huyları, sözleri, aileme karşı tutumu (haz etmiyor ailemden) beni çok kırdığını ve içimde onarılmayacak hasarlar açtığını vs. söyledim. Eşim de sakinlikle dinledi, çoğunlukla hak verdi anlattıklarıma. Uzun saatler konuştuktan sonra eşim dertlerinden bahsetti. Konuyu tahmin ediyordum zaten çünki çoktan baba olmak istediğini biliyorum. Ben hep erteleyen taraf oldum çünkü annesi ile yaşadığım sorunlar kayınvalideme mesafeli olmama neden oldu. Ve yaşadığım şehre bir türlü ısınamadım. Evet Bursa'da yaşayacağım artık düşüncesiyle gelin geldim ama düşündüğümden daha kötü gelişti her şey. Kayınvalidem ile büyük sıkıntılar, çevre edinememiş olmak, şehrin kendisini sevmemiş olmak... Bu sebebten dolayı eşime dedim, sen çocuk istiyorsun ama ben kendimi az önce saydığım sebeblerden dolayı evliliğe 100% veremedim, dolayısıyla mutlu Hülya'yı tam olarak sana gösteremedim. O yüzden gel Balıkesir'e taşınalım, çocuklarımız Allah'ın izniyle orada olsun dedim. Bunu eşim şart koşmak gibi anladı orada alevlendi konu. Sonra abimle telefonda konuştum bu konuyu, ayrıca eşimin abisi ve eltimle oturup konuştuk bu konuları. Sağ olsunlar doğruya doğru diyebilen hakkaniyetli insanlar. Onlarda Balıkesir'e taşınma konusu eşim için kesinlikle olmayacak bir şey olduğu için alternatif aramaya çalıştılar. İşte atıyorum ayda bir birlikte, haftada bir de ben Balıkesir'e tek gidicem ailem ya da arkadaşlarımın yanına. Ve ayriyetten kayınvalidem camdan bakınca evini gördüğüm yani çok yakın oturduğu için Bursa içinde başka bir yere taşınma alternatifini sundular. Her şeyi çok düşündüm, düşünüyorum.Beynimin içinde sesler susmuyor zaten. Ama büyük problemlerden birisi kayınvalidemin karakteri çok zor ve maalesef değişmez. Yani 'istersek fizana gidelim bu sıkıntı aşılmaz' dedi eltim. Kendisi 12 senelik evli ve benim yaşadığım benzer şeyler yaşamış kayınvalidem ile ilgili. 'Çocuk olmasaydı ilk seneler bizim evliliğimiz bitmişti' dedi. Şimdi bende düşünüyorum; Bursa'da böyle sorunlu bir kayınvalideye sahip olup, sevdiğim insanla bir aile kurmak mı doğru, mutlu eder mi beni? Önümde 12 yıllık evli eltim var ama çocuk olmasaydı evliliğimiz ilk zamanlar biterdi sebebi de. Kayınvalidemin dediklerini i de biliyorum ve aklımdan çıkmıyor (yoksa onlarda seviyor birbirini kaynımla). Ya da boşanıp hasret çektiğim şehire Balıkesir'e dönüp önüme bakmak mı? Bu da beni ciddi derecede üzecek, belki bunalımlara bile gireceğim, eşimi çok özleyeceğim, ama tek umudum Allah. Keşke eşimi sevmeseydim çok daha kolay olurdu bu kararı vermek. Eşimi seviyorum, şahsı ile ilgili aşılmayacak sıkıntılarımız yok. İlk başlarda annesi beynini yıkayabiliyordu ama artık eşim de iyi anlamda değişti sayılır. Eşimle mutlu olduğum zamanlar oldu ama şu iki senelik evlilikte mutluluğuma hep gölge düştü yani yaşadığım şehir, kayınvalidem, burada kimsemin olmaması bana mutsuzluk getirdi. Boşa koysam dolmuyor, doluya koysam almıyor. Bir çıkmazın içindeyim sanki. Gitmek mi zor kalmak mı?Sizce ben napmalıyım?


Yeşim Tijen'in cevabı:

Merhaba sevgili okurlar. Son günlerde bakıyorum da hiçbirimiz normal değiliz. Neden mi böyle bir kanıya vardım. Yanınıza, yörenize, ilişki içinde olduğunuz insanlara ve dönüp bir de kendinize bakın ne demek istediğimi anlarsınız. İlişkilerin ayarını bozan ilişkileri ve insanları sevimsizleştiren ego var. Bu tabii gençken daha tecrübesizce yaşanıyor. İnsan gençken, ilişkilerinde daha çok sorun yaşayabiliyor. Yaş almak bu nedenle iyi bir şey. Hayatın büyük bölümünde sorunları aşmanızı sağlıyor. Benim için insan ilişkileri bu yaşa gelmiş olmakla büyük ölçüde çözülmüş oldu. Çözümüm ne derseniz, sen sana yakışan şekilde hareket et. Senin iyi niyetini hak etmemişse mesafeni koy. Ne kadar az insan o kadar huzur. Bu yüzden de pandemi beni hastalık ve ölüm korkusu hariç pek de rahatsız etmedi. Yalnızlığı severim. Kendimi oyalayabilen, meşguliyetler yaratabilen, evinde mutlu olan dar bir dünyada yaşayan ve bundan rahatsız olmayan biriyim. Gençken de farklı değildim. İnsan yedisinde neyse yetmişinde de o sözünü ben doğrulamış oluyorum. Sizin yazınızı okuyunca sevgili kızım dedim ki, yeni evli genç bir kadının hayatını dolduran en büyük şey sevdiğidir. Onunla beraber bin bir hevesle oluşturduğu yuvasıdır. Akşam eşim gelecek diye özenle hazırladığı yemekleri ve kendisidir diye düşünüyorum. İnsan şartları da fena değilse her şeye olumlu bir şekilde bakabilir. Bazı yaşanan olumsuzlukları alttan almaya çalışabilir. Sevgi ve iyi niyet insanın ruhunda varsa kişi ister istemez böyle iyimser bir tavıra bürünür. Siz niye böyle bakamadınız diye hem yazıyorum hem düşünüyorum. Evliliğin nasıl bir sorumluluk olduğunu bilerek evlenmiş olduğunuzu varsayıyorum. Ama bu sorumluluğa sanki gereğince yürekten sahip çıkamamışsınız. Sonuçta küçük bir köye gelin gitmemişsiniz, bir şehire gelin gitmişsiniz. Üstelik pandemide evlenme cesaretini bile göstererek hem kendinizi hem etrafınızı zora sokmuşsunuz. Birçok şey pandemi nedeniyle eksik ve stres içinde yaşanmıştır. Siz evleneceksiniz diye birçok insan pandemiye rağmen ailelerinizin hatırına istemeye istemeye yanınızda olmaya çalışmışlardır. Siz de gönlünüzce evlenirken olmasını istediklerinizi yapamamaışsınızdır ama bunun sorumlusu kişiler değil pandeminin kendisidir her şey kısıtlanmıştı. Her şeyin istediğiniz gibi olması için pandeminin bitmesini beklmeniz gerekiyordu ama bekleyememişsiniz. Şimdi değişen ne? Evinizin camından bakıp görünce bile rahatsız olduğunuz kayınvalidenizin evi. Sözleri, davranışları mı ama siz de pek fena sayılmazsınız yavrum


"uçurumlar var diyorum

insanla insan arasında

kendiyle kendi arasında

kendiyle başkası arasında"


demiş değerli bir şairimiz. Siz, kayınvalidenizle aranıza bir hendek açacağınıza niye bu rahatsızlıkları hissetmeye başladığınızda bir gün kendisine gidip güzel bir dille bu rahatsızlıklarınızı dile getirmediniz. Bunu yapabilseydiniz belki ona kendisini göstermiş olur, dediklerinde haklı mı acaba diye düşündürürdünüz. Önce ilişkilerde elinizden geleni yapacaksınız. Hep iyi niyet lazım. Ve şunu da bilmelisiniz kişi kendi değerini terbiyesiyle, saygısıyla, iyi niyetiyle kendisi yaratır. Tabii zor kayınvalideler de muhakkak var. Bu olabiliyor. Eğer bir gelin oğluna iyi bakıyor, oğluna olan sevgisini her hareketinden görüyorsanız, bu bir anneye yetmeli. Bir anne daha ne isteyebilir? Kimse ömür boyu oğlunu kendine tapulayamaz. Onun da bir ailesi olacak, olmalı ve onun bu mutluluğu anneye yetmeli. Gelinin kendisine karşı bir saygısızlığı da yoksa şükretmeli. Kayınvalideyle gelin rakip olamaz, kulvarları farklı. Biri anne biri eş, öyleyse herkes birbirinin haklarına saygı duyarak haddini bilmeli. Anne oğul sarılabilmeli ve bu durumdan gelin rahatsızlık duymamalı. Oğul annenin evine bazen yalnız kendisi giedebilmeli, eşi buna saygı duymalı gibi gibi... Siz bu noktaya nasıl geldiniz bilemiyorum ama tek taraflı olmadığı yazdıklarınızdan da fark ediliyor. Kayınvalidenizin zor bir kadın olduğunu evlenmeden önce nişanlılık döneminde mutlaka fark etmişsinizdir. Çünkü geçimsiz bir insan kendini saklayamaz. Siz de eğer böyle bir durumu fark ettiyseniz daha dikkatli davranabilirdiniz. Böyle zor bir kayınvalideyi daha da kampçılamak ister gibi evinize sözde onu da yemeğe davet etmişsiniz ama gönülsüz davet ettiğiniz mesajınızdan anlaşılıyor. Bir yemek daveti sizin yaptığınız şekilde yapılmaz. Burada yanlışsınız. Evlenen her genç kadın bunu bilir. Bilmemek için çok cahil biri olmak gerekir. 'Akşama annemler bize gelecek hep beraber yiyelim, içelim' diye bir yemek daveti yapmak yeni gelin olmuş birine yakışmamış. Burada hatalısınız. Yangına körükle gitmek gibi bir çağrı olmuş sizinki bu ve buna benzer istemez yaklaşımlarınız varsa ve zerre sevmiyorum dediğiniz kayınvalideniz sanıyor musunuz sizin sevgisizliğinizi hissetmedi.Sevgi gibi sevgisizlik de hissedilen bir duygudur. Etki tepkiyi doğurur. Siz bu hisle kayınvalidenize yaklaşırsanız kayınvalideniz de size 'son kullanma tarihin geçmediyse seni geri verelim' diye bir kayınvalideye yakışmayacak sözü söyleme haddini kendinde görebilir. Hani denir ya söyleyene değil söyletene bak diye. O yüzden dönüp kendinize bir bakacaksınız. Sabır çok önemli bir kavram. Sabır kişinin yaşanan sıkıntıyı edeple karşılaması demektir. Yaşananları panik ve öfke ile karşılarsanız yanlışa düşersiniz. Sakinleşmeli, mantıkla düşünmeye başlamalısınız. Boşansam mı, çocuk mu yapsam diye düşünmek için daha önemli sebepleriniz olmalı. Iyi bir eşiniz olmasına rağmen boşanmayı aklınıza getirebilmişseniz, sizin eşinize karşı güçlü bir sevginiz yok demektir. Ya da siz çok güçsüz birisiniz, hemen pes edebiliyorsunuz. Şimdiki genç kızlar, evliliği ne sanıyorsunuz? Yavrum kayınvalidemi sevemedim diye boşanacaksınız öyle mi? Kayınvalidenizle evli değilsiniz. Böyle bir şey var mı? Nasıl bir ailede yetiştirildiniz. Size hep sen mi denildi? Evliliğin kutsallığı, fedakarlık, çaba gerektirdiği... Hemen pes etmemek, sabırlı olmanız gerektiği anneniz tarafından anlatılmadı mı?Ben inanın sizin gibi genç kızları gördükçe, duydukça günümüzde evlenen gençlerin evliliklerine inanarak bakamıyorum. Çünkü akılları ben diye çalışıyor. Evlilik kurumunun değeri yeterince anlatılmamış. Hep ben ben denince, evlilikler tabii günümüzde yürümez. Eşten de evlilikten de soğursunuz. Aileler kızlarına biraz nasihat vermeli. Büyük sorunlar varsa aileler kızlarının arkasında olsunlar ama kızlarına da evliliğin çocuk oyuncağı olmadığını, çok değerli bir kurum olduğunu anlatarak biraz akıllandırsınlar. Ufacık sorunda boşansam mı diye düşünülmez. Nasıl çözerim diyerek yaşananlara bakılır. Boşanmak özenilecek bir şey değil. Eğer büyük sorunlarınız var ise o zaman bir çözümdür. Yoksa dertsiz başınıza dert açmaktır. O nedenle başınıza dert açmak yerine size yakışan bir tutum içinde davranmayı denemenizi öneririm Bu davranışta kayınvalidenize anlayışla iyi niyetle saygıyla yaklaşmak olmalı. Eğer hala size karşı aynı şekilde tutumlarına devam ediyorsa kendinizi geri çekersiniz olur biter. Eltinize bakın boşanmış mı? Eşiyle hala birbirlerini seviyorlar diyorsunuz. Demek ki kayınvalidenize rağmen evliliklerini sürdürebiliyorlar. Onun başardığını siz de başarabilirsiniz. Yaşanan sorunlar kişiden kişiye farklı çözülebiliyor. Çözüm kişinin kendisindeyse. ÖÇnce siz kendinizi bir adam akıllı çözmeye çalışmalısınız yavrum.


Sevgiler sevgili okurlarıma...





Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir Çok merak ettim ;Yeşim Hanım mesaja kız ne yazsaydı? Kiza, sonlara doğru verdiğiniz mesaj doğru da(mutlu evlilik icin caba gerektigi kismi), kizi yerden yere vurmak nedir ya? Belli ki siz bu konudan muzdaripsiniz.
    CEVAPLA
  • Misafir Honk!
    CEVAPLA

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.