Gençliğimin cahilliği...

Yeşim Hanım merhabalar,

 

Ben bir kızı sevdim 2009 yılında, üstelik akrabam; amcamın kızı. O kadar çok seviyorduk ki ben onu eve bıraktığımda o evde diye dönüp gidemeyen, evinin önünde sabahlayan, sabah olsa da tekrar görsem diye dua ettiğim... Benim ona karşı hissettiklerimin aynısını bana karşı hissediyordu amcamın kızı. O kadar seviyoruz ki birbirimizi, 4 yıllık birlikteliğimizde yatan kalkan değil gözüne bakmaya utanan bir ilişkimiz vardı. İnanın sarılabilir miyim diye sormaya utandığımız, ona bakarken göz bebeklerimizden başka bir şey görmediğimiz bir sevdaydı ama bir gün çok basit bir olaydan tartıştık ve iş ciddileşti. Bana mesaj atmamaya başladı. Aradım, açmadı. O zamanlar 18 yaşında kanımız hızlı aktığı dönemlerimizdi; ben de dedim ki “Cevap ver telefonlarıma artık! Cevap vermezsen çok kötü şeyler olacak” dedim. Bana 1 aydır cevap vermiyordu o mesajın üzerine cevap yazdı "Ne olabilir ki, en fazla başka bir kızla çıkarsın" dedi. Bende o yaşımın cahilliğiyle "Gör bakalım, neler olacak" dedim. İş yerinde benden hoşlanan, benden 5 yaş büyük biri vardı. Köyde oturuyordu. Bir gün köy servisini kaçırmış. Beni aradı. "Son arabayı kaçırdım" dedi. Ben de "Bekle, geliyorum" dedim. Arabam da yok, yanına gidince "Ben eve gitmeyeceğim" dedi. Ben de o anda anladım ne demek istediğini. Sevdiğim kıza inat kaçırdım, nişan yaptık. Karşı tarafın ailesi ile bir şekilde konuşuldu ve anlaştık. Düğünün arefesinde sevdiğim kız "At yüzüğü, sensiz ben yapamam" dedi. Ben de "Nasıl atayım, kaçmış bir kıza nasıl 'vazgeçtim' diyeyim, ben de çok pişmanım ama dönemem artık" dedim. Düğün günü sabahında sevdiğim, amcamın kızı, hastanelik oldu. Sinir krizi geçirip 1 hafta hastanede yattı. Evlendim, zaman geçti, bir kızım oldu. Daha sonra askere gittim. Askerde iken sevdiğim kız ile konuşmaya başladık. İkimize yüzük aldım. Ben hala takıyorum o yüzüğü. "Çocuğuna razıyım" diyerek boşanmamı istedi, ben de kabul ettim. Ailemle, annem babamla görüştüm. "Bu evden sen gidersin, eşin gidemez" diyerek karşı çıktılar. Ben de vazgeçmek zorunda kaldım. Sevdiğim bana "Eğer benim de evlendiğimi duyarsan bil ki sevdiğimden değil" dedi ve 5 ay sonra nişanlanıp evlendi. Şimdi onun da bir kızı var. Geçenlerde bir akrabamızın düğünün de gördüm. 9 sene sonra bir fırsatını bulup kimsenin olmadığı bir yerde konuştuk, onu hala sevdiğimi itiraf ettim. Ona benim veya onun boşanmasını istemediğimi ve ileride ne olacağının belli olmayacağını, "bekle" derse bekleyeceğimi söyledim. "Ben de seni unutamıyorum" dedi ve gitti. Aldığım yüzüğü hala takıyor, bende takıyorum. O beni seviyor, ben onu seviyorum. İkimiz de evliyiz, ikimiz de bir inat uğruna bin pişman. Bu ömür nasıl geçecek Yeşim hanım? Ne yapacağız biz? Her duamda var, her şarkıda var. Elimiz kolumuz bağlı. Fikirlerinize ihtiyacım var…

 

Yeşim Tijen'in cevabı:

 

“KEŞKE”, hiç sevmediğim bir kelimedir. "Kelime de sevilmez miymiş?" diyorsunuz değil mi? Evet, bazı kelimeler sevilmez çünkü kötü enerji yayarlar. Keşke, pişmanlık ifade eder. Geçmişte yaşamaktır. Keşkenin esiri olmak, geçmişle bağını koparamamak dolayısıyla yaşamına hakkını verememek demektir. İşte bu anlamlarından dolayı bu kelimeyi hiç sevmem. Söyleyin haksız mıyım? Acı vermekten başka kimseye bir faydası olmaz. Geçmiş için yapılabilecek bir şey genelde yoktur.

 

Koşarak gittiğiniz tren istasyonunda son anda kaçırdığınız tren için ne yapabilirsiniz? "Ah, biraz daha hızlı olsaydım" diyerek yeni gelecek treni beklersiniz değil mi? Yaşamda da işler böyle gider. Geçmişin etkisinden çıkıp yaşamınıza devam etmek zorundasınız. Çünkü yalnız siz değil, sevgiliniz de evlenmiş ve ikinizin de çocuğu ve eşleri var. İkinizin birden eşlerinden ayrılması hiç kolay değil. Evlenmek kolay da boşanmak, o zordur. Eşlerinize karşı sorumluluklarınız var. Yalnız onlara mı? Olur mu hiç? Onların ailelerine ve etraflarına karşı da sorumlusunuz. Bir ayrılık dile getirdiğinizde "Neden?" sorusuna cevap vermekle yükümlüsünüz. Nedeniniz sizleri ömür boyu suçlu kılar. Suçlu olarak beraberce yaşamayı   istemezsiniz herhalde. O zaman hayatı akışına bırakmak gerekir. Önce bu ayrılığı aklınızda kabullenmelisiniz. Artık evli ve çocuk sahibi olduğunuzu da kabul ederek kendi yaşamınıza sarılmaya çalışmalısınız. Kabul etmek demek artık her şeyin daha farklı bir şekle bürünmesi demektir. Kendi yaşamını gerçekten kendini vererek yaşamak demektir.

 

Siz şimdiye kadar evlenmiş, çocuk sahibi olmuş olsanız da eşinize, çocuğunuza kendinizi tam yaşatamamışsınızdır çünkü bir türlü bu ayrılığı kabul etmediniz. Aklınız diğer kadındaydı ama şimdi bu kabullenişle kendi hayatınızı gerçekten siz olarak yaşayacaksınız. İşler değişecek. Eşinizin, çocuğunuzun daha mutlu olduğunu göreceksiniz. Onların bu değişimden dolayı yaşadıkları huzur ve mutluluk size yansıyacak. Eğer sizde kendinize izin verirseniz belki mutlu olacaksınız. Hislerinizi değiştirdikçe kaderinizi de değiştirirsiniz. Hiç bu şekilde yaşadıklarınıza baktınız mı? Kendinizi affetmeniz bu kadar mı zor, sevgili okurum? Gençtiniz, kanınız deli akıyordu, düşünmediniz önünü arkasını ve aniden kararlar aldınız. Bu acemiliğinizde aldığınız karardan dolayı ömür boyu acı mı çekmelisiniz? Çekmek zorunda değilsiniz. Unutmak için kendinizi şartlamalısınız. Eğer gerçekten isterseniz bunu başarırsınız.

 

Kendinizi yaşamınıza geri verdiğinizde hayatınızın daha farklılaştığını göreceksiniz, en azından ruhunuzda huzur bulacaksınız. "İlerde ne olur, bilinmez" demişsiniz ya sevgilinize; evet, hayat ne gösterir gerçekten bilinmez ama eşlerinizin ölümünü bekleyerek yaşamak onlara ve kendinize haksızlık değil midir? Bu ölümleri bekleyerek yaşamak kendi hayatını yaşamamak değil midir? Belki önce siz de bu yaşamdan göçebilirsiniz. Bu bekleyiş, yaşamı yaşamadan yaşlanmak olacağından hepinize haksızlıktır. Bunun pişmanlığını da ilerde yaşayabilirsiniz. Yapmayın lütfen, bu sefer de "keşke hayatımı bu ilişkiye takılı kalarak yaşamasaydım" diyebilirsiniz. Bu daha büyük bir acı olmaz mı? Alın, size bir "keşke" daha!

 

Eski sevgilinize ümit vermemelisiniz, onun hayatını tekrar tekrar karıştırmaya hakkınız yok. Üzerinde durmamış olsam da kimse iş arkadaşına "Ben bugün eve gitmeyeceğim, beni kaçır" demez. Hatalarınıza hata eklemeye devam etmeyin artık. Erkek değil, adam olun.

 

Hayatınızı keşkelere teslim etmemek için aklınızı başınıza toplamalı, öngörülü olmalısınız. Evet, çok sevmiş, sevdiğinizle evlenememiş olabilirsiniz ama bu, dünyanın sonu değil. Yaşam artık eski zamandaki gibi yaşanmıyor. İnsanlar ölene dek bir insanın aşkıyla yaşayıp ölüme gitmiyorlar. Unutuyorlar, gülümseyerek arada hatırlıyorlar. Çağımızın bu kadar telaşesinin içinde aşklar insanların dünyasından daha çabuk gelip geçiyor. Maziye karışıyor. Bir bakıma kötü, bir bakıma iyi. Hayat ne gerektiriyorsa akışa bırakmak gerekiyor. Siz de şimdi hayatınızı kendi akışına bırakıp geçmişi geçmişte bırakın. Ne eski sevgilinize umut verin ne de "belki ileride evleniriz" diyerek bir umuda tutsak olun. Bu yazımı okuduktan sonra başka bakın yaşamınıza. Evinize gittiğinizde kapıyı açıp "Hoş geldin!" diyerek sizi karşılayan eşinize bir başka "Hoş bulduk!" deyin. Bakışlarınızda sevgi olsun. Onu fark edin. Çocuğunuzu başka bir sıcaklıkla kucağınıza alıp saçlarını okşayın. Hayatın size verdiklerinin kıymetini bilin. İnsan sahip olduklarının hakkını ya verir ya da vermez ama onların hesabını mutlaka verir.

 

Sevgiler, benim sevgili okurlarım…

Facebook Yorumları
Yorumlar
3
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    16 Ekim 2018 Salı 02:27

    ben kucuk yasta evlendim ve esim madde iciyo onu cok seviyorum yesim hnm o kdar cok seviyorumki gercekten onunla el ele olecesine seviyorum ama onu bilmiyorum o kadar sevip sevmedigini bi oglum var gebeyim ama mutsuzum ailesiyle yasiyoruz anne baba si clk baskici ve esim icin laf ediyo bana ne oner.

    Cevapla
  •  
    16 Ekim 2018 Salı 00:57

    Bizde 5 yildir birbimizi seviyoruz 1 ay oldu nikah kiydik ama düğün henüz olmadi birlikte olmadik nikahimdan 2 gun sonra baska biriyle beraber olmus ölsemde duymasaydim

    Cevapla
  •  
    14 Ekim 2018 Pazar 23:42

    Mükemmel bu yorumdan sonra sizin takipcinizim sizi tebrik ediyorum karanlığa tuttuğunuz ışık daim olsun

    Cevapla

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 5260

  • Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş yanıtlıyor
    Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş...

    Süresi : 18:58 İzlenme : 3207

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 870

  • Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi
    Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi

    Süresi : 35:31 İzlenme : 550

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 2403

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön