Garsonluk yaparken çok moralim bozuluyor

“Merhabalar, bir konu hakkında bilgi almak için rahatsız ettim sizi. 20 yaşındayım, garsonluk yapıyorum, lise mezunuyum, üniversiteye çok masraf çıkaracağını düşündüğüm için gidemedim. Babam da garson, annem ev hanımı. Bu sene yine üniversite imtihanlarına gireceğim fakat dershaneye gene gidemedim ve çalışmak içim vaktim yok iş hayatımdan dolayı,  üniversite okumayı çok istiyordum ama bu istek aylar geçtikçe köreliyor. Yıllardır annem savaştı benim için fakat babamın bana bir kazak dahi aldığını hatırlamam. Verdiği 5 lirayı bile ertesi gün sinirlendiğinde geri isteyen bir adam ki zaten aramızda baba oğul ilişkisi kalmadı, soracak olursanız sevmiyorum. Çünkü çocukluk yıllarımda çok varlıklıydık, ama içki, kumar, gece hayatı gibi şeylerden dolayı hepsinden mahrum kaldık, o bizi mahrum bıraktı, kendisi de garsonluk yapmak zorunda kaldı anlayacağınız. İstanbul’da kaldığımız sürece çok arkadaş edindim, her ortamı görerek tecrübe sahibi oldum.  Arkadaşlarımın hepsi çok zengin, neden zenginlere rast geliyorum bilmiyorum. Hele son ayrıldığım kız arkadaşımın ailesi Türkiye’deki en varlıklı ailelerden biri. O kız arkadaşım psikolojimi bayağı bir olumsuz yönde etkiledi, çünkü ben afedersiniz parkta oturup bir şeyler içerken ona ne yapıyorsun diye yazdığımda ünlü bir gece kulübünden arkadaşlarıyla beraber bana video atıyordu. Fakat o benim fakir olduğumun farkına varmadı hiç, belli etmedim, paraya önem vermiyormuş gibi davrandım ve bir süre sonra bu bende bir saplantı haline geldi. Ailemden tiksinmeye, eve gitmekten çekinmeye başladım çünkü dışarıda saygı duyulan birisiydim ve herkes de beni bir şey sanıyordu ama evde özüme dönünce her kalktığımda aynaların karşısında kaldım, bu ben miyim, ben kimim gibi. Dışarıda kahvede içeceğim çayı gidip cafelerde içer oldum. Girdiğim yerlerde herkes bana farklı gözlerle bakıyordu çünkü dikkat çeken birisiydim, oturuşum kalkışım olsun kültür bakımından ve medeniyet çerçevesinde kendimi bir hayli geliştirmiştim. Hayatın gerçekleriyle yüzleşmekten çok yoruldum, hırs yapmak da bir yere kadar. Kolay para kazanmıyorum, benim bir aylık maaşımı bir gecede yiyen kızlarla konuşmak beni alt üst ediyor, ama zengin kızları dize getirmekten hoşlanıyorum da. Ne yapmalıyım bilmiyorum, okumak istiyorum imkan yok, çalışmak istiyorum hizmet ettiğim insanlar sanki benim hayatımı yaşıyormuş gibi garsonluk yaparken çok moralim bozuluyor. Birinin bu hayattan beni alıp başka bir hayata koymasını bekliyorum. Yani kısacası ne yapacağımı bilmiyor, cevabınızı bekliyorum, hoşçakalın...”

 

Yeşim Tijen’in cevabı:

Sabah kalktığımda gördüm mailinizi. Yazdıklarınızı okuduğumda biraz dağıldım elimde olmadan çünkü ben bir anneyim ve annelerin evlatlarıyla ilgili umutlarını bilirim ve ben bu yazımı yazarken kendi çocuğuma sesleniyormuş gibi diyeceğim ki size, kendinize gelin oğlum. Bu yazdıklarınız olamazsınız. Sizde bir annenin emeği, sabrı, hayalleri ve umudu var. Onları böyle kolay harcayamazsınız, çünkü sizin bildiklerinizin ötesinde savaşları olmuştur annenizin eşiyle. Yenilgiye uğramış bir kadına bir yenilgiyi de siz yaşatamazsınız.

 

Yaşamında varlıktan yokluğa düşmüş bir insanın daha farklı davranması gerekirdi sevgili okurum. Geçmişteki rahat günlerinize takılı kalarak farklı kişiliklerde hayatlar kurmuşsunuz kendinize. Bir kendiniz olmak bile çok zorken siz iki kişilik taşıyarak hem yaşamınızı zorlaştırmışsınız hem ruhunuza daha fazla yük bindirmişsiniz. Uzaklaşmışsınız bir bakıma kendi kimliğinizden ve yaşadığınız ortamdan. Başka biri gibi davranmak ne kazandırabilir insana? Bir var bir yok olmak zor olmalı. Başka biri gibi kendinizi gösterirken karşınızdakini kandırdığınızı düşünerek belki de o anın tadını çıkarıyor olmalı insan. Peki sonrasında asıl kandırdığınızın kendiniz olduğunu fark etmediniz mi? İnsan birini kandırırken aslına bakarsanız en büyük kazığı kendine atar. Bu kazık belki o an farkedilmez ama bir zaman sonra bakar ki boğazına kadar kazığın içinde kalmış. Hayat bumerang gibidir, attığınız iyilikler de kötülükler de size geri döner. Bu da hayatın adaletidir. Bunu mutlaka yapar hayat, her şeyi insandan esirger de bir bunu esirgemez, etme bulma dünyası diye boşa dememişler. Siz de başka biri olarak aslında kendinize kazık atmış olacaksınız.Bunu ileriki yaşamınızda görerek pişmanlıklar yaşayacaksınız böyle düşünüp uygulamaya devam ederseniz.

 

Yaşamınızda gerçekten bir yerlere gelmeyi istiyorsanız bir başkası olmaya çalışmaktan vazgeçip özünüze geri dönmelisiniz. Kendinizi, ailenizi, yaşamınızı kabullenip sevmeli, benimsemelisiniz. Çünkü onlar size ait, onlarda çocukluğunuz, geçmişiniz, bugününüz var ama yarınlarınız inanın sizin elinizdedir. Her şey değişebilir zamanla; oturduğunuz ev, eşyalarınız, muhitiniz ama geçmiş, yaşananlar kök salarak yaşar ruhunuzda. Kendinize ait olanları sevmeyi öğrenmezseniz hayatınızın içinden çıkamazsanız, her zaman dediğim gibi yaşamlarda çıkış insanın daima kendisindedir. Ve ne güzel bir şeydir çarenin insanın kendisinde, zekasında, azminde olması. Büyük hayaller kuruyorsunuz, kısa yoldan zenginlik hayalleri, hem de daha kendinizi büyütmeden. İlk önce kendinizi tamamlayın sonrası fırsat, şans ve akıldır sevgili okurum. Başkalarının hayatlarıyla kendi hayatınızı kıyaslamak pek doğru bir davranış değil. Ona bakarsanız siz de başkalarına göre şanslı değil misiniz?

 

Birinin sizi alıp başka bir hayata koymasını istiyorsunuz, o ancak Türk filmlerinde oluyor sevgili okurum. Gerçekte böyle bir dünya yok. O başka yere kendinizi koyacak kişi kendinizsiniz sadece. Gezdiğiniz çevrelerde aradığınızı zengin kızlarıyla bulacağınızı düşünüyorsunuz yazdıklarınızdan okunan bu, böyle bir hataya asla düşmeyin sevgili okurum. Çünkü bedeli sizin adınıza ağır olur. Eninde sonunda boşanmayla, itilip kakılmalarla yaşayacağınız bir evliliği aklınızdan bile geçirmeyin. İnsanlar aptal değil, genç kızlar aldansa bile aileler sizin ne niyetle yanaştığınızı bilirler. O gezdiğiniz kızlara harcadığınız paralarla okumak adına ne adımlar atabilirsiniz bir düşünün bunu. Kim onlar, neyi ispat ediyorsunuz? Hayatınızdan gelip geçecekler ve siz olduğunuz yerde sayacaksınız bu insanlarla aşık atayım derken. Umurlarında bile olmazsınız, vah vah der geçerler sizden bahsedildiğinde, ama okursanız işte o zaman çok şeyi değiştirebilirsiniz.

 

 Niye böyle kolay bir yolu seçiyorsunuz kendinize hiç fırsat vermeden, denemeden bahaneler üretiyorsunuz?  Bahaneler yalanın akrabasıdır demiştim bir önceki yazımda, siz de sevgili okurum, parasızlığı bahane ediyorsunuz okuyamamanıza gerekçe olarak, çaba göstermeden kendinize bir nevi yalan söylüyorsunuz. İmkanı olmadığı halde okumayı başaran insanlara bir sürü örnek var. Niye biri de siz olmayasınız? Başaranlar nasıl başardıysa siz de başarabilirsiniz. İnsanın kendi elindeyse bir şeyler yapamayıp bahanelere sığınması benim hayat felsefemde yok ne yazık ki.Sizin de olmamalı. Başarı tabii ki fedakarlıkla olur, bedenen, zihnen yorgunluklar yatar başarının altında. Bunları kendinizden ödün vermeden başarıya zaten ulaşamazsınız.

 

Kader diye bir şey var ama sizin yaşınızda yapabilecekleriniz varken kadere sığınmak acizlik olmaz mı sevgili okurum? İsterseniz ne çok şey katabilirsiniz hayatınıza ama önce ruhunuza katmalısınız, ona katmadan bir yere varmanız imkansız. Düşünce şeklinizi değiştirmelisiniz. Babanızı kınıyorsunuz ama siz de kendi hayatınızla kumar oynuyorsunuz. Fakir bulduğunuz yaşamınızla ilgili bu söyleminiz üzdü beni, eminim tüm yaşadıklarına rağmen anneniz oraya bir yuva sıcaklığı vermeye çalışmıştır. Niye bu yaşadığınız yere biraz da yüreğinizle siz sıcaklık katmıyorsunuz sahiplenerek, umut ederek ve umut vererek? Bilseniz aslında bütün güç o yürekte, azimde; ah bir anlayabilseniz çok geç olmadan, o keşkelere düşmeden, ne çok isterim sizin adınıza bunu, Yeşim Abla deneyeceğim, başaracağım, elimden geleni yapacağım demenizi, hayatınızı inkar etmemenizi ama daha iyi şartlar için elinizden ne geliyorsa yapmanızı ,çünkü herkes bunu yapıyor. Hep daha iyiye ama kendinde ait olanları severek, değer vererek, onları küçük görmeden. Siz bile küçük görürseniz başkalarından ne bekliyorsunuz?

 

Saygı, insanlığa değil mi? Çok zengin değilse insanlar saygıyı sizin gözünüzde hak etmiyor mu? Kesinlikle size katılmıyorum. Benim gözümde hiçbir zaman böyle olmadı, hep insanlığa prim verdim. Bu birçok insan içinde böyledir. Garson olmak, hizmet sektöründe çalışmak; hepimiz insana hizmet vermiyor muyuz? Çalıştığınız işi beğenmiyorsanız, onu basamak olarak kullanın yaşamınızda. Kazancınızı zengin kızlara harcamak yerine akıllı davranın sevgili okurum. Kendi gelişiminize yatırım yapın yapabildiğiniz kadar.Siz çaba harcamadan lokma piş ağzıma düş, yok böyle bir dünya ne yazık ki. Keşke olsa. Belki de yaşamdaki bu gayretlerimizle, gayretleri gösterirken çektiğimiz acılarla bizler kendi kendimize ulaşabiliyoruz. Kendine ulaşabilmekle, kendini sevmekle yakalanıyor mutluluklar ancak.

 

Size önerim kısa vadeli planlar yapmayın, uzun vadeli planlarla yaşamınızda yeni bir sayfa açabilirsiniz. Bugün için çalıştığınız iş basamağınız olsun. 20 yaşında bir genç olarak hedefleriniz olmalı ve adım adım yükseltmelisiniz hedeflerinizi. Otobüslerde bile öğrenciler ders çalışırken sizin bahanelerinizi kabul etmiyorum sevgili okurum. Dershaneye gidemeseniz de internette istediğiniz her konunun öğretmenler tarafından anlatılarak çekilmiş videoları var. Bence bir şeyi isterse insan, engel tanımaz, başarabilir. Şu an zengin kızlarıyla beraber olmak sizi sadece üzer. Üniversite okumamış bir erkeği kimse damat olarak kabul etmez. O çevreden uzaklaşıp yaşamınızla barışın, annenize destek olun varlığınızla. Bir de sizden darbe yemesin anneniz.

 

Hayata küsmüş bir gencin resmini gördüm mailinizde, umut veren bir gülücük olsun yüzünüzde. Önce kendinize umut verin sonra annenize. Ben inanıyorum ki kendi içinizdeki savaşı kazanacaksınız, komplekslerinizi, takıntılarınızı yeneceksiniz. Bunun için de yaşamınıza ait olmayan çevreden bir an önce uzaklaşmakla ilk adımınızı atın. Çünkü zaman kaybediyorsunuz oralarda. Gençlik birçok şeyi başarabilmek için fırsattır insanlara. Son söz olarak şunu söylemek istiyorum; annenizin size olan emeğini ziyan etmeyin ki size bakarken gözlerindeki ışıltı sönmesin çünkü annelerin emeklerin bazılarında mutluluktan çok hüzün ve gözyaşı vardır. Sevgiler…

 

 

***


Çözemediğiniz sorunlarınızı rumuzunuzla yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun. Yeşim'le Hayat Bilgisi her zaman sizin yanınızda...


İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres: yesimilehayatbilgisi@gmail.com


Twitter: @yesimtijen


 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 17764

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 4505

  • Uykusuzluğa basit çözümler!
    Uykusuzluğa basit çözümler!

    Süresi : 05:25 İzlenme : 7107

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8439

  • İlişkilerde bağlanma çeşitleri
    İlişkilerde bağlanma çeşitleri

    Süresi : 27:40 İzlenme : 1464

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön