Sevgilime bakmaya kıyamıyorum ama...

“Merhaba Yeşim Hanım, ben hemen derdimi anlatmak istiyorum, çok sevdiğim bakmaya bile kıyamadığım bir sevgilim var, ikimiz de birbirimizi çok seviyoruz, kopamıyoruz ama nedense yan yana geldiğimizde aşırı yakınlaşma oluyor aramızda. Bunu yapmayı istemesek bile oluyor, fazla yakınlaşıyoruz, istemediğimiz şeyler yapıyoruz birbirimize. Biz bunları evlenmeden yapmak istemiyoruz ama bu yakınlaşmadan sonra kız arkadaşım beni suçluyor, benimle konuşmak istemiyor, artık mesajlarıma cevap vermiyor. Ne yapmalıyım? Çıkmazın içindeyim, lütfen yardımcı olursanız sevinirim. Şimdiden çok sağolun.”

 

Yeşim Tijen’in cevabı:

Çoooook yıllar önce zamanın ustaları özene bezene kalınca bir ağaçtan, üzerinde siyah demirden tokmağıyla kocaman bir kapı yaptılar sevgili okurlar. Kapının açılmasını engellemek için arkasına bir kayayı da güzelce yerleştirdiler, ne olur ne olmaz açılmasın diyerek. Önceleri gelen baktı, giden baktı. Ah ne güzel kapı, ne iyi de yapmışlar dediler. Gururlandılar kapılarıyla, ustanın marifetleriyle övündüler. İçin için söven de olsa, çaktırmadığından dikkat çekmedi. Yıllar yılları kovaladı, kapının görüntüsü eskimeye başladı, heybeti hala yerindeydi ama kapı eskisi kadar muhteşem gözükmüyordu insanlara. Gel zaman git zaman kapının insanların üzerindeki etkisi kaybolmaya başladığından etrafında dolanır oldular, “ya bir gariplik var bu kapıda, biraz daha mı küçük olsaydı” dedi biri, bir diğeri “ya niye hep kapalı, biraz arada açsak fena olmaz mı” dedi diğeri. Anlayacağınız sevgili okurlar, insanlar kapıdan rahatsız olmaya başladılar. Sanki bir şeylere engeldi kapı, tam ortada bir yerde duruyor, varlığıyla dürtüyordu insanları. Rahatsız olanlar arada şöyle bir geriye gidip bir omuz atıyorlardı kapıya.

 

Yıllar yılı kah erkekler omuz attı, kah kadınlar gizliden ittirdi, sonunda kapı yerinden oynadı sevgili okurlar, menteşeleri çıktı, hafif aralandı ama arkadaki kaya duruyor hala. Neden mi bahsediyorum; ülkemizin kadın erkek mahremiyetinin dünden bugüne gelişinden. Dün gözlerle uzaktan uzağa seven insanlarken, bugün dokunmadan sevemeyen insanlar olmaktanbahsediyorum. Birbirlerini gözleriyle bile uzaktan uzağa yıllarca sevebiliyorken nasıl da kaybettik sevme yeteneğimizi. Bugüne nasıl geldik birden, şıp diye mi ulaştık?Aşama aşama, kırıla kırıla, yıprana yıprana ulaştık.

 

Keşke hep o kapı kapalı kalsaydı sevgili okurlar. Bu arada aşamaları yaşarken ruhlarımızda, televizyon programlarının hakkını ödeyemeyiz. Onlar çok yol gösterici oldular. Nasıl erkek, nasıl kadın olunacağını öpüşmekten, koklaşmaktan bihaber utangaç milleti iyi eğittiler. Yıllar önce bir yaşlı hatırlıyorum, televizyonda seyrettiği diziye bakıp, ölmüş kocasına atfen, ah ben ona hiç böyle şeyler yapmadım, adam murt gitti diyen, kendinin de kadınlığının murt gittiğini, hiç yaşanmamış utanmalarla, ayıplarla kaybolmuş kadınlığını o gün ilk ağızdan, ondan öğrendik. Dışımız gülerken içimizden üzüldük. Niye yaşamasaydı ki?

 

Evet, bugün bazı tabular büyükçe bir kesim tarafından yıkıldı, yıkıldı ama insanlar daha mutsuz. Dokunmak iyi mi gelmedi bizim millete? Bencilce mi yaşanır oldu sevgiler? Dokunmak bir çıkar mı oldu erkeğe? Sonra, ya sonrası? Sizden sonrası ne olacak? Belki de çetelesi  tutuluyor ne kadar çok kişiye dokunulduğunun. Ya yıpranmış insanlar, hırpalanmış ruhlar, geriye kalan onlar olmayacak mı? Bunun vicdani yanı yokmu yüreklerinde? Belkide artık yürek yok. Aslında sadece bedenler var. Bedenlerin, beyinlerin özgürleşmesiyle yaşanan bir sarhoşluk var. Geriye kalan her şey yalan.

 

Sevginin doğal sonucu olarak dokunmak,yakınlaşmak arzusunda olur sevgililer. El ele tutuşmakla kalınsa masum ufak kaçamak öpücükler ve ardından bunların heyecanının, mutluluğunun tadıyla yetinebilse sevgililer hiç sorun olmayacak ama malum ateş ile barut diye boşa benzetmemişler, sonrası tehlikeli oluyor. Bir erkek ile kadını düşünürsek, kadın duygularına daha hakimdir. Belki de yüzyıllardır kadının üzerine bu sorumluluk yüklenerek sonunda kadının ruhunda kemikleşti, kendine hakim kadın tavrını sergilemek, onu da bilemiyoruz. Öyle biliniyor genelde. Kadının duygularına hakim olduğundan varsayarsak, bir erkek kadından cesaret alınca ona göre hava hoştur. Kaybedeceği bir şey yoktur nasılsa. Erkek ne kadar dokunmayı arzu ederse etsin, genelde bu mesafeyi ayarlamak kadının elindedir. Kadın sizi ne kadar isterse o kadar yakınlaştırır yanına yöresine. Siz de o kadar dokunursunuz ona izin verdiği ölçüde ama sevgili okurum, kadın bunu geneline bakarsak sevgi olursa yaşar, yaşatır erkekten farklı olarak. Bu fark yaşanılanların kadın için önemini anlatır aslına bakarsanız.

 

 Size gelince sevgili okurum, bir şeyler yaşamışsanız sevgilinizle, o da bunu istediğinden yaşamış da olsanız onu anlayabilmek hiç zor değil. Davranışlarının izahı pişmanlık, endişe ve korku olmalı. Erkek olmak size ayrıcalıklar veriyor toplumun nezdinde. Bunu dilediğinizce kullanma hakkınıda zorla alıyorsunuz toplumdan ama cebren ama hileyle. Peki nerede kalıyor o büyük erkek sıfatı, bu kimliğe hakkını vermek ve yaraşır davranmakla yükümlü değil misiniz? Tabi ki yükümlüsünüz. Nerede yükümlüsünüz, kendi vicdanınızda. Vicdan bir insanı insan olarak değerli kılar belki sarhoşluklar yaşatmaz ama huzurlu kılar. İşte bu nedenle de vicdanınızı kendinizden hiçbir zaman uzakta tutmayın olur mu? Başınıza işler açmamak için mesafeleri siz ayarlayın kız arkadaşınızla, çünkü erkek olmak iradeli olmak da demektir ayrıca. Bu irade size her yaşınızda lazım olacak, kendinizi bu konuda geliştirirseniz o kadar lehinize olur inanın. Çok gençsiniz her ikiniz de, kadınlar daha bebekliklerinden evcilikle başladıkları için hayata, evliliğe daha heveslidirler. Yaşı 19 da olsa o bu evliliğe sizden daha çok hazır olur da siz olamazsınız sevgili okurum.

 

Evlilik sizin yaşınızda hapsolmaktır. Sorumluluğu tahmin edemeyeceğiniz kadar ağır gelir bu yaşınızda. Bunun içinde hazır olmak gerekir hem madden hem manen. Siz bu yakınlaşmaları yaşarken veya ardından sordunuz mu kendinize ben ne yapıyorum, seviyorum ama evlenip ömür boyu yalnız onu sevecek kadar evlenmeyehazır mıyım, bu yaşadıklarımın sorumluluğunu taşıyabilecek miyim, o belki de bana güveniyor, ben bu güvene layık olabilir miyim? İşte bu soruların cevabını kendi kendinize verebildiğinizde davranışlarınızı da ona göre yönlendireceksiniz. Çünkü tehlikeli sularda geziniyorsunuz, siz de farkındasınız. Birini sevmek ondan bir şeyler çalmak, alıp kaçmak olmamalı değil mi? İşte bu yüzden de baktınız yalnız kaldığınız ortamlarda bir şeyler hem onu hem sizi dürtüyor, yalnız kalacağınız ortamlardan uzak duracaksınız. Dışarılarda gezin, sinemaya, kafeye gidin, bowling oynayın. Gezilecek bir sürü yer var, öğrencisiniz muhtemelen. Paranız yoksa bedava deniz kenarları, parklar var. Birbirinizi tetikleyeceğiniz yerlerde olmayın. Sabretmeyi bilin, her ikinizin de iyiliği adına. Aklınızı devre dışı bırakmayın, daima yönetim aklınızda olsun, duygular şaşırtabilir ama akıl bizlere hep dobra dobra konuşur, doğru yönlendirir. Diyeceğim sevgili okurum, bugün yaşadıklarının etkisiyle biraz pişman, biraz utangaç, bir parça da korkmuştur. Siz onu aramaya devam edin, ondan vazgeçemeyeceğinizden eminseniz bunu da ona yazarak bir daha böyle yakınlaşmaların olmayacağını anlatın mesajınızda. Kendi kendini sorgulaması, hesap alıp vermesi bitince sakinleşecek, yazdıklarınızdan ikna olmuşsa, inanmışsa size yeniden güvenecektir. Size düşen sevgili okurum, sevdiğiniz kişiye karşı iradeli durmaktır. Hayat insanlara ne gösterir bilinmez, bugün seversiniz ama yarın, yarının garantisi yok. Bu nedenle de kadın kimliğinin yükü günümüzde hala ağır. Ona ağır bedeller ödetmeyin. Siz hani diyorsunuz ya bakmaya bile kıyamıyorum, ne güzel bir duygu, sevgiden çok saygıyı, korumayı içinde barındıran. Siz de kendinizden bile koruyun sevgilinizi. Erkek olmanın özünde de korumak yok mu? Bu yazdıklarımdan bir hisse kaparsanız kendi adınıza, bileceğim ki hiç olmazsa bir denizyıldızını denize atarak ona hayat verdim. Sevgiler…

 

***


Çözemediğiniz sorunlarınızı rumuzunuzla yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun. Yeşim'le Hayat Bilgisi her zaman sizin yanınızda...


İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres: yesimilehayatbilgisi@gmail.com


Twitter: @yesimtijen

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 17511

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 4456

  • Uykusuzluğa basit çözümler!
    Uykusuzluğa basit çözümler!

    Süresi : 05:25 İzlenme : 7064

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8435

  • İlişkilerde bağlanma çeşitleri
    İlişkilerde bağlanma çeşitleri

    Süresi : 27:40 İzlenme : 1450

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön