HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Merhaba değerli Yeşim Hanım; aradan uzun bir zaman geçti ben hem kalktım hem düştüm, kendimi kaybettim bazen, derinlere dalınca içim içimi yedi, paramparça oldum bazen. Bazen de zihinde aydınlık temiz ve mutlu bir hayata umudum oldu. İlk başta iş yerinde yeni bir görevde çok çalıştım aklıma kötü düşünceler hiç gelmedi evde de aynı her şey yolundaydı, mutlu bir şekilde devam etti. Sonra bir an geliyor bir gün geliyor neler yaptığım aklıma geliyor ve utanç içinde ölüyorum o an tüm vücüdüm tüm hücrelerime kadar sanki geriliyor. “Ben mahvettim”, “Ben bir hainim”, “Ben çok kirliyim” diye sızladım. Ertesi gün gene normal hayat başlıyor devam ediyor sonra gene aynı şey tekrar oluyor. Ben eskisi gibi mutlu ve özgür değilim halen korkularım var. Beraber bir yere gitmekten ya öğrenirse ya birinden duyarsa beni affetmez hiçbir zaman. Hem aldattım hem yüzsüzce yanında yaşamaya devam ediyorum. Ben hak etmiyorum ki... Ben utanıyorum bazen nefesim kesiliyor. Hem ihanet edip utanmadan devam etmek... Hem kullandırmış olmam kendimi beni mahvediyor. Güçsüz düşürüyor. Sadece bir robot gibiyim bir şeyden keyif alamıyorum. Nefes alamıyorum önceden hiç olmadığım alerji hastalığı oldum, vücudumda kızarıklık, kaşıntı oldu. Daha çabuk yaşlandım. Korku, sürekli düşünmek de bana zarar veriyor. Hayat akıp gidiyor ve ben günümü her anımı yaşıyamıyorum doluca. Bazen boğuluyorum. Çıkış yolu yok ben kendimden kaçamıyorum. Çok denedim bu zamana kadar çok huzurlu günlerimiz de oldu ama ben iyi değilim çünkü ben bir yalancıyım, ben utanmaz bir hayvanım. Çok yazmak istedim size ama sonra sizin yazdıklarınızı okudum ve toparlandım ama şu an çok kötüyüm güçsüzüm nasıl devam edeceğimi bilmiyorum.Ben sanki hayat akışını bozdum. Şimdi hiçbir şey düzgün gitmiyor. Başarısız bir şey olunca kendimi suçluyorum. Bazen çok yoruluyorum mücadele etmekten, güçlü durmaktan. Sanki hiçbir şey olmamış gibi de yaşamak olmuyor. Ben neden yaptım diye diye beynim ağrıyor. Ne olursa olsun bu affedilmez. İhanet bu bir seçenek bu da acı veriyor. Kalan hayatım boyunca bu acıyla bu utançla mı yaşıyacağım. Ben mutlu olamam galiba bir daha. Karanlık her şey her yer. Ben böyle kötü biri değildim ki ben çok mutlu çok akıllı kötülüğü hiç kimseye yok. Kızdım ben nasıl kötü birine dönüştüm.

Yeşim Tijen’in cevabı:

“Zamanla anlayacaksın ki hayatında karşılaşacağın en büyük sınav devam edebilmektir.”

Merhaba sevgili okurlar; size de merhaba sevgili okurum. O güzel kadınlar kandırıldıklarını ya da aldatıldıklarını unutup yaşamın yeni umutlarına daldılar diye umuyorum. Bir siz değilsinizdir bir erkek tarafından kandırılan onun için çoğul kullandım. Kadınları cinsel arzularına yem eden adamlar oldukça bunlar yaşanmaya devam edecek. Ne zaman kadınlar erkeklerin sevgiyle değil cinsel arzularıyla yaklaşıyor olduklarını anlayıp kendilerini bu tuzaklardan uzak tutar o zaman kadınların üzerlerine oynanan bu oyunlar belki son bulabilir. Çok zaman geçti yaşadıklarınızın üzerinden artık daha çok dikleşmelisiniz. İşinizde de başarıya ulaşmışsınız. Bunlar sizi motive eden, hayata bağlanmanızı sağlayan, ruhunuzu yükselten güzellikler gerçi siz de bunları görmüyor değilsiniz. Az biraz acıyla birlikte yaşamayı öğrenmişsiniz. Ne garip değil mi? İnsan acıyla yaşamayı bile öğreniyor bir bakıma siz de öğrendiniz. Hayat en iyi öğretmen istemeseniz de kafanıza vura vura öğretiyor. Tabii ki yaşanılanlar öyle kolay yenilmiyor, aşama aşama yollar kat ediliyor siz de o aşamalardan geçerek en sonunda özgürleşeceksiniz. Çok acı çektiniz çoook… Sizi düşündüm, merak ettim sonra sesiniz kesildi umutlandım. Boş değilmiş umutlanmam eski halleriinizden daha iyisiniz ama bahsettiğiniz gibi korkularınız sizi zaman zaman yine aşağıya çekiyor. Birlikte olduğunuz adamın siz kandırdığı yetmiyormuş gibi ilişkinizi ulu orta konuşmuş olması bunların bir gün eşinizinkulağına gitme ihtimali sizi korkutuyor. Bu bir ihtimal sevgili kızım bu ihtimal gerçek olacak diye kesin bir söz söyleyemezsiniz. Söylediği kişilerin vicdanıyla alakalı bir durum. Her erkek de o adam kadar kötü değildir değil mi? Değildir. Siz hayattaki duruşunuzla buna izin vermezseniz insanlar da bu boş boğazlığı yapmazlar diye umuyorum. (Bu duruş kısmı gerçekten önemli. İnsanlarla mesafeli olmaya, giyinişinize, konuşmanıza hatta gülmelerinize bile dikkat edeceksiniz. İnsanlara malzeme vermeyeceksiniz. Yalnış hatırlamıyorsam aynı iş yerindeydiniz bu sebeple dikkatli olmalısınız.) Bu korkunuz nasıl bir şey biliyor musunuz? Hepimizin bir gün öleceğimizi bilmemize rağmen yaşamamız gibi bir şey ama yaşamaya devam ediyoruz değil mi? Siz de yaşamaya devam etmelisiniz çünkü birinin eşinize söylemesi sadece bir ihtimal. Belki de eşiniz hiç öğrenmeyecek sizin bu korkunuzla korku yönünden örtüşen yaşadıklarımı anlatmak istiyorum… Ben gençken 25 yaşımda panik atak rahatsızlığı yaşadım. Benim korkum şimdi hasta olup öleceğimdi en ufak bir şeyde “Şimdi öleceğim”, “Ah şuramda bir şey var hadi doktora gidelim” diyordum eşime. Birisi hastayım dese hemen acaba “Ben de mi hasta olacağım?” diye kendimi incelemeye, korkmaya başlıyordum. Kendimi iyi hissetmeyip Doktorlara gittim durdum sonra baktık olmuyor. İki üç psikoloğa gittim onlar da derdime derman olmadı ilaç verip gönderdiler. Sonuç ben yine korkuyordum. Yalnız en son gittiğim doktor isim yapmış bir doktordu. Doktor “Ben size bir kutu ilaç veririm, bir süre iyi hissedersiniz. Siz kendinizi kendiniz iyileştireceksiniz” dedi ama nasıl kendimi iyileştireceğimi anlatmadı. Kendisinin bana faydası o sözü söyleyip beni uyarması olmuştu. O zaman durumumun ağırlığını üzerimde hissederek kendi başımın çaresine bakmaya başlamıştım. Düşündüm kendimce çözümler ürettim. Korku hissettiğimde derin derin nefes alarak kendimi toplamayı kendim öğrendim. Sayfalarca “Benim hiçbir şeyim yok. Mutluyum, iyiyim” yazdım. İyi hissetmediğimde kendimi dışarı attım olumlu düşünmeye başladım alnımda ölmek yazmışsa dışarı çıkınca bir kazayla da ölebilirim gibi düşüncelerle ölüm korkusundan uzaklaşmayı kendi kendime başardım. Şimdi siz de sadece bir ihtimal olan eşinizin duymasını kafanızdan kendi kendinize atacaksınız. Yaşadığınız anın içinde olacaksınız anın içinde olunca korkunuz size ulaşamaz. O korkunuzu kendinizden ne kadar uzakta tutarsanız o kadar rahat ve huzurlu yaşayacaksınız. Sizi mutlu eden şeylerle meşgul olun, size iyi gelen arkadaşlarınızla birlikte olun ama geçmişte yaşadıklarınızı kimseye anlatmayın. Bir de size iyi gelir mi bilmiyorum bu gerçeği de yazmak istiyorum: Erkekler aldatıldıklarını öğrendiklerinde aynı kadınlar ne yaşıyorlarsa onu yaşıyorlar hani erkek aldatıldığını öğrenince karısını bırakır sanıyorsunuz değil mi? Hayır kızım bırakmıyorlar. Yıkılıp çok acı çekiyor olsalar da eşlerini bırakmıyorlar çünkü kendileri bırakırsa başka erkeklerin kötülük yapacaklarını düşünerek bırakmıyorlar. İnşallah eşiniz hiç öğrenmesin siz zaten bir başka erkeğin yalan duygularında eşinizin hayatın yorgunluğundan soğumuş olan kollarının bile başka birinin kollarından daha sıcak olduğunu öğrendiniz. Şimdi size düşen “Her şey güzel olacak” diyerek kendinizi motive etmek çünkü hayatınıza bakınca bunu da görüyorsunuz. O güzelliklere odaklanın, ailece umutlarınızı çoğaltın. Ulaşabileceğiniz hayaller kurun. Ben kötü biriyim diye kendinizi aşağılamayı bırakın artık. Niye kötü olacaksınız? Bir yanlışa düştünüz ve bunun kefaretini acı çekerek, kendinizi aşağılayarak, hayattan kopuk yaşayarak kendinize eziyet ederek kat be kat ödediniz. Bir utanmaz sizin hayatınızı alt üst etti diye yaşamaktan asla vazgeçmeyin. Onu affedin demiyorum. Affetmek öyle kolay değil. Affedin, özgürleşin vs. deniyor bana göre boş sözler… İnsan sadace kendini affedebilir başkasını affetmek öyle kolay değildir. Bir gün ruhu huzur bulduğunda affetmez ama artık yaşadıklarının bir anlamı önemi kalmamış olur diye düşünürüm. O yüzden size sadece kendinizi affedin diyorum. Aslında her hata, tıpkı sütün yoğurda, peynire dönüşmesi gibi insanı olgunlaştıran, değerini artıran bir evrim sürecidir diye açıklamışlar. Siz de yaşadıklarınızdan daha iyiye daha akıllı bir kadına dönüştünüz, siz sandığınzdan daha güçlü ve çok iyi bir kadınsınız. Ailenize, işinize sarılmaya devam edin. Bir de o kalbi kırık, çok acı çekmiş kendinizi sevin yavrum olur mu? Çünkü siz sevilmeyi hak ediyorsunuz. Son sözüm ilk paylaştığım söz olacak “Zamanla anlayacaksın ki hayatında karşılaşacağın en büyük sınav devam edebilmektir”. Lütfen yalandan değil hayatı gerçekten yaşayın yavrum. Yaşam her şeye rağmen çok güzel.

Sevgiler sevgili okurlarıma…

Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com

Paylaş:
brush-purple Yorumlar