Corona günlerinde...

"Hızla değişen tüketim alışkanlıklarımızdan bir tanesini daha değiştirelim; başka bir bakış açısıyla tekrar okuyalım ve süreçte neler değişti, değişiyor fark edelim."

 

Bu hafta bambaşka bir konuda yazıyordum ama akış öyle bir şey ki, insanı içine alıyor ve olması gerekenle birlikte seni önüne katıp sürüklüyor. Ee tabii ki onunla yaşamayı seçenlerden, yüksek iradeye kabulde olanlardansanız. Benim de eski bir kontrol hastası olarak bu ilahi süreci ve düzeni anlamam, kabul edebilmem uzun zamanımı aldı, alıyor. Hepimiz insanız. Üç boyutlu dünya düzeninde sınavlarla öğreniyor, gelişiyoruz.

 

Eğer okumak isterseniz benim son günlerde olup biten her şeyi yorumlayışım aşağıda! Uyarayım sizleri; uzun bir yazı bu ama nasıl olsa vaktiniz var artık.

 

2020 yılının farklı bir yıl olacağını daha gelmeden sezgisel olarak hissetmiş ve açıkçası içim çok da umutlu pozitif duygularla dolmuştu ve belki inanmayacaksınız ama hala da öyle. Büyük resim ve geniş yıllara yayılan gelecek bakış açılarını takip etmeyi seviyorum. Dramaların içinde kaybolup kalmaktansa kriz yönetimi ve sonrası için enerjimi harcamayı seviyorum. Bu yazı da biraz o yüzden içimden akıyor.

 

Biliyorum çok fazla acı veren olay oldu şu ana kadar ve büyük çoğunluk; “Nasıl bir yıl bu?” diyor. Deprem, uçak kazaları, şehitler ve şimdi de küresel salgın hastalık CORONA... Ama bir düşünsenize; belki de bunlar yüzlerce yıl önce de hep oluyordu ve olacak biz sadece bu kadar hızlı haber alamıyorduk. Kendi küçük dünyalarımızda olup bitenden bihaber yaşayıp giden kaderci insanlardık. Teknolojinin gelişmesi, küreselleşen dünya ve bilgi sistemlerindeki hızlı büyüme bizi bugünlere getirdi. Her gelişmede olduğu gibi bir sürü olumlu yansımanın dışında olumsuz yan etkiler de insan psikolojisi üzerinde onarılamaz etkiler yapıyor. Nedenlerine gelecek olursak, biraz işin felsefesine dalmak gerekecek.

 

İnsanın en büyük korkusu ÖLÜM’ü yazıyorum uzunca bir süredir farkındaysanız. Çünkü biliyorum ki insanın her endişesinin, her korkusunun altında bu temel gerçekliğimiz yatıyor. Kötü bir haber aldığımızda, ardı arkasına ölen insanları gördüğümüzde, sevdiklerimize bir şey olur endişesi taşırken ve sağlığımızı dramatik şekilde tehdit eden herhangibir riskle burun buruna geldiğimizde

 

Peki BİZ’i bu kadar korkutan şey ne?

 

Bir gün, bir an, belki tam olarak anlayamadan gideceğimiz o nihai yerden neden bu kadar korkuyor, neden İLAHİ AKIŞ’a bir türlü güvenemiyoruz? Bu arada tüm dileğim, tüm yaratılmışlar için yüksek bir bilinçle ÖLÜM’e girebilmek, söylemeden edemedim. Çünkü benim inanışıma göre ölüm bir son değil, sonsuz varlığımızın bir başka durağına geçiş alanı. Daha önceleri de anlattım, evrende enerji kaybolmuyor. Eğer RUH dediğimiz de yaşamamız için gerekli olan enerji ise şayet, RUH’un ölümü diye bir şey yok! Hadi bu şekilde yok olmadığımıza da inandık o zaman hala neden korkuyoruz ki? Yaşamın bilinmeyen başka bir formunda sonsuzluğa uzanmak çok da heyecanlı gelebilir oysa bazılarına. Ama neden sonuç ilişkileriyle çalışmaya koşullandırılmış zihnimiz, pek de mutlu olmaz BİLİNMEZLİKTEN. Halbuki BILGELIK’in en temel esaslarındandır güvencesiz olmak...

 

Haftalardır yeni bir çağın geldiğini, insan bilincinin, DNA’sının değişip dönüşmekte olduğunu dilim döndüğünce yazıyorum ama sanırım bu büyük evrimin çok da kolay olmayacağını anlatmayı atlamışım. Etrafımda gördüğüm panik ve endişe havası yavaş yavaş bana da temas edince anladım ki; içsel olarak bildiklerimi paylaşmalı, herkesi kendi sınavı içine bırakan AKIŞ’a sunabildiğim kadar katkımı sunmalıyım.

 

Aşağıda yapmaya çalışacağım şey, bugüne kadar yazdıklarımın özünü toparlayarak bir reçete oluşturmaya çalışmak olacak. Ben böyle özet olarak yazıyorum, okuyup geçmeyiniz lütfen! Muhakkak ki bu alanlar içinde derinleşilmesi, kişinin kendiyle uzun süren çalışmalar yapması gerekmektedir.

 

Makro evrende ne varsa mikro evrende o vardır: Şu an dünyada olan her şeyin bizim kendi içimizde de bir başka şekliyle tezahür ettiğini yakından anlayabileceğimiz zamanlardayız. Kaos gibi görünen ciddi bir eskiyi yıkım enerjisi var dünyada. Eski, artık insanlığa hizmet etmeyen her şeyin, yıkılıp yenilendiği zamanların kapısındayız. İnsan eliyle yarattığımız kötü endüstriyelleşmenin, ekonominin, sağlık ve insanlıkla ilgili bazı değerlerin... O kadar çok tüketmek zorunda değilmişiz meğer ve belki de o kadar çok üretmek de! Kim demiş en az sekiz saat çalışılması gerektiğini? Kim demiş sabahın kör karanlığında modern köle toplumuna hizmet etmeye gidilmesi gerektiğini?

 

Söyle kardeşim şimdi, sen içinde kendine hizmet etmeyen, ‘yeni sen’i beslemeyen hangi inançlarını yıkmaya hazırsın? Gözle göremediğin küçük bir virüsün tüm dünya işleyişini alt üst etmesini nasıl hayranlıkla izlemezsin? Evet canlar gidiyor, gidecek...Biz de olabiliriz, yakınlarımız da... Yolları açık, hedefleri IŞIK olsun. Yaradan yolumuzu aydınlatsın ama eğer hala yaşıyorsan neyi bekliyorsun UYANMAK için?

 

Fark etmek esastır: Bu yoğun enerjiyi hissetmek için durman gerekiyordu. BİZ durmadıkça evren mükemmel şekilde işini yaptı. HEPİMİZ DURUYORUZ, FARK ET! Musibet gibi gördüğün bu zamanların, fırsatlarını fark et. Evde kalmayı özleyen bir çalışan isen şayet evinin, ailenin tadını çıkart ve şükret şu tek bir AN yaşadığın mutluluğa... Başkasının garantisi yok, hiçbir zaman da olmadı. Ne sen büyük planlar yaparken ne de hiç ölmeyeceğini düşünme sersemliğinde kendini dünyanın merkezi zannederken. Korkman için ne sebep var o zaman? FARK ET! En karanlık korkularının dibine kadar in ki, dönüştürebilesin. DÜRÜST OL kendine!

 

Hayat biz anlamadıkça sınavları tekrar eder, ta ki bilinç dönüşene kadar: Defalarca tekrarlayan sorunların oldu oluyor, herkes her şey bir mesaj vermek, seni olması gerekene çekmek için uğraşırken, alıştığın davranış kalıplarını terk etmemek, konforundan vazgeçmemek, büyüyüp gelişmemek ve hala birilerine bağlı hissetmek istediğin için, başkalarını suçlamak kolay gelip sorumluluk almadığın için aynı şeyleri yaşıyordun. Artık kaçacak yer yok!

 

Hepimiz aynı gemideyiz, ayrı sınavlarla geçiyoruz HAYAT denilenden. Geçici fiziksel bedenlerin ötesinde sadece ama sadece bir BİLİNÇ AKIŞI olduğumuzu anlatabilmek için ne yazmak ne söylemek gerek ben de bilmiyorum ama HEP BERABER hissedebileceğimizi biliyorum artık.

 

Neye inanır, neyi beslersek gerçekliğimiz o olur: İnsan denilen, İLAHİ olanın mükemmel bir parçasıdır. İLAHİ olanın sıfatları insanın içinde farklı şekillerde tezahür eder. Yaratıcılık denilen alan da yaradandan ötürü insana bahsedilmiş özelliklerden bir tanesidir. Asla yaradana şirk koşmak değil belki de yaradanla BİR olabilmenin en güzel yollarından biridir bu. Yaratıcı işlerle uğraşırken AN’da olur, ilahi düzeni hissederiz. İNANÇ o kadar güçlü bir motivasyon aracıdır ki, bugün nöropsikoloji hala bu alanın gizemleriyle çalışıyor, sırlarına vakıf olmak için uğraşıyor. Kadim bilgiler ise binlerce yıl öteden sesleniyor; MANEVİYAT’ınızı koruyun! Kimsenin ele geçiremeyeceği tek yer orası!

 

İnsanoğlu inanarak yaratır. Bir buluşu, bir sanat eserini, bir yazılımı, bir sistemi ve daha nicelerini.. Bugün gerçekliğimiz olan her şey geçmişte birilerinin hayaliydi. Dr. Brene Brown, “İnanç, göremediğimiz şeye inanma cesaretini ve belirsizlik korkumuzu bırakma kuvvetini bulduğumuz gizemli bir alandır” diyor. O zaman daha iyi bir gelecek hayali için neyi bekliyoruz? Kollektif bilincin gücünü yabana atma sevgili kardeşim! Son günlerde içine çekildiğin panik ve endişe hep oradan geliyor. Olumlu haberler okuyup biraz umudunu beslemeye ne dersin? Belki senin çaban belirler kollektif bilincin nereye doğru evrileceğini.

 

Ben BİZ’e inanıyorum.

 

Bu yazının başlığını bilerek “Corona günlerinde .......” olarak bıraktım. O noktalı yere umut dolu bir şeyler yaz! Ulaşmak istediğin bir hasretin olsun. Evde kaldığın şu günleri o hasretine ulaşmak için fırsat bil. Dürüstçe sorular sor kendine, bolca yaz ve kalpten bağlantı kur kendinle. Seni en çok rahatsız eden korkularından kaçma.

 

Kabul et ve teslim ol!

 

Teslimiyet yaradan karşısındaki ilk görevimizdir: Yazıyı buraya kadar okuduysan sevgili kardeşim artık biliyorsun asıl yapman gerekeni ve zihninin mantıkla sürekli karşı çıktığı şeyi. Bir belirsizlik içerisinde tam teslimiyetle bu dünyaya geldik. Kabulle ve akışta yaşayabilmek için. Böylesi doğamız olmalıydı ama akıllandıkça, kurgular yapmaya başladıkça kendi zihnimizin hapishanesinde yaşayan endişe dolu varlıklar olduk. Çünkü an’ın içinde durup, sahip olduklarımıza ŞÜKRETmeyi unuttuk. Her an her şey olabilir. Dünyalar yıkılıp dünyalar kurulabilir, küçücük zavallı varlıklarımız son bulabilir ve olması gereken daha muhteşem bir varoluş deneyimi tüm bunların ötesine geçebilir.

 

Tutunma, ne sahip olduklarına, ne ilişkilerine ne de naciz bedenine!

 

Evrende iki tip enerji vardır (Sevgi ve Korku): Duyguların enerji olduğunu, frekanslarının olduğunu yazmıştım daha önce. Koşulsuz sevginin frekansının aydınlanma seviyesine çok yakın olduğunu, korku temelli duyguların da frekanslarının düşük olduğunu...

 

Ne oluyor düşük frekanslı duygu ürettiğimizde?

 

Kollektiften akan yoğun negatif enerji dalgalarına yakalanma olasılığımız artıyor. Bağışıklık sistemimiz düşüyor, kolayca hasta olup, depresif hissedebiliyoruz. Böyle olmasını istemiyorsan sevgili kardeşim, kendi enerji alanını korumak zorundasın. Yeteri kadar bilgilendiysen, seni olumsuz etkileyen haberlerle, kişilere karşı enerji alanını sabit bir frekansta tutmayı öğrenene kadar, mesafeleri deneyebilirsin. Bu günler bunun için çok uygun. Etkilenmemeyi öğrenecek kadar güçlendiğinde mesafelere gerek kalmayacak merak etme! Sevgiden gelen, kalbini genişletip yumuşatan her şey yaradanla arandaki o güçlü bağdan, ruhunun kanalından. Korkudan gelen her şey, kalbini sıkıştırıp üzen her şey ise egodan geliyor.

 

KAYNAK’a güven!

 

Kaos’un içindeki düzen: Kaos yani düzensizlik teoremi der ki; doğadaki her şey bir düzensizlik içerisinde, insan aklının ötesinde bir düzen oluşturarak göze hoş görünür. Ölçmeye kalksak bir ağacın her dalının birbirinden farklı ölçülerde olduğunu fark eder, dalgaların ardı sıra gelmesine rağmen birbirlerinden farklı büyüklüklerde olduğunu, farklı miktarda su taşıdığını görür ama yine de yaratılmışlıklarındaki mükemmeliyete hayran oluruz. Yani düzensizliğin içindeki düzendir KAOS. Şu anda olduğu gibi, bildiğimiz dünya düzeni müthiş bir kaos içerisinde ve bu kaotik ortam bazılarını korkutuyor. Bazıları için ise ilahi düzeni geri çağıran bir sistem bu. Doğa, DURUN dedi BİZ’e! Daha az ağaç kesin, daha az beton dikin topraklarım üzerine ve daha az canlı öldürün yemek için. DURUN ARTIK. Daha az araba kullanın, havayı kirletmeyin! Daha az tüketin! Duymayı bilirsek doğanın sesini, bu günler bizim için bir fırsat.

 

Düşün kardeşim, yeni düzen bizden ne istiyor? YENİ ÇAĞ, YENİ İNSAN kapıda denmişti. Biliyorduk bu günlerin geleceğini. Ve artık gelmişken birlikte fark edelim!

 

Her şer’de bir hayır vardır: Musibet gibi görünen şeyler bizim şu an göremediğimiz daha büyük hayırlara vesiledir. Evren şer’in içindeki hayır, hayrın içindeki şer ile birbirine sarılıdır. Bu yüzden “iyi” ya da “kötü” diye bir şey yoktur. Bizler dualite sisteminin içinde bunları algılayamayız. Ne zaman ki dualiteyi aşar üç boyut algısının üzerine çıkabilirsek daha geniş bakış açılarımız ve sezgilerimiz oluşur. Musibet gibi görünen “Corona virüsü” dünyanın ve üzerinde yaşayan tüm canlıların hayrı düşünüldüğünde belki de üzerine düşeni yaparak geçecektir dünyamızdan, bilemeyiz. Unutma kardeşim görünenin ötesi var. Corona Latince “taç” demek...Olan biten ne varsa bizim taç çakramızla yaradan arasındaki bağımızı işaret ediyor.

 

Dönüşmek için yıkılması gerekenler: İkna edebildiysem dönüşmek zorunda olduğuna bir şeylerin, yıkılacak şeyler olacak hazır ol! İyi bildiğini düşündüğün bazı sistemler, alışkanlıkların, tutundukların, bağlandıkların, bağımlandıkların… Gözden geçir kendini ve bütünü! Neler kalmalı, neler gitmeli? Bir büyük bahar temizliği… Doğa kendi kendini temizliyor. Devamlılığı için hiç de ihtiyaç duymadığı bir türe son bir şans vererek... Bu şansı kullananlardan mı olacaksın, heba edenlerden mi? Karar ver!

 

Titreşimi yüksek olan varlıklar ve yüksek bilinç: ALTIN ÇAĞ, YENİ İNSAN’ı istiyor.

Kim mi yeni insan? Dinle bak!

Yeni İnsan, tüm yaratılmışlarla ve evrenle BİR olduğunu bilen

Yaşama hakkının en kutsal hak olduğunun ayırdında

Kendiyle birlikte herkesin iyiliğini arzu edebilecek şefkatte

Yapabileceklerinin en iyisini BÜTÜN’e sunmak için gayrette

Erdemli davranışları geliştirme konusunda sorumluluk almış

Kendisine ve çevresine olumsuz yansıyanları dönüştürmek için azimle çalışan

Doğa’ya ve CAN’a sevgili, saygılı

Bedenini, ruhunu, zihnini sağlıklı tutan

Yaradanın kelamını duyurmak için hizmette olan kişidir.

 

Ben böyle duydum, böyle bildim. İnananlar da böyle bildiler.

BİZ’e inanıyor, başaracağımızı biliyorum.

Tüm kalbimle...

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
8
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    28 Mart 2020 Cumartesi 13:08

    Yeni dünya bu kadar güzel anlaşılırmış. Artık eski alışkanlıkları son verip , gelecek yeni dünyaya hoş geldin demenin zamanı.. Korkunun ecele faydası yok.. ellerine sağlık canım..

    Cevapla
  •  
    23 Mart 2020 Pazartesi 17:27

    Çok etkileyici iyi geldi..

    Cevapla
  •  
    22 Mart 2020 Pazar 12:12

    Her cümlesi çok etkileyici olan bir yazı, almasını bilene etkileyici sanırım Ben almam gerekeni aldım. Değişim hepimiz için. Bunu kabul etmek sürece karşı durmaktansa süreçle birlikte akışa geçmek en önemlisi bu durumda. Herkesin dönüp kendisiyle yüzleşmesi ve kendi kabullerini özşefkatle yapmalı

    Cevapla
  •  
    21 Mart 2020 Cumartesi 15:32

    Ellerine sağlık çok güzel bir yazı

    Cevapla
  •  
    21 Mart 2020 Cumartesi 10:35

    Bilgeye sormuşlar Ölümden korkuyormusun diye.Oda demişki;Ben varken Ölüm yok,Ölüm varken ben yokum niye korkayım. Bunu öğrendikten sonra bu konuyu içsellestirmeye Çalışıyorum.

    Cevapla
  •  
    21 Mart 2020 Cumartesi 09:05

    Seni zevk ve gururla takip ediyorum.işte benim kızım bu.Takdir ediyor um.yazılarının devamını diliyorum.yolun herzaman açık olsun..öpüyorum

    Cevapla
  •  
    20 Mart 2020 Cuma 13:34

    Umut...Her zaman biraz umut...Insanliktan umudumuz var.

    Cevapla
  •  
    19 Mart 2020 Perşembe 16:27

    Mükemmel özetlemişsin

    Cevapla

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 13386

  • Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl kısıtlayabiliriz?
    Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl...

    Süresi : 03:47 İzlenme : 1384

  • Arvigo masajı nedir?
    Arvigo masajı nedir?

    Süresi : 03:37 İzlenme : 300

  • Menopoz sıkıntılı mı olmalı?
    Menopoz sıkıntılı mı olmalı?

    Süresi : 09:56 İzlenme : 381

  • Kırmızı ip ritüeli
    Kırmızı ip ritüeli

    Süresi : 02:00 İzlenme : 0

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön