Yetişkinler için çocukları dünyada olan “kötü şeylerden” koruma rehberi

Birkaç ay önce Koç Üniversitesi otobiyografik bellek laboratuvarının yürüttüğü toplumsal olayların hatırlanması ile ilgili bir çalışma için online bir anket doldurup çalışmaya katılmıştım. Anket soruları aracılığıyla şöyle bir belleğimi geriye doğru yokladığımda çocukluğumun ve gençliğimin ne çok toplumsal acıya şahitlik ettiğini ve o dönemde yetişkinlerin pek de çocukların neleri gördüğü, duyduğu ve bunların onları nasıl etkilediği konusunda farkındalıklarının olmadığını fark ettim. Çevremdekilerle konuştuğum kadarıyla bu birçoğumuz için geçerli bir durum. Acaba bu pek çoğu olumsuz toplumsal olayları duyarak, görerek, düşünerek büyümüş olmak benliğimiz ve toplumsal hafızamız üzerinde nasıl etkiler oluşturmuştur? Biz dünün çocukları, bugünün “daha farkında” yetişkinleri olarak; bugünün çocukları için neyi daha iyi yapabiliriz, onları olan kötü şeylerden nasıl koruyabiliriz?

 

Bunu düşünmek zorundayız. Çünkü şiddete hayatın içinde maruz kalma (teknoloji veya ilişkiler yoluyla) ile şiddetin artması arasında bir ilişki var. Bugünlerde bunun için pek çok ebeveynin haberleri izlemediğini, eve gazete almadığını, gün içinde yetişkinlerle konuştukları pek çok konuyu evde konuşmamaya çaba harcadıklarını duyuyorum. Zihnimiz gün içinde sosyal, ekonomik, politik pek çok problemle meşgulken, eve geldiğinde kendini farklı bir moda almaya çabalıyor. İşte böyle zor zamanlarda her şeye rağmen hayatın güzel tarafını korumaya çalışıp, umudu kaybetmemenin yolunu ararken, kendimiz, sevdiklerimiz ve en çok da pek çok olandan habersiz çocuklarımız için, onların mutlu ve güvende hissetmeye devam edebilmesi için çabalarken aklıma hep “Hayat Güzeldir” filminin iç burkan sahneleri geliyor.  Bir babanın (filmdeki adıyla Guido) toplama kampında oğlunu Nazilerden saklarken çocuğuna tüm olup bitenlerin bir oyun olduğunu, bu oyunu kazanırlarsa doğum gününde ödül olarak istedikleri tankı vereceklerini söyleyerek en zor koşullarda dahi umut etmeye devam edebilmenin somut karşılığını hepimize hatırlattığı kült filmin içimizde naif kalan yerlere dokunan sahneleri...

 

Böylesine acı dolu ve zor zamanlarda dahi bunları yapabilmiş kişilerin hikayeleri insana ve insanın mücadele gücüne dair her zaman umut veriyor bana, filmin sonunda o filmin yaşanmış bir öyküye dair olmasını ve kahramanın gerçek hayattaki akıbetini görmeyi bekliyorum heyecanla, ve eğer gerçek bir hikayeyse filmde anlatılanlar, içimde sanki yeniden filizleniveriyor solmuş, vazgeçmiş, kırılmış insanlık yanlarım... Sonra da hemen bugünü düşünüyorum; peki ya bugün olsa, dünyanın her yanının şiddet, kötülük ve kirliliğe bulandığı, ve teknolojinin tüm “son dakikaları” an be an evimize ulaştırarak umudumuzdan çaldığı bugün olsa;  Guido “şiddet ve kötülükle baş etmek” için oğluna neler derdi, nasıl bir çözüm üretirdi diye...

 

Belki yaşananları bir oyuna dönüştürmek bugünün çocukları bu kadar çok soru sorarken ve şiddet içerikleri farklı araçlarla günlük yaşama ince ince sızmışken sürdürülebilir olmayabilir. Ancak günümüz çocuklarına, bugünün yetişkinlerinin (ki onlar olumsuz toplumsal olaylardan çok da uzak tutulmamış geçmişin hafızaları acı dolu çocukları) dünyada olup biten kötü şeyleri açıklamak, internet ve televizyon üzerinden karşılaştıkları şiddetten korumak ve dahası evde, okulda, serviste, sokakta karşılaştıkları şiddetle baş edebilmeleri yönünde onlara destek olmak için bir strateji belirlemesi gerekiyor.  Bunu yapmalıyız çünkü beynin duygu merkezi sağlıklı işlev gören, baş etme becerileri olan çocuklar yarının güzel günlerini kuracaklar. Bunu yapmalıyız çünkü çocuklar yeterince iyi korunmadığında herhangi bir şiddet içerikli olayda gerçeklik ve kurgu arasındaki ayrımını yapmakta zorlanıyorlar,  tehlikenin ne derece yakın olduğunu kavrayamıyor, kendilerinin ve sevdiklerinin ne kadar risk altında olduklarını anlamak için yetişkinlerin tepkilerini izliyorlar ve giderek daha kaygılı, stresle başetme becerileri zayıf, dünyaya ve insanlara güvensiz bir kendilik geliştiriyorlar. Dolayısıyla bu tür durumlarla ilişkili stratejinin yetişkin cephesindeki çerçevesi konuşmaya hazır olmak, akılcı önlemler almak, güvenilir ve doğru bilgiler vermek ve temel insani değerleri öğretmek ile çizilirken, içeriğini aşağıdaki maddeler doldurabilir:

 

- Çocukların maruz kaldıkları “şiddet içerikli” herhangi bir şey konusunda bilgi edinmeliyiz. Onları ne gördükleri, ne duydukları, ne bildikleri konusunda konuşmak için teşvik etmeliyiz. Buna hazır oldukları zamanı yakalamak ve özellikle daha küçük çocuklar için bazen bir oyun, bir resim, bir kitap eşliğinde bu konuşmayı yapmak kolaylaştırıcı olabilir. Bunu evde ebeveynler okulda da öğretmenler mutlaka yapmalılar. Burada en güvenli yol duygulardan konuşarak başlamaktır (örneğin tv’de bir sahne görmüş olabileceğini düşünüyorsanız “insanların yaralandığını duyunca çok üzüldüm, sen nasıl hissediyorsun” gibi) ve neler bildiğini sormak (“kötü bir şey olmuş, sen bu konuda neler duydun” gibi) önemlidir. Olumsuz duyguların konuşulabilir olduğunu görmek sıklıkla daha iyi hissettirecektir. Bu konuşma yaşananlarla ilgili algısının ne derece doğru olduğuna dair de size ipucu verecektir. Çocukların dünyada bazen bizi korkutan kötü şeyler olabildiğini ancak iyi şeylerin daha çok olduğunu güvendiği yetişkinlerden duymaya ihtiyaçları vardır.

 

- Çocuklar “kötü bir şeyler” olduğunu fark ettiklerinde kendi güvenliklerini sorgulamaya başlarlar. Onlara her zaman gelişim düzeyi ve yaşına uygun bilgiler vermek ve olayları bir bağlam içerisine yerleştirmek, doğru ancak kaygıyı arttırmayan bilgiyi paylaşmak önemlidir. Yaşa uygun yaklaşım dediğimizde şöyle düşünebilirsiniz;

 

Okul öncesi ve ilkokul çocukları, okulunun ve evinin güvenli bir yer olduğunu ve çevresindeki yetişkinlerin onu korumak için hazır olduklarını garanti eden, aynı zamanda da kısa ve basit bilgiyi almaya ihtiyaç duyarlar. Onlara somut olarak güvenlik için yapılanlar hakkında hatırlatmalar yapılabilir. Örneğin “evimizin kapısını kilitleyerek uyuyoruz, okulda her zaman en az bir nöbetçi öğretmeniniz bahçede size yardım için bulunuyor” gibi.

 

Ön ergenlik ve ergenlik döneminin ortalarında çocuklar daha çok sorgulamaya başlarlar. Onlara alınan güvenlik önlemleri daha detaylı anlatılabilir ayrıca kendi kendilerini korumak için neler yapabilecekleri üzerine konuşulabilir.

 

Lise çağı çocukları okullarında, evde ya da toplumda beliren trajedilere son derece hassastırlar ve interneti çok aktif kullanmaları nedeniyle hemen her şeyden haberdar olurlar. Onların fikirlerini dinlemek, koruma ve korunma önlemleri için aktif  katılımlarını desteklemek, bu konuda nasıl etkinlikler yapılabileceği konusunda önerilerini dinlemek, onları sivil toplum örgütlerinin çalışmaları ile tanıştırmak önemlidir.

 

- TV ya da internet üzerinden çocukların şiddet içeriklerine maruz kalmamasına mutlaka dikkat edilmelidir. Bu kesin kuraldır. Hiç korkmadığını söyleyerek bazı görüntüleri izleyen pek çok çocuk daha sonra farklı kaygı sorunları yaşamaktadırlar. Şiddet her yaş için ama en çok da çocuklar için dehşet verici ve zorlayıcıdır.  Araştırmalar teknoloji üzerinden şiddet görüntülerine maruz kalmanın arttığı durumlarda çocukların daha az güvende hissettiğini ve bu durumun onları giderek şiddete duyarsızlaştırdığını vurgulamaktadır.

 

- Çizgi filmler, filmler ve oyunlar aracılığıyla yansıtılan şiddet hakkında doğrudan konuşulmalıdır.

 

- İnsani değerler her zaman geçerlidir, yetişkinler olarak temel insani değerleri bilmelerini ve üzerine düşünmelerini, hayatlarındaki örneklerle bunları somutlaştırmalarını sağlamalısınız. Örneğin “şiddet bir sorun çözme yöntemi değildir ve şiddetin olduğu yerde, içinde yer alan herkes zarar görür, bunu kesinlikle onaylamıyorum” sizden duyması gereken cümlelerdir. Bazı oyunlar ya da filmler, diziler için “herkes izin veriyor” tuzağına düşülmemelidir, çocuğa bu programın verdiği mesajı onaylamadığınızı, şiddeti izlemenin eğlenceli bir şey olmadığını, bunun ailenizde izin verilen bir şey olmadığını söylemelisiniz.

 

- Çocuklar yetişkinler tarafından şiddetin farklı şekilleri (duygusal, cinsel, fiziksel, sözel vb.) hakkında da bilgilendirilmelidir ve yetişkinlerin kendileri de şiddetsiz iletişimi benimsemelidir. Farklı problem çözüm yolları hakkında konuşulmalı, gerekirse rol canlandırma çalışmaları yapılmalıdır.  Örneğin, “arkadaşın senin oyuncağını aldığında önce ona nazikçe onu geri almak istediğini söyle, bu işe yaramazsa o ortamda o sırada ilgini çeken başka bir oyuncak olup olmadığına bak. Eğer bu da işe yaramazsa çevredeki bir yetişkinden yardım iste”.

 

- Ergenliğe yaklaşırken uygun bir zamanda çocuklarla, neden çocukların çeteler oluşturduğu hakkında konuşulmalıdır. İnsanların bir gruba ait olma ve diğerleri tarafından destek görme ihtiyacından bahsedilmelidir. Onun çeteler hakkında neler bildiği, çetelere dahil olan çocukların karşılaştıkları tehlikeli durumlar ve bu durumlarda görebilecekleri zararlar hakkında konuşulabilir. Doğru olanın gruba aidiyet ve destek alma ihtiyacının, birlikte eğlenilen ve birbirlerine önem veren, insani değerleri içeren topluluklar içinde karşılanması olduğu anlatılmalıdır.

 

- Olası kendilerini güvende hissetmeyecekleri senaryolar hakkında konuşularak, o sırada yapabilecekleri konusunda çocuklar hazırlanabilir. Ayrıca her zaman onlara yardımcı olmak için hazır olduğunuz belirtilmelidir.

- Yine tabii mutlaka kendi davranışlarınızın da farkında olmalısınız.  Çatışmalara, olumsuzluklara nasıl yaklaştığınız, problemlerinizi nasıl çözdüğünüzü, nasıl tepki verdiğinizi gözlemlediklerini ve benzer davranışları modelleyebileceklerini unutulmamalısınız. Kendinize “ben problemler ve olumsuz duygular ile nasıl başa çıkıyorum” diye sorabilirsiniz.

 

Çünkü şiddet ve kötülük var olsa bile, buna rağmen içinde iyiliği, dayanışmayı, umudu, insani değerleri derinden hisseden ve  insan haklarını içselleştirmiş çocuklar büyüdükçe başka bir dünya hayali de büyüyecek. Ancak böyle hayat güzel kalmaya ve iyi ve ahlaklı bir insan olabilmek her şeyin üstünde olmaya devam edecek... Hoşgeldin bahar, iyilik, güzellikle gel...

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Stresi nasıl yönetebiliriz?
    Stresi nasıl yönetebiliriz?

    Süresi : 02:04 İzlenme : 3968

  • Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk dizileri ve kitaplar hakkında konuşuyoruz
    Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk...

    Süresi : 30:30 İzlenme : 578

  • "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"
    "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"

    Süresi : 21:25 İzlenme : 900

  • Evde kot eskitme nasıl yapılır?
    Evde kot eskitme nasıl yapılır?

    Süresi : 00:56 İzlenme : 6569

  • Güle güle plastik
    Güle güle plastik

    Süresi : 00:36 İzlenme : 385

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön