Yakın ilişkilerde ferahlığa doğru

Bu aralar yakın ilişkiler konusunda şimdiye kadar hiç olmadığım kadar rahat bir yerde buluyorum kendimi. Öyle bir ferahlık ve hafiflik içindeyim ki pufff... Korkular, kaygılar, çekinmeler; büyük oranda ortamı terk ettiler ve açılan alanda rahatça at koşturabilirim gibi geliyor artık. Şükür, çok şükür...


Kadınlarla yakınlaşmak zaman zaman bir mesele oldu benim için. Daha önce de yazmıştım sanırım, ortada bariz bir çekim olduğunda belki daha kolay(dı) ama öyle olmayıp da olasılıkları, acabaları değerlendirmek, bakmak, deneyimlemek söz konusu olduğunda birçok durumda geri tuttum kendimi; at(a)madım bazı adımları...


Bu geri tutuşun arkasında, görebildiğim ve göremediğim çeşitli sebepler var elbette. Beni yakından tanıyanlar bunu benden duyduklarına şaşırabilir ama zaman zaman değersizlik/yetersizlik gibi kök inançlar durdurdu beni, bazen de karşı tarafı kendime layık görmeyen kibirli hâller; kimi zaman performans kaygıları; bazı bazı aşırı derecede ince eleyip sık dokumalar (haddinden fazla seçicilik); bazen de "Ya bir adım atar da sonra geri basmak istersem ve bu durum O'nu üzerse..." gibi zihnime üşüşen sorular, çekinceler, korkular; görebildiklerimin bir kısmı.


İşte bunların üstümden patır patır düştüğü bir süreçteyim öyle sanıyorum ki...


Bu süreci tek kelimeye indirgemek istesem "özgürleşme" derdim. Korkulardan, zihnimdeki kir-pastan, öğrenilmişliklerden, rollerden, karşı tarafı gereğinden fazla düşünmelerden özgürleşme... Ve akabinde kendim dediğim varlıkla olan bağlantımı daha da güçlendirme ve her şeyden önce onun ne istediğini, hissettiğini, arzuladığını fark etme ve adımlarımı bunlara yönelik atma cesareti...


Bu süreçte benim için şüphesiz ve tartışmasız bir şekilde tam şeffaflık ve açıklık, olmazsa olmaz. Kendime samimiyetle başlamak ve bunu karşımdaki kişilerle de aynı şekilde sağlamak. Ne istiyorum, ne istemiyorum; ne arzuluyorum; çekincelerim-korkularım neler; beklentilerim neler; ve aynı şekilde diğerini de duymak, dinlemek... Ve kesişiyorsak ne âlâ, oralardan ilişkilenmek...



Mutlak dürüstlüğü alana getirdiğimiz ve bundan taviz vermediğimiz sürece zorlandığımız birçok konunun kolayca çözüleceğini düşünüyorum. Gizli ajandalar, paylaşılamayan düşünceler, içimizde gezinen ama ışık tutulmayan, görülmeyen utanç ve diğer duygular, kendinle bağlantı kuramamalar olduğunda ise işlerin arapsaçına dönmesi kaçınılmaz. Ki çoğunlukla olan da bu sanki, ilişkilenmelere baktığımda...


Her şeyin olası olduğunu, "normal" diye bellediğimiz hiçbir kalıba uymamızın gerekmediğini, kendimizi hiçbir ilişki formatına sokmamıza gerek olmadığını hem gönülden hem zihnen kabul ettiğimizde işler epey kolaylaşacak gibi geliyor bana. Bu durumda içimizin, özümüzün deneyimlemek istediği durum, hâl ve tecrübelerle bağlantıda kalacak ve bunun peşinde olacağız. Utanmadan, çekinmeden, korkmadan bunları önce kendimize, sonra da herkese kolayca aktarabiliyor olacak ve kesişim kümelerimizden öpeceğiz birbirimizi.


Bu kümeler bazen yoğun bir aradalıklara, ilişkilenmelere götürecek bizi; bazen hafifçe dokunacağız birbirimize; bazen teğet geçecek, bazen de hiçbir şekilde yaklaşmayacağız bile. Ama her durumda iç ve dış bağlantıyı kurabildiğimiz sürece; olması gereken neyse, olmak isteyen neyse o zuhur edecek.


İşte tam bu noktada hesaba-kitaba, muhasebeye gerek kalmıyor. Kendileriyle ve birbirleriyle olabildiğince derin ve şeffaf bağlantı kurabilen, orada her ne varsa onu ifade etmeye açık olan kişiler kusursuz bir şekilde yaşamaları gerekeni yaşayacaklar. Bu bazen birkaç dakika sürecek, bazen bir gün, bazen de bir ömür; bazen sohbetten ibaret olacak, bazen derin duygular eşlik edecek, bazen cinsel temas... Ama ne olması gerekiyorsa o olacak. Her daim iç/dış bağlantıyı koruyup kendinin farkında olduktan ve kendin olmanın gereğini yerini getirdikten sonra ortada ne hata olması mümkün, ne de yanlışlık!


Bütün bunlar demek değil ki bu durumda hiçbir şekilde üzgünlük, hüzün, yas yaşamayacağız. Bu da gelecek ve bunun da hakkını vereceğiz. Karşımdaki ile oluşan kesişim kümesi belki benim beklentilerime göre dar gelecek, belki diğerine göre fazla bile geniş olacak; ya da karşımdaki kesiştiğimizi sanarken ben başka bir hâlde olacağım mesela ve bu durumlarda uyuşmazlıklar, denk düşmemeler olacak ve evet birileri üzülebilecek. Lakin mutlak şeffaflık ve dürüstlük çerçevesinde ilişkilendiğimiz için ortada bir suç ya da suçlu olmayacak; sadece durumların, enerjilerin, titreşimlerin beklediğimiz gibi kesişmemesi sebebiyle ortaya çıkan ve yaşanması gereken deneyimler, duygular ortaya çıkacak... ki bütün bunlar bizi daha da var kılacak, kendimizi bulmamızı kolaylaştıracak ve büyütecek.


Evet biraz cesaret gerekiyor; kendin olmak, kendinle bağlantıda kalmak, her an tetikte olup her an kendinin farkında olmak kocaman ve bitmeyen, tam zamanlı bir iş ve bazen çok yorucu olabiliyor. Bizden beklenen ne ise onu vermek, onu yaşamak, üstümüze giydirdikleri gömleklerle yaşamak belki daha kolay... da... Bu da pek tatsız yahu; koşullanmalarla, ezberlerle, korkularımızın arkasına saklanarak, maskelerle yaşadığımız yetmedi mi? Dünya neden çoğumuz için bu kadar tatsız tuzsuz bir yer sanıyorsunuz?..


Tada tuza erişmek için önce kendimize erişmemiz gerekiyor. Sadece bu yazıda işlenen yakın ilişkiler konusunda değil elbette, yaşamın tümünde...



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.