HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Beş yıl sonrasını hiç hayal ediyor musunuz?

Beş yıl sonraki haliniz bugün size ne söylerdi?

Hayatınızın ustalık dönemine doğru bir yürüyüş yapacak olsanız, bu yola çıkarken yanınıza neleri alırdınız?

Çoğumuz bu sorularla karşılaştığında biraz duraklar.

Bazen karışık duygular hissederiz.

Bazen de zihnimiz hemen başka konulara kaçmak ister.

Ben bu sorularla ilk kez yıllar önce koçluk eğitimi sırasında tanıştım.

Koçluk eğitimi almaya başladığımızda her modül benzer bir ritimle ilerliyordu:

Önce konu anlatımı, ardından uygulamalı örnekler...

Sonrasında ise sınıftan bir arkadaşımızla eşleşip odalara çekiliyor, süpervizör eşliğinde ikili ya da üçlü koçluk çalışmaları yapıyorduk.

Sınıfta yapılan uygulamalarda hocalarımızdan koçluk alabilmek için elim neredeyse her zaman havadaydı.

Bir gün eğitmenlerimiz "Koçlukta Ustalık Yürüyüşü" adını verdikleri bir uygulamadan bahsettiler.

Uygulama zamanı geldiğinde yine parmağım havadaydı.

Bu seferki koçluk biraz farklıydı.

Ayakta yapılacaktı...

Ve bizi izleyen yaklaşık otuz kişi vardı. Adeta filmlerdeki seanslar gibi.

Uygulama başladığında seyircilerle aramda hayali bir perde olduğunu düşündüm.

Sanki hiç yoklarmış gibi sorulara cevap vermeye başladım.

Sonra zihnimde beş yıl sonrasına yürüdüm.

Beş yıl sonraki halimden bugünkü kendime baktım.

Ardından tekrar bugüne döndüğümde gözlerimden yaşlar akıyordu.

Sınıfta da birçok kişinin gözleri dolmuştu.

O an o kadar gerçekti ki... Sanki gerçekten gidip gelmiştim.

Kırk yaşında olsam da şunu çok net hissettim:

Evet, ben hâlâ kendi hayallerim için koşabilecek cesarete sahibim.

Ne olursa olsun mücadele edeceğim.

O gün zihnime bir tohum düştü.

Ve kendime söylediğim cümleyi hâlâ çok net hatırlıyorum.

Seansın sonunda hocam, söylediklerimden aldığı notları bana verdi.

Son söylediğim cümle A4 kâğıdının tam ortasında, büyük bir gazete manşeti gibi yazıyordu:

"Asla vazgeçme.

Hayallerinden vazgeçme.

Durma, ilerle."

O kadar duygulanmıştım ki izin isteyip biraz hava almak için dışarı çıkmak zorunda kaldım.

Bugün o deneyimin üzerinden on yıldan fazla zaman geçti.

Ve her hatırladığımda yine aynı duyguyu yaşıyorum.

Daha da ilginç olan şu:

O gün koçluk sırasında yazdığım eylem adımlarına bugün baktığımda, gerçekten onları gerçekleştirdiğimi görüyorum.

İnanılmaz ama gerçek.

Bir şey yazılı olduğunda, adeta beyninizle bir kontrat yapmış gibi oluyorsunuz.

Ve o hayal ettiğiniz kişiye dönüşmek için mücadele etmeye başlıyorsunuz.

Benim için koçluk ve inanç işte bu deneyimle gerçek anlamda içselleşti.

Bugün profesyonel bir koç olarak size sormak istiyorum:

Rüzgârla mücadele etmekten yorulup kendini akıntıya bırakmış bir tekne gibi mi hissediyorsunuz?

Yoksa iddianızdan vazgeçip yelkenleri suya mı indirdiniz?

Belki de kendinizi koca okyanusun ortasında amaçsızca sürüklenen bir tekne gibi görüyorsunuz...

Ama iyi bir haberim var.

Bu karanlık havadan çıkmak ve güneşli rotalara doğru ilerlemek mümkün.

Belki şu anda hayatın ortasında rüzgârı kaybetmiş bir tekne gibi hissediyorsunuz.

Belki yorgunsunuz.

Belki de bir süredir hayallerinizi ertelemek zorunda kaldınız.

Ama unutmayın;

Denizde yönünü kaybeden her teknenin yeniden rota çizme şansı vardır.

Yeter ki siz vazgeçmeyin.

Çünkü bazen hayatın bize söylediği tek şey şudur:

"Rüzgâr hâlâ var.

Sadece yelkenleri açmayı hatırla."

Paylaş:
brush-purple Yorumlar