İnsanoğlu dünyaya geldiği andan itibaren sevme ve sevilme ihtiyacı duyar. Ekmek - su nasıl ki fiziksel ihtiyacımızsa sevme ve sevilme duygusu da ruhumuzun gıdasıdır. İnsanın sevgiye zaafiyeti vardır. Tüm hayatımız boyunca bu duyguyu tam anlamıyla içimizde hissedebilmek için çabalarız. Sevdiğimiz zaman mı güveniriz, güvendiğimiz zaman mı sevgi duyarız? İki bilinmeyenli denklem belki de...


Bir insanı sevebilmek irademiz dışında gelişir. Birçok şeyi sevmek için gayret edebiliriz belki ama bir gönlü bir başka gönüle akıtabilmek kendiliğinden oluşur. Sevmenin yönlendirmesi, zorlaması olmaz. Birini sevebilmek karşınızdaki kişinin çok mükemmel olmasıyla da bağıntılı değildir. Sevme duygusu nedensizce ve hesap kitap yapmadan insanın kendi kalbinde bağımsızca gelişir. Ancak sonrasında sevgiyi yönlendiren, devam ettiren, büyüten ya da yok eden bir sürü etmen devreye girer. İşte bu faktörlerin en önemlisi ve olmazsa olmazı da güven duygusudur...


Bir ilişki önce sevgiyle başlar, sonrasında güven duygusunun kucağında yol alır... Evet, ilk günlerde sevginin bir adım önde gittiği doğrudur. Aşk hissiyatıdır bizi ilk anda etkisi altına alan duygu. Kalp öyle hızlı çarpar, göz öyle kör olur ki bu nedenle sadece bir duyguya odaklanırız. "Ben bu kişiye güvenebilir miyim?" diye sorgulamayız hemen. Kaldı ki bazen baştan da bilebiliriz yanlış kişiye aşık olduğumuzu fakat ilk andaki duyguların yoğunluğu bu sorgulamaların önüne geçer. Özellikle de sevgiyi baş tacı eden biz kadınlar en olmayacak zaman ve durumlarda elle tutulacak sebepler ve bahaneler bularak güvenmeyi tercih ederiz. İnsan en başta sevdiği kişiye koşulsuz şartsız güveneceğini düşünür. Çünkü ona kalbini vermiş ayrı bir yere koymuştur. Fakat bir süre sonra ilk günlerdeki akıl tutulması geçecek ve aslolan güven duygusu sorgulanmaya başlayacaktır. O kişi güven duygunuzu tatmin etmiyorsa da "acabalar"ın belirmesi kaçınılmaz olacaktır.


Güven karşınızdaki kişiye kendinizi emanet etmenizdir. Güven duymadan fikirlerinizi, düşüncelerinizi, içinizi kısacası gerçek sizi açamazsınız. Bu inancı oluşturacak olan şey ise o kişinin tavır, davranış ve kişiliğiyle bunu yansıtmasıdır. Sözlerinin, söylediklerinin arkasında durmasıdır. Verilen vaatlerle, ortadaki gerçeklerin örtüşmesi güvenmenizi sağlayacaktır.


Sevginiz var olsa da yeterli güven oluşmazsa o ilişki içinde belli bir süre sonra kaos ve mutsuzluk hüküm sürecektir. Seviyor ancak güvenmiyorsanız hep diken üstünde bir ilişki yaşayacak ve zamanla sevmekten de yorulacaksınız.


Somut bir örnekle şöyle açıklayabiliriz: Bugün pek çok evliliğe baktığımızda sevgi duygusunun yerini zamanla saygıya bıraktığını görmekteyiz. Çiftler bazen sevgileri bitse dahi evliliklerini tek kalemde harcamazlar. Saygı, güven, huzur, alışkanlık gibi etkenleri göz önüne alarak yollarına devam ederler. Ancak ihanet, aldatılma, yalan gibi olaylarla güven duygusu yitirildiyse evlilik kurumu o noktada çatırdar ve sona doğru gider. Çünkü güvenmek bir beraberliğin can damarıdır. Güven öyle ince bir çizgidir ki yerine başka hiçbir duyguyu koyamazsınız. İçinize kuşku bir kere girdiyse ne yazık ki sinsice o sevgiyi de kemirip yok edecektir.


Net olan şudur ki, güven her duygunun üstündedir. Sevgiler zamanla azalabilir, tamamen de bitebilir. "Seviyorum" sözü herkese kullanılabilir de "sana güveniyorum" diyebilmek daha büyük iltifattır. Unutmayınız ki ancak güvenli ellerdeyseniz deli dalgaları aşıp sakin limanlara yanaşabilirsiniz.


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.